Andriake’nin Helenistik Dönem’deki yerleşim karakteri, MÖ dördüncü yüzyıl ve öncesine nazaran çok daha belirgindir. Bu döneme ait yüzeyde görünen kalıntılar ilk olarak Wurster tarafından değerlendirilmişti. Andriake Güney Yerleşim’de Taşyuvarlanacağı Tepe’nin sırtında doğu-batı yönünde sırt boyunca 200 m kadar uzanan isodomik teknikte örülmüş dört kulesi görülebilen sur duvarı, daha önce bir yerleşimi çevirmediği gerekçesiyle güvenlik amaçlı “ayırma duvarı” olarak yorumlanmıştı. Ancak, Andriake kazı ve araştırmaları kapsamında Aygün tarafından tamamlanan çalışma sonucunda, sur duvarının doğu ve batı yönünden dönerek aşağıya yani kuzeye, limana yöneldiği ve yamacın kuzeydoğusunda ana kayadan yontulmuş bir girişe sahip olduğu tespit edilmiştir. Anlaşıldığı kadarıyla, bu tepenin kuzey yamacı Helenistik Dönem’de sur duvarları ile çevrilerek müstahkem bir kaleye dönüştürülmüştür. Tekinalp, Helenistik Dönem asal yerleşiminin bu alanda veya tepenin kumulla kaplı kuzeydoğu yamaçlarında aranması gerektiğini önermiştir. Myra Andriake Kazıları kapsamında tepede gerçekleştirdiğimiz kazılarla da tahkimat anlaşılmaya çalışılmış ve ok uçları gibi bulgularla kale fonksiyonu biraz daha aydınlanmıştır. Surla çevrili alanda oldukça az yapı kalıntısı bulunması, buranın yerleşimden ziyade Pydnai gibi askeri amaçlı bir garnizon/kale olabileceğini düşündürmektedir. Myra’nın çevre savunma sistemi ve yapılarının tamamı Helenistik Dönem’e tarihlenir ve Myra’nın deniz tarafında asal savunma noktası Andriake Limanı’dır. Andriake’nin güneyindeki Kumdağ Tepe ve Taşyuvarlanacağı Tepe üzerinde görülen kale ve doğu yöndeki gözetleme kulesi, Helenistik Dönem’de yerleşimin ve liman girişinin güvenlik altına alındığına işaret eder. Tyroslu Porphyrius, Ptolemaios egemenliğinde bulunan Limyra, Patara, Ksanthos ve Andriake’nin MÖ 197 yılında Seleukos kralı III. Antiokhos tarafından ele geçirildiğini aktarır. Bu nedenle, Myra ve Andriake ile çevresindeki savunma sisteminin bir parçası olan kulelerin, Ptolemaioslar Dönemi’nde tüm Akdeniz’i kapsayan bir savunma zincirinin parçası olduğunu düşünmek gerekir. Zaten, Ptolemaioslar Dönemi’nde Andriake’de bir garnizonun olduğu önerilmiştir. Dolayısıyla, Andriake Limanı’nın güneybatı ucundaki kalenin bu dönemde inşa edilmiş garnizon olabileceği düşünülebilir. Güneybatı uçtaki kale/garnizon ve güneydeki kule haricinde, Helenistik Dönem’e ait yapı kalıntısına Güney Yerleşim’deki dükkânların doğu bitişiğinde 2010 yılında yapılan kazılarda rastlanmıştır. İsodomik teknikte yapılmış duvar, Güney Yerleşim üzerindeki kule ve surlar ile aynı özelliklere sahiptir. Andriake’nin Kuzey ve Güney Nekropolü’ndeki Helenistik Dönem’e ait mezarlarla birlikte kazılarda ele geçen çok sayıda sikke ve seramiğin buluntu yerleri dikkate alındığında, yerleşimin salt liman ağzına yakın batı yarısındaki müstahkem alanları kapsamadığını, şimdilik en azından Granarium çevresine dek yayıldığını ve Roma Dönemi öncesinde de limanın merkezî kesiminde liman dokusuna ait yapılanma olabileceğini düşündürmesi açısından önemlidirler. Bulguların, varlığından kuşku bırakmadığı Helenistik Liman’ın çerçevesinin kazılar ilerledikçe aydınlanması ümit edilmektedir. MÖ 188 yılında, Roma ile Antiokhos arasında yapılan Apameia Barışı sonucunda Likya, Roma’nın müttefiki Rhodos’a bırakılır. Likya’nın Rhodos hâkimiyeti sırasında Roma’ya elçiler göndererek bağımsızlığını istemesinin ardından, Roma MÖ 167’de Likya’ya özgürlüğünü geri verir. MÖ 168/7 yıllarında kurulduğu bilinen, ancak MÖ ikinci yüzyılın başlarından itibaren var olduğu düşünülen Likya Birliği’nin, üç oy hakkına sahip altı büyük kentinin Myra, Ksanthos, Patara, Pınara, Olympos ve Tlos olduğu bilinir. Orta Likya’nın üç oy ayrıcalığına sahip tek kenti Myra’dır ve MÖ birinci yüzyılın başlarında, Ksanthos, Tlos ve Patara ile birlikte metropolis ünvanına sahip kentler arasında yer alır. Dolayısıyla Helenistik Dönem’de Myra’nın çok önemli bir kent olduğu bellidir. Cassius Dio, Myra halkının limanda yakaladıkları Brutus’un generalini tutukladıklarından ve sonra serbest bıraktıklarından bahseder. Appianos’ta, MÖ 42 yılında Brutus’un, komutanı Lentulus Spinther’i para ve asker toplamak için Myra’ya gönderdiği ve Spinther’in Andriake Limanı girişindeki zincirleri kırıp kenti işgal ettiği anlatılır. Lentulus Spinther’in limandaki zincirleri kırıp Andriake ve Myra’yı ele geçirmesi esnasında yaşanan olaylar, Likya Birliği donanmasının burada demirlemiş olabileceğini düşündürmektedir. Dolayısıyla, Andriake’nin Ptolemaioslar Dönemi’n- de başlayan askeri ve stratejik açıdan önemi, Likya Birliği Dönemi’nde de sürmüştür. Andriake’nin bu önemine binaen Likya kıyılarında artan deniz ticareti de limanının MÖ dördüncü yüzyıl ve ön- cesine göre daha donanımlı ve gelişmiş bir yapıya sahip olduğunu düşündürür. Anlaşıldığı kadarıyla Andriake’nin bir liman yerleşimi olarak mimari gelişimi Helenistik Dönem’de başlamıştır.

Myra’nın Limanı Andriake: Yeni Veriler Işığında Değerlendirmeler, Nevzat Çevik, Süleyman Bulut

✶ Medya