Çulhazade Hacı Kadir Konağı, 19. yüzyıl sonlarında inşa edilmiştir. Zemin üzerine iki katlı olarak tasarlanan bu büyük konut, kareye yakın dikdörtgen bir taban üzerine oturtulmuş olup doğuya yönelen ön cephesiyle öne çıkar. Trabzon’daki Neoklasik üsluplu örnekler arasında yer alan yapı, mimari planı ve cephe düzeniyle dönemin nitelikli sivil mimarisinin karakteristik özelliklerini yansıtır.

Ön cephede dışa taşkın bir cumba bulunmakta; bu öge, Ortahisar, Kunduracılar ve Meydan çevresindeki seçkin konaklarda görülen uygulamalarla benzerlik göstermektedir. Giriş kapısı, cumba çıkmasının altında konumlanmış olup iki yandan yükselen oval taş merdivenle ulaşılan bir düzene sahiptir. Bu giriş bölümü, iki yuvarlak sütun ve iki duvar diliyle taşınan açık bir düzen sergiler. Cephede kullanılan kat silmeleri, iç mekândaki kat ayrımlarını dış yüzeye yansıtarak yapının düzenini okunabilir kılar. Dışa taşırılmış dikdörtgen pencereler, söve ve taç biçimleriyle Neoklasik döneme özgü mimari unsurlar taşır; ancak pencere denizlikleri ve taçları, restorasyon sırasında özgün ölçü ve estetikten uzak biçimde yeniden yapılmıştır.

Cumbanın üzerinde yer alan üçgen alınlıklı sundurma, dönemin konut mimarisinde yaygın olarak kullanılan bir diğer unsurdur. Yapının orijinal kırma çatısı kiremit kaplı iken, restorasyon sürecinde metal saçla kaplanmıştır. Ahşap doğrama ve tavan süslemeleri özellikle cumba tavanında belirgin olup iç mekânda da benzer bezemelerin varlığını işaret eder. Ancak yapı günümüzde taşındığı yeni alanın koşulları nedeniyle özgün bahçesini tamamen kaybetmiştir.

Çulhazade Hacı Kadir Konağı, büyük ölçekli bir kamu yapılanma projesi kapsamında bulunduğu yerden sökülerek başka bir alana taşınmış, ardından restorasyon geçirmiştir. Taşındığı alanda betonarme bir taşıyıcı blok üzerine yeniden kurulmuştur. Bu süreç tam anlamıyla başarılı olmasa da yapının özgün niteliklerinin önemli bir bölümü korunmuştur.