Kayseri Hipodromu’nun, tarihçi Halit Erkiletlioğlu’na göre M.Ö. 163–131 yılları arasında hüküm süren Kapadokya Kralı Ariarathes V Eusebes döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Hellen kültürünü benimseyen ve uygulayan kral, başkentini Mazaka’ya taşımış ve bu kente babasının unvanı olan Eusebeia adını vermiştir. Ariarathes V, yeni başkentini Hellenistik mimarinin sembolleriyle donatmış; surlar, saray ve hipodrom gibi yapılarla kültürel yaşamın ve kamusal etkinliklerin gelişmesini sağlamıştır.

Charles Texier, antik Caesarea’nın güneyinde yer alan yaklaşık 200 metre uzunluğundaki, iki yükselti arasında uzanan ve otlarla kaplı çukur biçimli araziyi antik bir sirk, yani hipodrom kalıntısı olarak değerlendirmiştir. Ziyareti sırasında alanın bazı bölümlerinin tarımsal amaçlarla düzenlenmeye başlandığını ve bu çalışmaların arazinin özgün görünümünü kısa sürede değiştireceğini belirtmiştir. Buna rağmen söz konusu çukurun antik hipodroma ait olduğundan kuşku duymamıştır. Texier’e göre Kapadokyalıların atlara ve biniciliğe duydukları ilgi nedeniyle hipodrom, döneminde yoğun biçimde kullanılan bir kamusal alan olmalıdır.

Texier, yapının tamamen ortadan kalkmasını dinî nedenlerle değil, bünyesinde kullanılan mermerlerin sonraki dönemlerde sökülerek yeniden değerlendirilmesiyle açıklamıştır. Bölgede nadir ve değerli bir yapı malzemesi olan mermer nedeniyle hipodrom kalıntılarının taş ocağı gibi kullanıldığını, antik yapı elemanlarının yeni yapılarda kullanılmak üzere sistematik biçimde taşındığını düşünmüştür. Çukurun yakınında rastladığı mermer parçalarını da bu görüşünü destekleyen bir bulgu olarak göstermiştir.

Yapıya dair bulgular, Kayseri Büyükşehir Belediyesi uzmanlarının yürüttüğü kapsamlı araştırmalar sonucunda yeniden değerlendirilmiştir. Gregorios Bernardakis, Levides, Arşak Alboyacıyan, Vital Cuinet, Charles Texier ve Friedrich Hild gibi seyyah ve araştırmacıların notları incelenmiştir. 1957, 1969 ve 1971 yıllarında Kayseri’yi ziyaret eden Marcell Restle ile Johannes Koder ve Friedrich Hild, Kayseri’nin Eski Şehir bölgesinde arazide hâlâ seçilebilen büyük, çukur biçimli oluşumu bir hipodromun kalıntısı olarak değerlendirmişlerdir. Bu değerlendirmeye, Hild tarafından hazırlanan ve 1981 yılında Tabula Imperii Byzantini serisinin ikinci cildi olarak yayımlanan Kappadokien (Kappadokia, Charsianon, Sebasteia und Lykandos) adlı eserde yer verilmiştir. Özellikle Bernardakis’in “Circus” olarak işaretlediği harita, güncel hava fotoğraflarıyla karşılaştırılarak hipodromun olası konumu tespit edilmiştir.

Bu çalışmaların ardından Harita Genel Müdürlüğü’nden temin edilen ortofotolar ve tarihsel hava fotoğrafları incelenmiş, alanın 1950–1980 yılları arasında Kayseri’nin ana şehir çöplüğü olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Bu süreçte bölgeye dökülen moloz, toprak ve çeşitli atıkların birikmesi sonucunda yüzeyin yaklaşık 20 metre kalınlığında bir dolgu tabakasıyla kaplandığı anlaşılmıştır.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatıyla bölgede gerçekleştirilen arkeojeofizik çalışmalar, yapının varlığını kesin biçimde ortaya koymuştur. Elde edilen ölçümlere göre hipodromun yaklaşık 450 metre uzunluğunda olduğu belirlenmiştir.

Yapının tespit edilmesinin ardından bölge, Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25 Eylül 2025 tarihli ve 9093 sayılı kararıyla 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenmiştir. Karar kapsamında 1/3000 ölçekli kadastral harita ve sit fişi hazırlanmış, tapu kayıtlarına “tamamı 3. derece arkeolojik sit alanıdır” ibaresi işlenmiştir. Ayrıca alanın korunması amacıyla kolluk kuvvetlerinin düzenli denetim yapması, Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanması ve bu plan yürürlüğe girene kadar Geçiş Dönemi Yapılaşma Koşullarının uygulanması kararlaştırılmıştır.

✶ Medien