Adı ve kesin yapım tarihi yazılı belgelerle belirlenemeyen Darsiyak (Taksiarhis) Kilise I, eğimli bir arazinin düzeltilmesiyle oluşturulan bir platform üzerine inşa edilmiştir. Mimari özellikleri, kilisenin 18. yüzyılın ilk çeyreğinde inşa edilmiş olabileceğine işaret etmektedir. Fakat kilisenin kuzey cephesinde, giriş kapısının doğusunda, kesme taş üzerine kazıma tekniğiyle işlenmiş dört satırlık Yunanca bir kitabe bulunmaktadır. Kitabenin okunuşu şöyledir:

Peder Petros
Yordan
Yılı 1866
Mart 23

Bu bağlamda, Fransız seyyah Charles Texier, 1 Ağustos 1835 depremi sonrasında bölgede en büyük yıkımın Taksiarhis (Darsiyak) köyünde meydana geldiğini belirtmektedir. Texier’in bu tespiti dikkate alındığında, kilisenin kuzey cephesinde yer alan ve 1866 tarihini veren kitabenin, 1835 depreminde ağır hasar gören ya da tamamen yıkılan kilisenin yerine yeniden inşa edilen bir kiliseye ait olabileceği ya da deprem sonrası gerçekleştirilen kapsamlı bir onarım faaliyetine ilişkin bir tamir kitabesi niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.

Kilise, doğu–batı doğrultusunda eğimli bir arazide konumlandırılmış olup batı cephesi kısmen yamaca ve sokak kotuna yaslanmaktadır. Kilisenin batısından bir sokak geçmekte, diğer cepheleri ise konutlarla çevrilmektedir. Kuzeyde yer alan bahçeye, bahçenin kuzeybatı köşesindeki merdivenlerden inilerek ulaşılmakta, buradan da kilisenin kuzey cephesinde, eksenin batısında yer alan tek giriş kapısına varılmaktadır. Bu yerleşim düzeni, arazi eğimine uyumlu bir planlama anlayışını yansıtmaktadır. Kilise plan şeması, naos zemininden yaklaşık 1,50 m üst kotta alınan düzleme göre kuzey–güney doğrultusunda dikdörtgen olarak tanımlanabilmekle birlikte, alt kotlardaki mekânsal algı ve arazi koşulları nedeniyle planın “yamuk” bir karakter sergilediği de görülmektedir. Kilisede narteks bulunmamaktadır. Giriş, simetri gözetilmeksizin kuzey duvarının batı ucuna yerleştirilmiş bir kapı aracılığıyla doğrudan naosa açılmaktadır. Naos, üst seviyede doğu–batı doğrultusunda uzanan iki yuvarlak kemerle üç nefe ayrılmıştır. Bu kemerler, zeminden yaklaşık 1,70 m yükseklikte sonlanmakta ve üç aynalı tonozdan oluşan örtü sistemini taşımaktadır. Orta nef, doğuda içten ve dıştan yarım daire planlı bir apsisle sonlanmaktadır. Apsis, naostan iki basamakla yükseltilmiştir. Naosun doğu ve batı duvarlarında kuzey–güney doğrultusunda uzanan üçer, kuzey ve güney duvarlarında ise birer yuvarlak kemer bulunmaktadır. Güneyde yer alan kemer açıklığı sonradan örülerek güney nef kapalı bir mekâna dönüştürülmüştür. Bu örülmüş duvar üzerinde, batıdan itibaren zemine yakın kotta, kullanım amacına bağlı olarak açılmış ikinci bir açıklık tespit edilmektedir. Kilise, az sayıda ve küçük boyutlu pencerelerle aydınlatılmaktadır. Kuzey duvarda eksenin doğusunda, güney duvarda ise eksende dışa daralan birer kemerli pencere yer almaktadır. Doğu duvarında, apsisin ekseninde bir, apsisin kuzey ve güneyinde birer olmak üzere üç pencere bulunmaktadır. Zafer kemerinde eksende ve eksenin kuzey ile güneyinde yer alan üç dikdörtgen pencerenin günümüzde kapatıldığı anlaşılmaktadır. Batı cephesi büyük ölçüde sağırdır. Kuzey cephede, kapının üzerinde ve batıya kaymış konumda dikdörtgen ve kemerli bir niş bulunmaktadır. Doğu cephede apsis duvarının kuzeyinde, zeminden farklı kotlarda yerleştirilmiş iki dikdörtgen niş yer almaktadır. Batı duvarında ise eksenin kuzeyinde, kemer ile duvar arasında kalan bölümde dikdörtgen bir açıklık ile bunun üzerinde ve altında yer alan çeyrek daire ve yarım daire formlu nişler dikkat çekmektedir. Kilise, yığma teknikle, düzgün kesme taş kullanılarak inşa edilmiştir. Taş boyutları farklılık göstermekte, şaşırtmalı teknikte istiflenen taşların derzlerinde ince bir harç tabakası görülmektedir. Taşıyıcı sistem yaklaşık 95 cm kalınlığındaki beden duvarlarına dayanmaktadır. Kemerler ve aynalı tonozlar, yüklerini bu duvarlar aracılığıyla zemine aktarmaktadır. Kilisede gergi elemanlarına rastlanmamıştır. Kilisede bezeme unsuru yok denecek kadar az olup mimari anlayış genel olarak yalın ve işlevseldir.

Kilise, yakın döneme kadar köy halkı tarafından ortak kullanım amacıyla değerlendirilmiş, günümüzde ise ahır olarak kullanıldığı ve bu nedenle giriş kapısının kullanıcı tarafından kapalı tutulduğu anlaşılmaktadır. Kilisedeki tüm açıklıkların taş yığılarak kapatıldığı gözlemlenmiştir. Kilisenin beden duvarları, apsisi ve örtü sistemi ayakta olmakla birlikte, özellikle naosun kuzey duvarında, apsisin kuzeydoğu bölümünde ve örtü sisteminde derin çatlaklar mevcuttur. Duvarlardan kopan kesme taşlar ve farklı dönemlere ait onarım izleri, kilisenin ciddi yapısal sorunlar yaşadığını göstermektedir.

Kilisenin uzun süre terk edilmiş olması ve düzenli bakım görmemesi, günümüzdeki ağır bozulma durumunu açıklamaktadır. Ayrıca 1835 depremi ile kilisenin eğimli bir arazi üzerinde konumlanması sonucu ortaya çıkan zemin oturmaları, bugün gözlemlenen yapısal çatlakların oluşumunda belirleyici rol oynamış olmalıdır.