Yine Sultan Mehmed Han Gazi harem olması için İstanbul’un Karadeniz tarafına ve Galata halicine bakan yüksek havalı bir yerde Pozantin Kral yapısı eski bir kilise var idi ki dört tarafı sur gibi beden beden sağlam bir duvar idi. Bu kilisenin dört tarafı öyle yeşillik ve ağaçlık gölgelik idi ki Cenab-ı İzzet havada uçan ve yerde dolaşan çeşit çeşit kuş ve hayvanların her türlüsünü o ağaçlık içinde mevcut etmişti. O kilise içinde Pozantin ve Kostantin asrında 12.000 kıssis, rahip ve rahibe perhiz sahibi sapık törenli kafirler var idi.

Yapılış sebebi o idi ki Hz. İsa bağlılarından Havari Şemun İstanbul’a gelip o iç açıcı yerde ibadet edip bütün vahşi hayvanlar ile güzel geçinip o yaratıklara su vermek için yeri kazdı. O kazdığı yerden bir hayat suyu çıktı ki gerçekten hayat suyu olup bütün canlılar susuzluğunu giderdi. Sonra Şemun Halife o yerde küçük bir mabet, bir ibadethane yaptı.

Zaman geçtikten sonra Pozantin Kral o akar su üzere anılan büyük kiliseyi yaptı. Daha sonra Fatih o kiliseyi yıkıp yerine Eski Saray’ı 858 [1454] senesinde başlayıp 862 [1458] senesinde tamamladı. Burçsuz, bedensiz ve etrafı hendeksiz bir sûrdur, ama gayet sağlam yapılmıştır.

Bütün duvarları kurşun ile kaplıdır. O asırda fırdolayı büyüklüğü 12.000 arşın idi. Dörtgen şekilli taş yapı binadır. Bir köşesi Sultan Bayezid Kazancıları köşesinden tâ Miski Sabunu kapısına ulaşırdı. Oradan bir köşesi ta Dellak Mustafa Paşa Sarayı’nda son bulurdu. Oradan bir köşesi Küçükpazar seddi ve sarnıcı üzere karar bulmuş idi. Hala Yeniçeri Ağası Sarayı ve Siyavuş Paşa Sarayı yeri anılan Eski Saray yerinde idi.

Oradan bir köşesi ta Tahtakale üstündeki sedden geçip yine Kazancı tacirleri köşesine kadar büyük bir saray inşa edip içinde çeşit çeşit sofalar, harem hücreleri ve türlü türlü maksûreler, havuz ve şadırvanlar inşa edip Keykavus mutfağı, hassa kileri ve 3.000 zülüfsüz baltacı hizmetçilerine pek çok odalar yapıldı. Bir ak ağa odası ve bir kara ağa odası yapıp hepsinin üzerine Darüssaade ağasını hakim edip bütün hasekiler ile Fransa kralının kızını da bu Eski Saray’a koyup haftada iki kere Yeni Saray’dan Eski Saray’a gelip o gece adalet ederdi.

Fatih Sultan Mehmed zevk sahibi şanlı bir padişah olduğundan, “Aya İstanbul’un kangı suyu latifdir” diye bütün hekimlerini toplayıp sordular.

Onlar da Eski Saray içinde olan Şemun suyunu hepsinden hafif ve mutedil hazını kolay bir hayat suyu buldular. Bundan başka pınarların saf sularını beşer miskal olmak üzere pamuklar ile beraber tartıp ölçülü pamuklara tartılmış hafif su koyup anılan pamuklar beşer miskal suları çeker.

Daha sonra pamukları ateş saçan güneşte kurutup bütün pamuğu tartıp bu Şemun pınarında ıslanan pamuk bütün pamuklardan hafif geldiğinden hekimlerin sözüyle gayet hafif su olduğundan Fatih Sultan Mehmed daima o güzel sudan içerdi.

Halen bütün padişahlar ondan içerler ki kilarcıbaşı tarafından ve dış sakabaşı tarafından üçer adam her gün 6 kişi üçer seyishane yükü yirmişer okka (1 okka 1283 gr) gelir gümüş güğümlere o tatlı sudan ağzına kadar doldurup su nazırı huzurunda kilarcıbaşının güvenilir adamlarının mührüyle kırmızı balmumları ile güğümlerin ağızlarını mühürleyip padişaha her an götürürler.

Hala o hayat çeşmesi Eski Saray’ın doğuya bakan kapısı önündedir ki Fatih Sultan Mehmed Han, Eski Saray’dan dışarı akıttırıp bu hayat pınarını yapmıştır. Hala Şemun pınarı adıyla meşhur olmuş bir kevser suyudur. Daha sonra (—) tarihinde Sultan Süleyman Han bu Eski Sarayı bulup üç mil kuşatır bir saray edip üç kapı eyledi. Divan kapısı doğuya bakar. Sultan Bayezici kapısı güneye bakar, Süleymaniye Camii kapısı batı tarafına bakar.

Bu büyüklükte saraydan dışarı Süleyman Han Belgrad, Malta ve Rodos kaleleri fethi malından Süleymaniye Camii’ni yaptı. Medrese, darülhadis, darülkurra, sıbyan mektebi, bir çarşı, bir aşevi, bir güçsüzler yurdu, bir kervansaray, bir şifa yurdu, kendilerine bir türbe, bir hamam, bir kavaflar çarşısı ve bir düğmeci ve kuyumcu çarşısı yaptı. Makbul Siyavuş Paşa’ya büyük bir saray, yeniçeri ağalarına mahsus eski bir saray, Lala Mustafa Paşa için bir saray, Karamani Pir Mehmed Paşa için bir saray, Gebze’de cami sahibi Mustafa Paşa’ya bir saray ve kızı İsmihan Sultan’a bir saray yaptı. Cami hizmetçileri için bin adet mürtezika odaları inşa edip Eski Saray’ın dört tarafını ana yollar ile bezedi. Halen bir haneye ilişiği olmayan büyük bir saraydır.

Yukarıda yazılan vezir sarayları ve imaretler bütün Eski Saray yerine yapılmıştır, ama Eski Saray, Sultan Mehmed Han’ın yapısıdır. Sonra dergah-ı âlî yeniçerilerine 160 (—) bölüğe, cemaate ve sekbanlara 160 adet odalar yaptı.

Kaynak: Kahraman, Seyit Ali; Dağlı, Yücel, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: İstanbul, 1. Cilt 1. Kitap, YKY Yayınları, İstanbul, 2003, s. 78-80.