Surp Garabed Manastırı’nın kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir, yapı hakkında açık biçimde tespit edilen ilk yazılı kayıt 1206 tarihli bir Ermeni kolofonunda yer almaktadır. Efkere’de bulunan bu manastır, Osmanlı İmparatorluğu genelindeki Ermeniler için önemli hac merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Robert Hewson burayı “Ermeni Kilisesi’nin en zengin, en çok ziyaret edilen ve en kutsal mabedlerinden biri” olarak tanımlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler açısından büyük öneme sahip iki Surp Garabed Manastırı bulunduğu, bunlardan diğerinin Muş yakınlarında yer aldığı belirtilmektedir. Türk halkı arasında Efkere Büyük Manastır adıyla bilinen yapı, Ermeniler tarafından Vaftizci Yahya’ya atfen adlandırılmıştır; çünkü burada Aziz Yahya’ya ait kutsal emanetlerin bulunduğuna inanılmıştır.

Rivayete göre Aziz Yuhanna İncili yazarı, Kudüs’te Vaftizci Yahya’nın kalıntılarını bulmuş ve bunları Efes’e göndermiştir. Bu kalıntılar 251 yılında Kayseri’ye taşınmış, 301 yılında ise Aziz Krikor Lusavoriç bunları istemiştir. Aziz Krikor’un sol kol kemiği ile iki bacak kemiğinden oluşan bir kısmı alarak Kayseri’den Ermenistan’a giderken Efkere’de konakladığı, burada büyük bir haç diktiği ve kalıntıların bir bölümünü burada bıraktığı anlatılmaktadır. Bu nedenle manastırın bulunduğu tepe Surp Khatch (Kutsal Haç) olarak adlandırılmıştır. Aynı kalıntıların başka bir bölümünün Muş yakınındaki aynı adlı manastırda bulunduğu da belirtilmektedir. Yapının kuruluşunun Aziz Krikor’a mı yoksa bazı yerel inanışlarda ifade edildiği gibi I. yüzyılda Aziz Tadeos’a mı ait olduğu kesin değildir.

1617–1618 yıllarında manastırı ziyaret eden Simeon Lehatsi, yapıyı yüksek bir tepe üzerinde, kubbeli, büyük ve görkemli bir merkez olarak tanımlamış; önündeki geniş düzlükten, çevredeki yapı ve köylerin Ermenilere ait olmasından ve bütün kilise ile manastırların tamamlanmış durumda bulunmasından söz etmiştir.

Manastıra alçak, geniş ve kalın bir kapıdan girilmektedir. Girişten sonra yarı karanlık bir geçitte yükselen merdivenler yer almakta; bu geçidin zemini cilalanmış siyah taştan oluşmaktadır. Aydınlığa çıkıldığında kuzey yönünde ikinci bir kapı görülmekte; bu kapı dar ve uzun başka bir yarı karanlık koridora açılmaktadır. Koridorun sol tarafında sur boyunca sıralanmış keşiş odaları bulunmaktadır. Sağ tarafta ise başka bir kapı manastır mabedinin dış giriş bölümüne ve kubbeli bir alana açılmaktadır. İç mekânda nem kokusu, tütsü ve mum kokusu ile birlikte duvar resimleri yer almaktadır.

Ana ibadet mekânı sürekli karanlık bir kutsal alan olarak tanımlanmıştır. Burada yan yana yerleştirilmiş üç küçük sunak bulunmaktadır. Mekân dört kalın kübik sütunla taşınmaktadır. Duvarlar değerli porselenlerle kaplıdır. Sütunların üzerinde kubbesiz kemerler bulunmaktadır. Sol tarafta ikinci, daha küçük bir kutsal mekân yer almaktadır. Burada tamamen sedef kakmalı bir kapı bulunmaktadır. Bu kapının arkasında, mermerden yapılmış büyük bir mezar içinde Vaftizci Yahya’ya ait kalıntıların bulunduğu belirtilmektedir.

Koridorun sonunda, üst katlarında keşiş odalarının sıralandığı bölümden başka bir kapı ile manastır okuluna geçilmektedir. Okul bölümünde taş döşeli geniş bir avlu bulunmaktadır. Bunun ilerisinde akademi binası yer almaktadır. Akademi on iki derslik, bir gözlemevi, bir stüdyo ve bir misafir odasından oluşmaktadır. Pencerelerin büyük bölümü kaleye, Khas-Bakhcha’ya ve ötesindeki manzaraya bakmaktadır. Diğer pencereler akademiyi dört taraftan çevreleyen avluya açılmaktadır. Sağ köşede döner bir merdiven bulunmaktadır; bu merdiven öğretmenlerin kaldığı odalara, iki taş döşeli gezinti yoluna, yemekhaneye, mutfağa ve yüksek kotta bulunan üç yatak odasına ulaşmaktadır.

Manastırın güney kısmındaki büyük avlunun üç tarafı hacılar için ayrılmış özel odalarla çevrilidir. Bu bölümler Sarmısaklı Sokağı, Tokat Sokağı, Nor Sokağı, Kayseri Sokağı, Çeşme Sokağı ve Zeytin Sokağı olarak ayrılmıştır. Sağ taraftaki odalar önlerindeki kemerli gezinti alanıyla birlikte doğrudan vadiye bakmaktadır. Sol taraftaki çift sıralı odalar ise sırtlarını dağa vermekte ve avluya açılmaktadır. Sağ ve sol taraftaki bölümlerin altında sırasıyla araba atları için ahırlar ile su sarnıçları bulunmaktadır. Manastırda ayrıca bir mahzen, birkaç sürekli akan kaynak, kayaya oyulmuş bir tahıl ambarı ve sürekli boş kalan bir rahibeler bölümü bulunmaktadır.

Manastır günümüzde harabe durumda, askerî bölge içinde yer almakta ve ziyarete kapalıdır.

✶ Medya