Salvador Kilisesi, Sevilla
Umar Ibn Ad Abbas Camii, Eski Sevilla Ulu Cami, Umar Ibn Ad-Abbas Camii, Adabbas Camii olarak da bilinir.
- Kültür
- Endülüs Emevî Devleti, İspanyol, Katolik
- Durum
- Erişilebilir
Sevilla Katedrali’nden sonra kentteki ikinci büyük kilisedir. 830 yılında inşa edilen El ad Abbas Camii 1248 yılında kiliseye dönüştürüldükten sonra 1712 yılında yıkılarak yerine barok stildeki şimdiki kilise yapısı inşa edilmiştir. Kilise mahzeninde camiden kalıntılar ve kitabesi görülebilmektedir.
Ibn Abbas Camii, 829/830 yılında Sevilla’da cuma camisinin inşasıyla ortaya çıkmış, Abd ar-Rahman II tarafından inşa edilmiş veya genişletilmiş, Sevilla’nın 12. yüzyılda Muvahhidler tarafından yaptırılan ve günümüzde Katedral’in bulunduğu alandaki camiden önceki özgün Ulu Camisi’ydi. Bu cami, kaynaklarda Umar Ibn Ad-Abbas Camii veya Ibn Adabbas Camii adıyla da geçmektedir. Yapının 830 tarihli inşa ya da genişletme bilgisi, şehir müzelerinden birinde korunan bir kitabede kayıtlıdır. Ayrıca bu temel kitabesi, Endülüs’ten günümüze ulaşan en eski Arapça kitabesidir.
Sevilla’da 829 yılında cuma camisinin inşa edilmesiyle birlikte şehrin Roma kentinden İslam kentine dönüşüm süreci başlamıştır. Bu dönüşüm bağlamında Ibn Abbas Camii, yalnızca bir ibadet yapısı değil, aynı zamanda kentsel değişimin başlangıcıyla ilişkili bir yapı olarak öne çıkar.
Cami, erken dönem Kurtuba Ulu Camii’ne çok benzer bir düzene sahipti. Kuzeyde bir avlu, güneyde ise ibadet mekânı bulunuyordu. Bugün Patio de los Naranjos del Salvador olarak bilinen alan, aynı yerde bulunan Ibn Adabbas Camii’nin eski abdest avlusudur ve Salvador Kilisesi’nin kuzeyinde yer alır. Avluya Salvador Kilisesi’nden, Plaza del Salvador’dan ve Calle Córdoba’dan ulaşılabilmektedir.
İbadet mekânı, kemer sıralarıyla 11 sahna ayrılmıştı; mihrap önündeki orta sahn diğerlerinden biraz daha genişti. Minare, avlunun kuzey tarafında yer alıyor ve her bir kenarı 5,88 metre olan kare planlı bir kaideye sahipti. Özgün avludan günümüze eski minare, kemerlerin bir kısmı ve sütunlara ait izler kalmıştır. Minarenin yaklaşık 10 metrelik bölümü görülebilmekte, kaidesinin yaklaşık 2 metrelik kısmı ise yer altında bulunmaktadır. Avlunun kuzey ve doğu taraflarındaki kemerlerin bir kısmı hâlâ görülebilmektedir. Bu kemerlerde zaman içinde zemin seviyesinin yaklaşık 3 metre yükseldiği anlaşılmakta; bu nedenle sütun gövdeleri neredeyse kapanmış, Roma ve Vizigot başlıklarıyla birlikte yalnızca üst kısımları görünür hâle gelmiştir. Lunde’ye göre caminin revakı, bir tarafında dokuzuncu yüzyıl camisine ait sütunlar ve kemerlerle sınırlanmıştır; bu unsurlar zemine derin biçimde gömülü olduğundan günümüzde sütunların yalnızca üst kısımları görülebilmektedir.
Sevilla’nın Hristiyanlar tarafından fethedilmesinden sonra cami bir süre Müslümanlara ayrılmış olarak kullanılmaya devam etti. 1340 yılında kiliseye dönüştürüldü. Özgün yapı zamanla bozuldu; 1674 yılında yıkıldı ve yeni bir barok kilisenin inşasına başlandı. Günümüzde mevcut kilise, camiden yalnızca küçük izler korumaktadır.