Hastanenin geçmişi, 1827 yılında, Josue Kuriel’e ait olan bir cortija’nın
(ağırlıkla yoksul kesimden Yahudi halkının yaşadığı, etrafı odalarla çevrili,
avlulu aile evi sistemi) İzmirli Musevi cemaati yönetimi tarafından alınarak
vebaya yakalanan Musevi cemaati üyelerine hizmet vermek üzere kullanılmaya
başlamasına dayanmaktadır. Hastanenin kuruluşuna ilişkin, kaynaklarda 1831
ve 1842 olmak üzere farklı tarihler mevcuttur. Binanın ihtiyaçları karşılayamaz
hale gelmesiyle hahamhanenin karşısındaki (günümüzde İkiçeşmelik olarak
bilinen yerdeki) bina da satın alınarak 1837’de iki yapı birleştirilmiştir ve yapı
bir azınlık hastanesi haline getirilmiştir. Kaynaklarda, Musevilerin kentteki
ağırlıklı yerleşim bölgesi olan Karataş’ta yer alan, tek katlı ve tümü tek bir
koridora açılan odalardan oluşan dörtgen planlı bu yapının döşemelerinin
ahşaptan olduğu, karyola başta olmak üzere her türlü tıbbi alet ve donanımdan
yoksun odalarda hastaların gerekli eşyalarını kendilerinin getirmek zorunda
olduğu geçmektedir. Kurumun 1874 yılında, Viyana’da yerleşik ünlü
Rothschild ailesi tarafından desteklenemeye başlamasıyla yeni bir bina inşa
edilmiş ve ismi Rothschild Hastanesi olarak değiştirilmiştir. Bu dönemde
hastanenin Hahambaşı Sokak’ta olduğu bilinmektedir.
Kırkbeş yataklı, iki katlı yapıda üst kattaki altı oda ile alt kattaki dört oda
hastalara ayrılmış olup alt katta ayrıca eczane, hamam, depo, toplantı odası,
mutfak ve çamaşırhane bulunmaktadır. 1885’te yönetimin Avusturya uyruklu
Musevilerden oluşan bir mütevelli heyetine devredilmek istenmesi ve oluşan
karışıklıklar nedeniyle Rothschild ailesi yardımı kesmiş, hastane sadece
yirmibeş hastaya düşük düzeyde hizmet verir duruma gelerek 1911’de
kapatılmıştır. Bu dönemde Musevi cemaatinin sağlık ihtiyaçları, Rofe Holim,
Hayat Aniyeha adlı yardım kurumları ve İskoç Hastanesi tarafından
karşılanmıştır. 1913 yılında, kentin Musevi vatandaşlarından Nesim Levi
(Bayraklı), Karataş’ta İcadiye Sokağı’nda (bugünkü 336 Sokak’ta) bulunan
evini, hastane olarak kullanılmak üzere bağışlamıştır. Ardından
yanındaki üç ev de satın alınıp birleştirilerek Musevi Hastanesi tekrar faaliyete
geçirilmiştir. Bu dönemde Musevi Hastanesi’nin en önemli gelir kaynaklarından
biri, 1907 yılında hizmete giren ve yine Nesim Levi tarafından yaptırılmış olan
Asansör binası olmuştur.
I. Dünya Savaşı sırasında hükümet tarafından kullanılan hastane savaş
bitiminde cemaate geri verilmiş; 1923 yılına kadar Karataş Hastanesi Hayır Kurumu adı altında çalışmıştır. Cumhuriyet sonrasında Türk uyruğu kapsamına
girmeyi kabul ederek dernek statüsü kazandırılan yapı, 1950 yılına kadar
Karataş Musevi Hastanesi adıyla hizmet vermiştir. 1988 yılında İtalyan Madam
Yolande Fercken’in vasiyetinden gelen parayla inşa edilen yeni bir binaya
kavuşmuştur. Bu tarihten sonra Özel Karataş Hastanesi adını almıştır.
Konuttan dönüştürülen tarihi yapı, dik bir yamacın üstünde konumlanmış
olup 1988 yılında yapılan yeni ve yüksek yapıdan daha geride, başka bir binanın
duvarına yaslanmaktadır. Yapının önünde, istinad duvarları arasından
basamaklarla çıkılan teraslamaları içeren küçük bir bahçe bulunmaktadır.
Birbirine eşit beş parçadan oluşan cephe düzeninin ortasında, beşik kemerli
ferforje bir kapıdan binaya giriş yapılmaktadır. Girişin hemen üstünde,
cepheden bir miktar çıkma yapan bölüm üçgen bir alınlıkla sonlandırılmıştır. Bu
çıkmanın önüne, ahşap payandalarla taşınan demir korkuluklu küçük bir balkon
takılmıştır. Cephenin geri kalanında üstleri dikdörtgene tamamlayacak şekilde
yatay silmeleri olan basık kemerli pencereler bulunmaktadır. Yeni inşa edilen
yapı ise, girintili çıkıntılı bir plan kurgusuna ve beşgen iç köşe balkonlarına
sahiptir. Yapı, gabari yüksekliği ile tarihi yapıyı ezdiği ve büyük ölçüde
algılanabilirliğine engel olduğu gibi masif ve işlenmemiş kütle kurgusu ile
kentsel çevre için apartmanlardan farksız bir örnek teşkil etmektedir.

KAYNAK:

CUMHURİYET ÖNCESİ DÖNEMDE
İZMİR HASTANELERİNİN MEKÂNSAL GELİŞİMİ
Didem Akyol Altun

✶ Medya