Petrovaradin Kalesi’nin güneydoğusunda, Tuna Nehri’ni gören hâkim bir tepede, ismi bilinmeyen eski bir tekke bulunmaktaydı. Evliyâ Çelebi, Varadin Kalesi’nin aşağı varoşunu, yapıların isimlerini belirtmeden şöyle anlatır: “… câmi ve mescitleri, 3 adet medresesi, 4 adet ciğer köşeleri sıbyanlarının okuduğu mektebi, abdâl dervişlerin tekkesi, hamamı ve tüccar hanı vardır.”

Kiliseye çevrilmiş olan bu tekkenin duvarında asılı olan levhadan öğrendiğimiz bilgiye göre, kilisenin yerinde Türk döneminde (1526-1687) inşâ edilmiş ahşap minâreli bir câmi bulunmaktaydı. 1687’de başlayan Avusturya işgalinde bu tekke, Cizvitler tarafından Hz. Meryem’e ithaf edilerek kiliseye çevrilmiştir.

1754 ve 1759’da onarılan kiliseye altar ve girişteki çan kulesi eklenmiştir. 1881 yılında Mimar Hermann Bolle’nin projesine göre 17000 Gulden (Forint) karşılığında kilise tekrar onarılmış; sunaklar ve heykeller yerleştirilmiş, yeni çanlar takılmıştır.

Yapının güneyindeki apsis ile kuzeydeki mekânlarının sonradan eklendiği bilgisini değerlendirerek; çatısında daire biçimli aydınlık feneri bulunmayan kırma çatılı bölümünün esas tekke binâsı (muhtemelen mescidi) olduğu düşünülmektedir.[1]

Kaynak:

[1] Yılmaz, M. E. (2023). Kiliseye Çevrilen Türk Eserleri (pp. 751-755). YTB Yayınları. | Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (ytb.gov.tr)