Darphane Medresesi veya İmaret Medresesi’nin dört satırlık Arapça inşa kitabesi günümüze ulaşmıştır; ancak kitabe ağır biçimde tahrip olduğundan metnin tamamı okunamamaktadır. Buna karşılık Evliya Çelebi’nin 1935 tarihli Seyahatnâme IX. cilt neşrinde yer alan “Ve medresenin mukabelesinde yol aşırı darbhane medresesi Sultan Keyhusrev ve Hatununundur.” ifadesinden, yapının 17. yüzyılda Darphane Medresesi adıyla anıldığı ve Sultan Keyhüsrev ile bir hatunla ilişkilendirildiği anlaşılmaktadır.

Buradaki Sultan Keyhüsrev’in, Antalya’nın erken Selçuklu dönemiyle bağlantısı nedeniyle I. Gıyâseddin Keyhüsrev olması en kuvvetli ihtimaldir. Bu durumda Evliya’nın sözünü ettiği hatun için başlıca aday, kaynaklarda I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in eşi ve I. Alâeddin Keykubad’ın annesi olarak anılan Ümmühan Hatundur. Bunun yanında I. Gıyâseddin Keyhüsrev’in Bizans’taki sürgün yıllarında evlendiği, Bizans aristokratı Manuel Mavrozomes’in adı bilinmeyen kızı da bir diğer ihtimaldir. Ancak Ümmühan Hatun ile Mavrozomes’in kızının iki ayrı kadın mı olduğu, yoksa farklı kaynak geleneklerinde aynı kişinin farklı biçimlerde tanımlanıp tanımlanmadığı tam olarak açıklığa kavuşmuş değildir.

Evliya Çelebi’nin kastettiği hükümdarın II. Gıyâseddin Keyhüsrev olması daha zayıf olmakla birlikte tamamen dışlanamaz. Bu durumda “hatun” için II. Gıyâseddin Keyhüsrev’in eşlerinden Gürcü Hatun Tamar, Berdûliye Hatun veya Eyyûbî hanedanından Gaziye Hatun gibi isimler gündeme gelir. Özellikle Gürcü Hatun’un II. Gıyâseddin Keyhüsrev’in en tanınmış eşlerinden olması ve aynı dönemde Antalya bölgesindeki Selçuklu saray faaliyetleriyle ilişkilendirilmesi onu dikkat çekici bir aday hâline getirir; ancak bu kadınlardan herhangi birini Darphane Medresesi’yle doğrudan ilişkilendiren bir kitabe veya çağdaş belge bulunmamaktadır.

Dolayısıyla Evliya Çelebi’nin “Sultan Keyhusrev ve Hatununundur” kaydı yapının Selçuklu hanedanıyla bağlantısı açısından önemli bir tarihî tanıklık olmakla birlikte, söz konusu hatunun kimliği kesin olarak belirlenememektedir.

Kitabesi:

Elhamdu lillâhi ‘alâ fadlihî ve na’mâihî ve [silik]

Ve ba’du lekad ………. [silik]

Fî eyyâmi devleti’l-sultâni’l-a’zam?…… [silik]

El-fakîru ilâ Allâhi te’âlâ …….. [silik]

Kaynak: https://books.google.com/books/about/Antalya_da_T%C3%BCrk_d%C3%B6nemi_kitabeleri.html?id=gTAqAQAAMAAJ

✶ Medien