Ahi Evren Türbesi, 1890 yılında, aynı yerde daha önce var olan mescit, türbe ve hazire yapılaşmasının devamı olarak yeniden inşa edilmiştir. Bu yenileme, Boztepe’nin dağ yamacındaki kutsal alan geleneğini sürdürmüş, eski dönemlere ait dini katmanların üzerine Osmanlı döneminin son evresinde yeni bir ibadet ve ziyaret mekânı kazandırmıştır.

Yapı, caminin kuzeyinde yer alan son cemaat yerinin bir kısmını kapsar ve kubbeli, tek üniteden oluşan sade bir plan şemasına sahiptir. Mimari olarak kesme taş malzemeyle yığma teknik kullanılarak inşa edilmiştir. Bu özellik, hem dönemin yerel taş işçiliğini hem de Osmanlı taş mimarisinin sadelikle bütünleşen yapım anlayışını yansıtır. Dış cephede bezemeden ziyade sağlamlık ve ölçülülük göze çarpar; yapının sade biçimi, ziyaret amacına uygun olarak iç mekânda manevi bir huzur atmosferi yaratır. Kubbenin taşıyıcı sistemine ilişkin unsurlar, türbenin tek hacimli yapısına oranla uyumlu bir bütünlük oluşturur.

Yapının inşasıyla birlikte burada yatan Âhî Evren Dede’nin manevi mirası da kalıcı bir mekâna kavuşmuştur. 14. yüzyılda Trabzon’da İslamiyet’in yayılmasında önemli bir rol oynadığı aktarılan bu şahsiyetin naaşı, 19. yüzyılda Hacı Hakkı Baba tarafından rüyada tarif edilen yere nakledilmiştir. Hacı Hakkı Baba’nın vasiyeti üzerine kendisinin de aynı türbede, evliyanın ayakucuna defnedilmesi, yapının ruhani kimliğini pekiştiren bir unsurdur.