Topkapı Mahallesi, Bicanbağcı Yokuşu 56 numarada ve İstanbul’un yedinci tepesi üzerinde yer alan bu cami, Rüstem Paşa’nın kardeşi ve I. Selim’in kızı Fatma Sultan’ın kocası Veziri Âzam Kara Ahmed Paşa tarafından bir külliye olarak yaptırılmıştır. H. 961 / M. 1554 yılında inşasına başlanan ve H. 965 / M. 1558 tarihinde tamamlanan Mimar Sinan eseri bu cami; türbe, sıbyan mektebi, medrese, sebil ve çeşmeden müteşekkildir. Dikdörtgen bir plan üzerine kesme taştan kubbeli olarak inşa edilen yapı, altı sütuna altıgen biçiminde kemerlerle oturan dört çeyrek kubbe (eksedra) ile yanlara açılarak dar ve uzun tonozlarla duvara bağlanmıştır. Böylece müstakil sahanın genişliğinde örtülmesinde yarım kubbelerden istifade edilmiş, bu kubbelerin mail itmelerine karşılık duvarların ortalarına konulan ve birbirlerine kemerlerle bağlanan iç istinat ayakları sayesinde üst katları maksure olarak kullanılan nişler meydana getirilmiştir. Kubbenin doğrudan duvarlar üzerine bindirilmesinden dolayı oluşacak yayvanlığı gidermek için kasnağı; ikisi mihrap duvarı önüne, diğer ikisi son cemaat ve giriş kapısı yönüne gelmek üzere stalaktit başlıklı altı büyük sütunu birbirine bağlayan altı kemer üzerine oturtulmuştur. Böylece hem iç mimari ahenk elde edilmiş hem de monümental ve nazik bir eser ortaya konulmuştur. Ana kubbeye açılan 18 pencere ile yapının hem ağırlığı hafifletilmiş hem de bol ışıkla aydınlatılması sağlanmıştır.

Şadırvan avlusundan camiye açılan kapının üstünde sade fakat çok azametli bir kemer bulunmaktadır. Cami harîminden dışarı bakan zemin kat pencereleri on dört adet olup, giriş kapısının her iki yanındaki pencerelerin kapıdan büyük olması caminin en önemli özelliğidir. Mihrabı sade mermerden, sarkıtlı ve kum saatlidir; mihrap duvarında alt pencerelerin ve dolapların alınlıkları çini süslemelidir. Minberi gayet ince işlenmiş şebekeli mermer, kürsüsü ise ahşaptır. Müezzin mahfilinin tavanı kalem işleri ile süslü olup XV. asrın nefis hatıralarındandır. Cümle kapısının dışında beş büyük kubbeli son cemaat yerinde şadırvan avlusunun revakları bulunurken, diğer üç cephede bu revaklar daha dar ve alçaktır. Avlonun ortasında bugünkü hali yeni olan şadırvanı, dokuz dilimli bir mudalla şekilde sade ve güzel bir tenasübe haizdir.

Medreseye gelince, tuğla ve taş örgülü duvarları ile avlu revakını kısmen yatık U biçiminde sarmakta, kuzey tarafta dışarı taşan tromp kubbeli dershane dar bir aralıkla odalardan ayrılmaktadır. Dershanenin iki tarafında sekizerden on altı oda yer almaktadır; nispeten küçük salonlu, tek kubbeli ve dört köşesinde bulunan dershanesi murabba planlıdır. Külliyenin köşesinde yer alan sıbyan mektebi ise tek katlı, basit, önü revaklı, yola bakan dört penceresi ve diğer taraflarında ikişerden yine dört penceresi bulunan, bir sıra kesme taş ve bir sıra tuğladan inşa edilmiş bir yapıdır. Bu mektebin yanında baninin çift kubbeli, altı köşeli mudalla planlı türbesi bulunmaktadır. Dışarıdan yüksek görünmesine rağmen içeriden alçak görünen bu türbenin kubbesinin çift olma ihtimali büyüktür. Dış avlunun sağında caminin haziresi yer almakta olup, Yavuz Sultan Selim’in kızı, caminin ve Hırka-i Şerîf civarındaki okulun baniyesi Fatma Sultan’ın mezarı da türbenin dışındaki bu hazirededir. Kesme taştan yapılan ve sağda yer alan minarenin ayrıca bir kürsüsü olmayıp minare iki duvarın birleştiği yerde yükselmektedir; gövdesi petekli, külahı ise taştandır.

(Dipnotlar: Hadîka, c. I, s. 101; T. Öz, İst. Camileri, c. I, s. 146; İst. Ansiklopedisi, c. I, s. 431; O. Aslanapa, M.S. Hayatı ve Eserleri, s. 68, O. Aslanapa, Osm. D. Mimarisi, s. 222; İst. Ansiklopedisi, c. I, s. 434; S. Eyice, İst. Minareleri, s. 27.)

Camiinin sütunlarının birindeki bilezik kısmında Osmanlı Türkçesi ile bilezik yazıları vardır. Şunlar yazmaktadır:

Donanma-yı Hümâyun çıktı yevm-i Pazar fî 6 Şâban. Sene H.1167 (M. 1753)

Muîd Ahmed Efendi Mısır’a gitti. Osman. Sene H.1039 (M. 1629)

Süveydân oğlu Mehmed Efendi bile gitti. Sene H. 1039 (M. 1629)

✶ Media