Hz. Zülkifl Türbesi
- Tür
- Türbe
- Durum
- Erişilebilir
Hz. Zülkifl’e ait olduğu bildirilen bir kabir, Diyarbakır—Eğil ilçesinde, Diyarbakır’a doğru yol alırken solda bir dağ üzerinde bulunmaktadır.
Eski kabirleri Eğil İlçesi’nin bir kilometre dışındaki Teke Mahallesi’nde olan Hazreti Zülküf (Zülkifl) Peygamber’in mezarı, Dicle Nehri yatağının içinde bulunuyor. Söz konusu bölgede yapılması düşünülen Dicle Barajı ile birlikte sular altında kalacak olan peygamber kabirlerini kurtarmak için ilk adım Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden gelmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca da kabul gören bu teklifin ardından her iki peygamberin naaşlarının Eğil İlçesi’ne hakim olan ve Hazreti Süleyman (a.s.)’nın katibi Nebi Harun Asefi’nin de kabrinin bulunduğu bir tepeye nakli konusunda çalışmalar başlamış. Kabirlerin, Baraj altında kalacağı için kurtarılması ve kendileri tarafından inşa edilen yeni yerlerine taşınması yönünde Diyanet İşleri Başkanlığı’na teklif veren Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu tavrı takdirle karşılandı.
Elyesa Peygamber’in naaşının nakledilmesinin ardından olayı duyan ilçe halkı: “Hiç olmazsa Zülküf (Zülkifl) Peygamberi görelim” diye türbe başına gelmiş. Çalışmaların rahat yapılabilmesi için halk türbenin uzağında tutulmuş. Yine Elyesa Peygamber’de olduğu gibi uzun kazılar başlamış. Ancak Hazreti Zülküf Peygamber’in kabrinde sert bir maddeye rastlanmış. Bunun dönemin çimentosu olduğunu ve yumurta akı ile kum ve kireçten yapıldığını belirten Mahmut Laçin, bu maddenin durdukça sertleştiğini ve adına yörede “Kesvi Hacer” dendiğini söyledi. İşçilerin sert cismi kırmakta zorluk çekmesinin üzerine ikisi çalışmaktan vazgeçmiş. Ancak uzun gayretler sonunda kırılan “Kesvi hacer”in ardından naaşa ulaşılmış. Zülküf (Zülkifl) Peygamber’in, tıpkı Elyesa’ Peygamber gibi sapasağlam olduğunu belirten şahitler, boyunun günümüz insanlarından uzun ve kilosunun çok ağır olduğunu belirttiler. Zülküf Peygamber’in kefeninin başının açıldığını ve bu sırada peygamberin saçlarını gördüğünü anlatan Molla Ömer Kalkan, saç renginin ne kara ne ak olduğunu söyledi. Her iki peygamberin de yüzlerini görmediğini ve hürmetten ötürü bakmaya utandığını ifade eden Kalkan: “Cesaretim kırıldı ve peygamberlerden utandım. Bu sebeple yüzlerine bakamadım. Ancak Zülküf Peygamber’in saçlarını gördüm” ifadesini kullandı. Şahitler, Zülküf Peygamber’in naaşının çok ağır olduğunu ve zorlanarak tabuta yerleştiklerini dile getirdiler. Zülküf (Zülkifl) Peygamber’in de tabuta konulmasının ardından, yine arabayla Nebi Harun Asefi’nin yanına taşımak üzere yola çıkılmış, ancak bu sırada tüm ilçe halkının, Dicle Nehri yatağında bulunduğunu ve salavatlar getirerek tabutları taşıdığını kaydeden İlçe Müftüsü Ekrem Abbasioğlu: “Tabutlar, yeni ölmüş bir kişinin cesedi kadar, hatta daha da ağırdı. Dolayısıyla çürümüş olması gibi bir şey düşünülemez” açıklamasını yaptı.
Elyesa ve Zülkifl peygamberlerin takriben M.Ö. 1200-1000 yıllarında yaşadığı tahmin ediliyor.