Hacı Rüştü Konağı, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Yapı, bahçeli, üç katlı, bir teras kata sahip, iç sofalı planlı ve neoklasik üslupta kurgulanmış olup kareye yakın dikdörtgen bir alan üzerinde kesme taş malzemeyle yığma teknikle yükseltilmiştir. Doğudaki bahçe kapısından ulaşılan geniş dış mekân, kuzeyde konağın ana giriş kapısına açılır; bu kapı doğrudan iç sofaya geçit verir. İç mekânda üst katlara çıkışı sağlayan merdiven ile ıslak hacimler sofa içinde konumlandırılmış, doğu ve batı yönlerine yerleştirilen ikişer oda ile zemin kat planı tamamlanmıştır. Üst katlarda aynı plan şeması tekrar edilmiş, buna ek olarak kuzeyde orta aksa, doğuda ise iki yanda çıkmalarla mekân genişletilmiştir. Teras katı, artı biçiminde birbirine bağlanan transept düzeniyle tasarlanmıştır. Güneydeki eski müştemilat, son onarım sırasında kaldırılarak konakla bitişik biçimde yeniden ve iki katlı olarak inşa edilmiş, üstü açık teras hâline getirilerek korkuluklarla çevrilmiştir.
Dış cepheler, neoklasik üslubun karakteristik öğelerini belirgin biçimde taşır. Yığma bir yapı olmasına rağmen cephe, taşıyıcı payeler üzerine oturuyormuş izlenimi verecek şekilde vurgulanmış; özellikle zemin katta bu etki cephe anlayışını belirleyici hâle getirmiştir. Dilimli ve kademeli konsollarla taşınan çıkmalar cephe kurgusunun ana hareketini oluşturur. Katları birbirinden ayıran yatay silmeler, düzenli pencere yerleşimi, kademeli saçak kornişi ve üçgen alınlıklar cephenin plastik değerini artıran unsurlardır. Profilli taş pencere söveleri ve yüzeysel plasterler de bu estetik bütünlüğü tamamlar.
Konağın mimarisi, döneminin kentsel sivil ve ticari yapılarıyla yakın benzerlikler gösterir. Plan ve cephe düzeni bakımından Kalcıoğlu Konağı (1903), Nemlioğlu Konağı (1874) ve eski Vali Konağı/Sanat Evi (1902) ile ortak özellikler taşır. Ayrıca profilli pencere söveleri, açıklık düzeni ve plaster kullanımı; İl Kültür Turizm Müdürlüğü Binası (1889), Gazeteciler Cemiyeti Binası (1891), Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü Binası (1899), eski İş Bankası Binası (1902) ve Tiyatro Müdürlüğü Binası (1863) gibi pek çok yapı ile benzeşir. Bu mimari anlayış, dönemin çeşitli mahallelerinde ve ticari akslarında görülen neoklasik üsluplu sivil ve ticari yapıların genel karakteriyle uyum içindedir.
Yapı uzun süre kullanılmamış; 1994 yılında gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon sonrasında 1995’te Rusya Başkonsolosluğu olarak işlevlendirilmiş ve bu kullanım günümüzde de devam etmektedir.