Menteşe Bey Türbesi (halk arasında yanlışlıkla Ahmet Gazi Türbesi), Menteşeoğulları Beyliği’nin kurucusu Menteşe Bey’in mezarı üzerine inşa edilmiş bir Menteşeoğlu türbesidir. Menteşe Bey, 13. yüzyılın sonlarında Güneybatı Anadolu’da faaliyet göstermiş ve 1293’ten sonra vefat etmiştir. Yapının inşa kitabesi bulunmadığından ilk yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Menteşe Bey’in mezarının daha eski olduğu, günümüze ulaşan türbenin ise onun soyundan gelen Menteşe hükümdarı Ahmed Gazi Bey tarafından 14. yüzyılın ikinci yarısında ihya edildiği veya yeniden inşa ettirildiği kabul edilmektedir. Araştırmalarda bu müdahale, Ahmed Gazi’nin Meğri’de hâkim olduğu ve burada imar faaliyetlerinde bulunduğu 1360–1391 yılları arasına tarihlendirilmektedir.

Ahmed Gazi bu türbede medfun değildir; 1391 yılında vefat etmiş ve Beçin’deki Ahmed Gazi Medresesi içerisindeki türbesine defnedilmiştir. Fethiye’deki yapı zamanla halk arasında “Ahmet Gazi Türbesi” adıyla anılmaya başlamış olsa da burada medfun kişinin Menteşe Bey olduğu bilinmektedir. Bu adlandırmanın, türbenin Ahmed Gazi tarafından yaptırılması veya ihya edilmesi sonucunda onun burada medfun olduğuna dair halk arasında oluşan yanlış kanaatle ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlı kayıtlarında yapı “Türbe-i Merhum Menteşe Bey” adıyla geçmektedir.

Türbe tek katlı, kare planlı ve kubbe örtülü sade bir mezar yapısıdır; içerisinde Menteşe Bey’e ait kabul edilen tek sanduka bulunmaktadır. Menteşeoğulları türbe mimarisindeki kübik gövdeli ve kubbeli yapı grubuna girer ve cenazelik katı bulunmaz. Meğri’de günümüze ulaşan en eski Türk-İslam yapılarından, hatta mevcut araştırmalara göre en eskisidir. Yapı zaman içerisinde çeşitli müdahaleler görmüş olmakla birlikte ana kütlesi günümüze ulaşmıştır.

Türbe başlangıçta tamamen bağımsız bir mezar yapısı olarak değerlendirilmemelidir. Ahmed Gazi’nin Meğri’de kendi adına bir cami ve bir medrese yaptırdığı Osmanlı kayıtlarından bilinmektedir. Türbeye bitişik büyük yapı kalıntısı sanat tarihi araştırmalarında Ahmed Gazi Medresesi ile ilişkilendirilmiş; medreseden günümüze yalnız sınırlı bir duvar kesiminin ulaştığı belirtilmiştir. Söz konusu medrese 1473’teki Venedik saldırısında yıkılmış, daha sonra Hacı İvaz tarafından Seki yaylasında yeniden kurulmuştur. Türbenin yakınında ayrıca eski bir camiye ait olduğu kabul edilen kalıntılar ile tarihî mezarlık bulunmaktadır. Bu veriler, alanın Menteşeoğulları döneminde türbe, medrese ve cami etrafında gelişmiş bir dinî-eğitim kompleksi olduğunu düşündürmektedir; ancak günümüzdeki eski cami kalıntısının belgelerde geçen Ahmed Gazi Camii ile aynı yapı olduğu ve bütün yapıların başlangıçtan itibaren tek bir planlı “külliye” olarak tasarlandığı henüz kesin olarak kanıtlanmış değildir.

Türbenin Osmanlı döneminde de faal bir vakıf yapısı olduğu anlaşılmaktadır. 1530 ve 1562 tahrir kayıtlarında Menteşe Bey Türbesi’ne toplam 400 akçe gelir sağlayan 17 parça arazi vakfedilmiş, vakıf Hamza Fakih’in tasarrufunda gösterilmiştir; 1583’te de vakıf gelirinde değişiklik olmadığı kaydedilmiştir. Bu kayıtlar yapının Osmanlı döneminde de Menteşe Bey’e ait bir türbe olarak tanındığını açık biçimde doğrulamaktadır.

✶ Medya