Aslanhane mahallesinde Aslanhane Camiinin karşısında bulunan bu türbeyi Ahi reislerinden (Hasan Fehmi, “Ahiler”e Dair Halktaki Bilgiler, Halk Bilgisi Mecmuas ı, C. I. S. I. Ankara 1928. s. 49-54.) Ahi Şerefeddin ölümünden 20 yıl önce yaptırmış olup (Doç. Dr. Bahaeddin ügel, Selçuk Devri Anadolu Ağaç işçiliği Hakkında Notlar. Yıllık Araştırmalar Dergisi, I, Ankara Üniv. nah. Fak. Türk ve Islam Sanatları I Tarihi Enst. Yayını S. 5. Ankara 1957, s. 199-220.) (Ölümü 1350, türbenin yapılışı H. 731, M. 1330), babası Ahi Hüsameddin (Ölümü 1296)’in ölümünden 54 yıl önce vefat ettiği halde, türbeye konulurken, babası Ahi Hüsameddin (Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Ist. 1314. C. 2. s. 437.) kendi mertebesini oğlunun aşması üzerine ayağa kalktığı, oğlunun ise babasını karşı yere eğildiği ve sandukalarının bu şekilde kaldığı halk arasında söylenilen ve Mevlâna ile babası hakkındaki söylentilere bir benzerlik gösteren kimselerdir. Ahi Şerefeddin’in sandukasım orada görenler bunu teyit etmeğe çalışmaktadırlar. Sanduka oradan Etnografya müzesine kaldırılmıştır, bu itibarla bu hususta bir fikir öne sürmek mümkün olamamıştır. Buraya kadınlar başta olmak üzere dilekte ve adakta bulunurlar. Dilekler muhteliftir. Adaklar mum ve yâsindir. Nâdiren de kurbandır.
Kaynak: Tanyu, Hikmet, “Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri”, A.Ü.İ.F. yayınları, 1967, Ankara, s. 64-65.
Zemin hizasında ve yapıda Roma dönemine tarihlenen antik devşirme taşlar bulunmaktadır.


