Emir Erdoğmuş Türbesi
Tatarhaniler Türbesi, Sahib Tatar Han Türbesi olarak da bilinir.
- Tür
- Türbe
- Kültür
- Eretna
- Yüzyıl
- 14. yy
- Durum
- Erişilebilir
Emir Erdoğmuş Türbesi, H.749/M.1348 yılında Eretnaoğulları döneminde inşa edilmiş olup, Emir Erdoğmuş’a atfedilmektedir. Düzgün kesme taştan yapılan türbe, kuzey–güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır ve üst örtüsü sivri beşik tonozla kapatılmıştır. Zemin kotunun yükseltilmesi sebebiyle cenazelik katına ulaşılamamaktadır. Türbeye, diğer duvarlara göre daha yüksek tutulmuş olan güney cephesindeki taçkapıdan girilmektedir. Bezemesiz olan bu taçkapı üç bordürle çerçevelenmiştir. Kuzey duvarında ise günümüzde kapıya dönüştürülmüş bir pencere yer almaktadır. İç ve dış mekânda herhangi bir süsleme unsuru bulunmamakta, sadelik yapının genel karakterini oluşturmaktadır. Kitabesi beyaz mermer üzerine yazılmış olup H.749/M.1348 tarihini taşımaktadır.
Aynı mezarlıkta bulunan Seyyid Burhaneddin’in mezarı ise 19. yüzyılın sonlarına kadar türbesiz kalmıştır. 1894’te Ankara vilayeti valisi Abidin Paşa’nın arzı üzerine, II. Abdülhamit’in iradesiyle buraya yeni bir türbe inşa edilmiştir. Bu türbe 3 eyvanlı ve merkezi kubbeli planıyla öne çıkmakta, girişi kuzey cephesinden sağlanmaktadır. Her iki türbe, farklı dönemlerin mimari anlayışlarını yansıtması bakımından dikkat çekicidir: Emir Erdoğmuş Türbesi 14. yüzyılın sade taş işçiliğini ve beşik tonoz örtü sistemini sergilerken, Seyyid Burhaneddin Türbesi 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı mimarisinin daha gelişkin plan anlayışını ortaya koymaktadır.
Emir Erdoğmuş Türbesi bazı kaynaklarda Sahib Tatar Han Türbesi veya Tatarhaniler Türbesi adıyla da anılsa da, kapısı üzerindeki kitabede açıkça Emir Erdoğmuş’un ismi yazılıdır. Seyyid Burhâneddin Mezarlığı’nda bulunduğu ifade edilen bu yapının, aynı mezarlıkta günümüzde yalnızca alt katı kalmış ve kemiklik olarak kullanılan türbeyle aynı olma ihtimali de söz konusudur. Bugün toprak seviyesinin altında tonozlu alt katı görülebilen bu yapının, geçmişte gövde ve külahıyla birlikte bir kümbet şeklinde yükseldiği anlaşılmaktadır. Burada yapılacak arkeolojik bir hafriyat, türbenin kimliği ve yapısal özellikleri hakkında daha kesin bilgiler sağlayacaktır. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, Şeyh Molla Tatar “Tatarhaniye” adlı bir fetva kitabının müellifidir ve burada birçok şer‘î meselenin kaydedildiği belirtilmektedir. Bu dönemde Türklerin, Moğollar için “Tatar” (yabancı) adını kullandıkları da bilinmektedir.