Tekkenin banisi hakkında Evliya Çelebi İbrahim Gülşenî, Oral Onur ise Rami Efendi diye bir zâtı göstermektedir. Tekke içerisinde cami, türbe, tevhidhane, şadırvan ve çeşme bulunuyorken günümüze yalnızca bir minare ve kitabeli giriş kapısı ulaşabilmiştir. Günümüze ulaşamamış yapıların bir kısmı 2014’ten itibaren restore edilmiştir.
Günümüze ulaşamamış tevhidhanesi Hicri 1046 (Miladi 1636) tarihinde Şeyh Veli Dede’nin oğlu Mehmet Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Tekkenin avlusunda günümüze ulaşamamış şadırvanın Hicri 1185 (Miladi 1771) tarihinde inşa edildiği ve kitabesinin Şeyh Müsellem Efendi tarafından kaleme alındığı bilinmektedir. Kitabesi “Hazret-i Sıbteyn içün ab-ı hayat sâye-hah / Oldu cari bu eser haktan olunca layiha / Taşnegâne çıktı üçler dediler tarihi Vefa / Bu sebilden ab-ı saf iç oku bir kez Fatiha / Sene H. 1185 [Miladi 1771]” şeklindedir.
Ayrıca tekke içerisinde Hicri 1157 (Miladi 1744) tarihinde Ahmet Müsellem Efendi tarafından yaptırılan ve Ebül Vefa Çeşmesi olarak anılan bir çeşme de bulunmaktaydı.
Tekke 1878 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında yıkılarak Vilayet Düyun-ı Umumiye Nazırı Trabzonlu Rahmi Efendi tarafından Hicri 1301 (Miladi 1883) tarihinde yeniden inşa edilmiştir. 2008 yılında alanda araştırma kazısı gerçekleştirildikten sonra, minare, kitabeli giriş kapısı onarılmış, türbe yeniden inşa edilmiştir. Tekkeye ait iki adet kitabe bulunmaktadır.
Giriş kapısı üzerindeki kitabe Hicri 1161 (Miladi 1748) tarihinde 1746 yılında yanan tekkeyi yeniden inşa ettiren Şeyh Ahmet Müsellem Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Transkripsiyonu:
“Bir gece elli dokuz sâli içinde bu makam
Yandı çün şem’i hidâyet âleme verdi ziyâ
Bâb ve mîhrâbı kalıp hem yazenâk ve sîne çak
Her kim tecdiden eylerdi rükû-u üzre rica
Âhir istimdat edüp Hak’dan hakîr bi Murad
Canişîni Gülşenî Ahmed Müsellim bul vefa
Refte refte âb ve gülden eyledi per dahte
Lâne-i bülbül gibi bu menzili subh ü mesâ
Lâne yahud zerger-i tahkik elinde putedir
Salikin messi vücûdun zer eder ya kimya
Her sütunu ref’ engüşt şâhadet eyleyüp
Beyt-i tevhid olduğun îmâ ederdi gûyâ
Erre-i zikr-i kıyamı etmeye pür hitâm
Kafledüp yazdı Müsellim iki nev târih ama
Dil-güşâ pâk ve musaffâ Âhmed âbâd Reşad
Devirle huld-i cinâna döndü bu valâ bina
Sene H. 1161 [Miladi 1748]” şeklindedir.
Hicri 1186 (Miladi 1772) tarihinde Veziriazam Muhsinzade Mehmed Paşa tarafından tekrar onarılan tekkenin iki tane onarım kitabesi mevcuttur. Mevlevî Hacı Mehmed Saib Efendi tarafından yazılan birinci onarım kitabesinin transkripsiyonu:
“Sahib-i istifsâr hayrad Celîl-ül itibar
Alem endişenin allâme-i dâniş-verî
Nice hayrata muvaffak oldu bâ tevfik hak
Daima hayr cezile sarf edüp sim ü zeri
Zat-ı pâkin lütf-i hak mâ’mur ve âbâdan ide
Afitab alemin döndükçe mih-i enverî
Sadme-i eyamdan pür rahşe oldu her taraf
Kıldı ferman köhne resminden ola nazik teri
Tâb-ı pakinden zuhur etti bu asar-ı celîl
Bir minare inzimâmile verüp zîb ve feri
Çün Müezzin bülbülan veş hamse-i mefrûz-ül-edâ
Nefha rizz penç-gâh şevk olup rûz ve şebi
Bu makam muteberde nice pîraye selef
Eylemiş her birisi dar-ül karar mânevi
Hacı Bayram Velî bir erbain tekmil edüp
Nice eyyam olmuş işbu cây-gehde münzevi
Nice eltaf hafiye mazhar oldu lâ-yuadd
Tıynet pakinde mersûm âyet cûd-ı averî
Söyle tesir etti mihr-i afitab tal’atın
Oldular her birisi eczan ve dil ferman berî
İki tarihe muvaffak oldu şükrü lâ- yezâl
İftihar etse sezadır hame-i sa’dî ahteri
Bu pesendîde eser buldu hayat-ı manevî
Elde hâmem zaptolunmaz etmede hâhiş-kerî
Kıldı binyüz seksenaltı sâl’i tevsî-i ref’i
Mustafa hanın vezir-i a’zam ve ser-askeri
Cevheri sarf ile tâib nâsa tebşir eyledi
Oldu ruşen her zaman bu tekkegâh-ı gülşenî
Sene H.1186 [Miladi 1772]” şeklindedir.
Şair Örfî tarafından yazılan ikinci onarım kitabesinin transkripsiyonu ise:
“Vezir-i a’zam ibn-i Sadrazam
Vekil-i padişah hiffet-i kişver
Murahhasker umura saltanatta
Mutabık ola reyine mukadder
Ola a’dâ’lara hem-vâre galip
Ola her demde mansur ve muzaffer
Ola ikballe ömrü ziyade
Ola devlet ile ya-rabb muammer
Muvaffak oldu çok berr ü hasane
Salip pertev cihane günden ezher
Bu zîba tekin olmuşken harabe
Edüp tamirini sakfe beraber
Dil-i âşık gibi olmuştu viran
Yapıldı oldu ma’mure ser-â-ser
İçinde salikân ve sâkinanın
Safayı hatır oldu müyesser
Vefa meydaını ettü güşâde
Hakikatte duaya oldu mahzar
Müceddet oldu bu minare bünyad
Kat’i bir esha manend ar
Şerefe kâse-i fakfur güya
Münir-i asa müşâ’şa’nura benzer
Gümüşten bir amûd mu bu minare
Ya yekpâre sütun mu saf mermer
Sadâ-i penç-gâhı beşerden
Sefa eyler Feleklerde melekler
Ezanı gûş edenler dedi tarih
Tâala şaneullah ekber
Sene H.1186 [Miladi 1772]”. Bu kitabeden Veziriazam Muhsinzade Mehmed Paşa’nın minareyi yeniden inşa ettirildiği anlaşılmaktadır.1
