İstanbul içinde Eski Saray yakınında temelini attığı güzel camiin yapımına 903 [1497-98] senesinde başlandı ve 911 [1505-06] senesinde tamamlandı. Bu cami-i şerifin vasıfları hemen bu padişahın yüce babası İstanbul fatihi Sultan Mehmed Han-ı Gazi’nin anlatılan camii vasıflarına yakındır, ama bu camiin iki düzgün minaresi birer şerefeli olup camie bitişik değildir. Camie bitişik sağ ve solunda yolcular için iki adet misafirhane yapılmış, minareler onlara bitişiktir. Daha sonra o misafirhaneleri camie katılarak cami iki taraftan da genişledi. Kıble kapısından ta mihraba kadar zergerdan ayak ile (—) ayaktır ve eni sağ ve solundan (–) ayaktır. Eni boyundan uzun olmuş olur, zira anılan bu haneleri katmışlardır.

Öncelikle dört yüksek ayak üzere göklere baş uzatmış yüksek, yuvarlak bir kubbesi vardır. Kıble tarafında mihrap üzere ve kıble kapısı üzere yarım kubbeler de büyük kubbeye eklenmiştir. Camiin sağ ve solunda iki hünnap renginde (kırmızı) somaki sütunları var ki benzerleri meğer Mısır’da Sultan Kalavan Camii’nde ola. Bu sütunlar üzere cami içinde iki kat kandil takacak çemberler ile bezenilmiş süslü bir camidir. Bu camiin sağında Osmanoğlu padişahlarının cuma namazı kılacakları yüksek bir makam yapmışlar ki benzersizdir.

Daha sonra Sultan İbrahim Han (—) tarihinde bu mahallin üç tarafına altınlı ve yaldızlı şebeke kafesler yapmış, sanki cennet bahçesi kafesi oldu, ama mihrabı, minberi ve müezzinler mahfili ham mermerden sade güzelidir. Mihrap üzere Hattat Şeyh yazısıyla (—) (—) (—) yazılmıştır. Beş kapısı vardır. Dış avlusunun dört tarafında yan safalarında çeşit çeşit (—) adet sütunlar üzere (—) adet ters dönmüş tas gibi kubbeler vardır. Avlunun ortasında büyük bir havuzu vardır. Bütün cemaat orada abdest tazelerler.

Bu camiin temeline başlandığında mimarbaşı, “Padişahım mihrabı nice koyalım?” diye sorunca Sultan Bayezid-i Veli mimara hitap edip, “Ayağım üzere bas” derler. Mimar ayağı üzere basınca Kabe-i şerifi görüp hemen mimar Bayezid Han’ın ayağına yüz sürüp mihrabı önce yaptı. Sonra yine mihrapta iki rek’at hacet namazını Bayezid-i Veli kılıp hayır ile tamamlanması için hayr dua ederler. Tamamlandıktan sonra ilk cumada nice yüz bin cemaat içinde Bayezid-i Veli buyururlar ki, “Her kim ikindi ve akşam namazının sünnetini ömründe terk etmemiş ise o imamlık etsin” buyurduklarında deniz gibi cemaat içinde ikindi ve akşam namazı sünnetini tertip üzere kılmış bir adam bulunmadı. Meğer kendileri tertip sahibi imişler.

“Elhamdülillah seferde ve hazarda uzun müddet ömrümüzde biz bütün sünnetleri terk etmedik” diye imamlık ederler. Gayet helal ve temiz mal ile yapıldığından gayet ruhaniyetli camidir. İstanbul’un çarşı ve pazarı içinde bulunduğundan gece gündüz binlerce cemaati olur. Defalarca meydana gelmiştir ki bir cemaat ikindi namazını kılıp selam verdikten sonra bir cemaat de kamete başlayıp evvelki cemaate Ayetelkürsî okumaya engel olup başka cemaat dutar. Ta bu derece büyük kalabalık olur.

Bütün Frengistan’da yıldızlar ilmine sahip olan üstad kefereler, mîkâtlarını ve kıble göstericilerini Bayezid Han Camii’nde düzeltirler. Dünyaca meşhur bir sağlam mihraptır. Bu mihraptan başka Sultan Bayezid-i Veli’nin fethettiği ülkelerde ve başka yerlerde toplam (—) altmış hutbe ve mihraba sahiptir. Emir Buharî Tekkesi ve camii, Galatasarayı ve camii Bayezid Han yapısıdır.

Kaynak: Kahraman, Seyit Ali; Dağlı, Yücel, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: İstanbul, 1. Cilt 1. Kitap, YKY Yayınları, İstanbul, 2003, s. 106-108.

✶ Medien