Bütün mühendisler, üçgen şekilli olan İstanbul’un ortası; saat, adım ve uzunluk hesabınca bu Şehzade Camii yeridir ki bu düz geniş vadiye yapılmıştır, tepe üzere değildir. Altıncı selatin camidir, ama bu da Süleyman Han’ın yapısıdır ki ciğer-köşesi olan bahtlı genç şehzadesi Şehzade Mehmed’i çok sevdiğinden bütün seferlerde bir an yanlarından ayırmazdı. Sonunda Manisa’da ecel yol kesicisi yakasını toplayınca “Dön Rabbine … ” [Fecr, 28] emrine uyarak sonsuzluk ülkesine göçtü. Mübarek naaşını cami olacak ağaçlık ve yeşillik içine defnedip üzerine bu gönül açan camii inşa ettiler ki bu da yeryüzünde benzersiz ve bedelsiz bir camidir.

Orta yüksek kubbesi göklere boy uzatmış mavi kase bir kubbedir. Süleymaniye kubbesinden biraz küçüktür ve dört ayak altıgen yapma ayaklar üzere oturmuş düzgün kubbedir. Bu kubbenin dört tarafında yarım kubbeler vardır. Süleymaniye ve Ayasofya gibi ikişer yarım kubbe değildir. Dört yarım kubbe ortasında bir yüksek kubbedir. Mihraptan kıble kapısına kadar boyuna ve enine hakîrin zergerdan ayak messiyle (—) ayaktır. Mihrabı ve minberi gayet sanatlı ve şebekeli ham mermer mihrap ve minberdir. Mihrap üzere (—) yazılmıştır. Sekiz sütun üzere müezzinler mahfili gayet sanatlıdır. Camiin sol tarafında (—) sütun üzere hünkar mahfili var ve camiin üç tarafı cemaat mahfiileri ile bezenmiştir. Bu cami içre büyük sütunlar yoktur. İki kat kandilleri vardır. Cami içinde her gece 8.000 kandil yanar. Aydınlatıcı camlar ile donatılmış süslü bir camidir. Dört tarafında (—) pencere vardır. Üç adet yüksek kapısı, sağında, solunda ve kıblesindeki büyük kapısı üzere tarihi:

Ma’bed-i ümmet-i Resûl-i Mübîn. Sene 950 [1543].

950 yılının Rebiülevvel ayının birinci günü [14.06.1543] temeline başlanıp 955 senesi Recebinde [16.08-14.09.1548] tamam oldu. İnşasına 150 yük akçe gitmiştir. Camiin dış tarafından da yan maksûreleri vardır. Orada ince ve cilalı kıymetli çeşit çeşit sütunlar vardır. Her kapısından (—) basamak merdivenler ile camie çıkılır. Bütün yüksek kapıların ve bütün pencerelerin kanatları baştan ayağa Hind püsüskârîsi gibi sedef işi kanatlardır. Nice bin ibretle bakılacak sanatlı avizelerle süslenmiş nur dolu bir camidir.

Bu camiin sağı ve solunda iki düzgün minaresi ikişer şerefeli yüksek ezan makamıdır ki İstanbul, Bursa ve Edirne’de benzeri yapılmamış öyle nakışlı ibret verici minarelerdir ki Koca Mimar Sinan bu minarelerde ve camide mimarlıktaki ustalığını göstermiştir. Her minare on sekizer köşeli olarak yapılmıştır. Her köşe kesiminde baştan ayağa kat kat şeritler içre çeşit çeşit kitabe mutahhil türünce ve islimî nakışları ve her katta ibret verici girişme mukarnas ve medineler icat etmiştir ki görenin aklı şaşar, zira bu cami altıncı camidir. Her bir camiden birer incelik ve ustalık çalınarak yapılmıştır. Camiin duvarları kenarında o kadar sanatlı mermer şeritler, külüpler, beden beden dîvâreler var ki benzeri bir camide yoktur.

Bütün kubbelerine yine kurşun ustası bir tür mavi saf kurşun örtmüştür. Şerit şerit cetvel gibi çekilmiş kurşun örtüp bu da ustalık göstermiş. Bu camiin üç tarafında bir at menzili geniş avlusu, çeşit çeşit yüksek ağaçlada süslenmiş bir avludur.

Kaynak: Kahraman, Seyit Ali; Dağlı, Yücel, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: İstanbul, 1. Cilt 1. Kitap, YKY Yayınları, İstanbul, 2003, s. 121-123.

✶ Media