İskenderun Kalesi, Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde aktardığına göre Büyük İskender tarafından, etrafında bir şehir kurmak amacıyla inşa ettirilmiştir. Yapı birçok kaynakta “İskenderun Kulesi” olarak tanımlanmış; Piri Reis de İskenderun Kulesi’ni kale olarak nitelendirmiş ve alçak bir burun üzerinde yer alan harap bir yapı şeklinde betimlemiştir. Evliya Çelebi de Piri Reis’e benzer biçimde yapıyı kule formunda tanımlamış, ancak bu kule günümüz anlamında bir kule olarak kullanılmamaktadır.

Yapı mimari açıdan kale niteliği taşımakla birlikte liman olarak da kullanılmıştır. Bu limanda gemiler için yapılmış devasa demirlerin bulunduğu, ancak bu demirlerin 1990’lı yıllarda eskicilere satıldığı bilinmektedir. Günümüze ulaşan kalıntılar arasında özellikle bazı duvar bölümleri belirginliğini korumaktadır.

İskenderun Kalesi, bazı kaynaklarda Sarıseki Kalesi ile karıştırılması nedeniyle “Merkez (Merkuz) Kale” adıyla da anılmıştır. Yapının limanla ilişkili bir savunma işlevine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, Hatay’ın Payas ilçesinde yer alan ve Cin Kule olarak bilinen yapının, antik dönemde denize yakın alanlarda limanı koruma amacıyla inşa edilen kale biçimine örnek teşkil ettiği ifade edilmektedir.

Yapı, günümüzde şehrin misafirlerinin büyük bir kısmının varlığından haberdar olmadığı bir durumda bulunmaktadır. En belirgin duvar kalıntılarının yer aldığı bölümde yeşil zeytin satışı yapıldığı bilinmektedir.