Alâeddin Eretna Kümbeti veya Suli Paşa Hatun Kümbeti, Kayseri’de Köşk Tepe mevkiinde, günümüzde Gültepe Mahallesi civarında bulunan ve halk arasında “Köşk Medrese” adıyla bilinen yapı kompleksinin avlusunun ortasında yer almakta olup, kompleks Eretna Devleti’nin kurucusu Alâeddin Eretna tarafından 1339 (H. 740) yılında inşa ettirilmiştir. Yapı, adını bulunduğu küçük tepecikten, yani Köşk Tepe’den almıştır. Bina, bir medreseden ziyade meşhur mutasavvıf Şeyh Evhadüddîn-i Kirmânî’nin dervişleri için hângâh (tekke/zaviye) olarak yaptırılmış, ortasındaki türbe ise Alâeddin Eretna’nın vefat eden eşi Suli Paşa (Doğa/Toa) Hatun için tasarlanmıştır. Eserin mimarı İlhanlıların meşhur ustası Kaluyan’dır. Mimara ait kitabe, türbe kapısının sağ tarafındaki sütunce başlığında “Amele Kaluyun bin Kara Bolı” (Kara Bolı oğlu Kaluyan yaptı) şeklinde işlenmiştir. Bu kitabe günümüzde oldukça tahrip olmuştur.
Kümbet (Türbe), 12. yüzyılda Orta Asya’da inşa edilen Tegiskent kümbetleriyle benzerlik gösterir. Türbe, bütünüyle sarımtırak düzgün kesme taştan inşa edilmiş olup kaide, gövde ve külâhtan oluşur. Kare biçiminde, yaklaşık 2,5 metre yüksekliğindeki kaide (kürsü) üzerine oturtulmuş, kaidenin üst kenarı ve saçakları bir sıra mukarnas kuşağıyla süslenmiştir. Kare kaide bölümü mumyalığa tekabül eder. Gövdesi sekizgen planlı olup üst örtüsü içten kubbe, dıştan sekizgen piramidal külâh biçimindedir.
Zeminden yüksekte bulunan türbe kapısına altı basamaklı çifte bir merdivenle çıkılır. Bu merdiven boşluğunun hemen altında, cenazelerin asıl gömüldüğü ve üzeri sivri tonozla örtülü mumyalık (cesetlik) bölümüne inen bir kapı bulunur. Mumyalığa açılan bu kapı sonradan mihrap biçimli bir duvarla kapatılmıştır.
Sekizgen planlı mescit bölümünün cepheleri, köşelerde duvara gömülü sütuncelerle sınırlandırılmış ve sivri kör kemerlerle hareketlendirilmiştir. Sütuncelerin kaideleri süslü, gövdeleri ve başlıkları ise sade olup başlıkları sivri külâh biçimindedir. Gövde ile üst örtü arasındaki yazı kuşağında Bakara suresinden bir bölüm işlenmiştir.
Kuzey cephesinde, üç bordürle çerçevelenmiş anıtsal bir taçkapı bulunur. Diğer üç yönde ise sağır nişler içine yerleştirilmiş birer pencere yer alır. Kuzeydeki taçkapı, yapının en zengin süslenmiş unsurudur. Taçkapının yanlarında mukarnas başlıklı sütunceler bulunur; bunların gövdeleri zikzak ve zencirek motifleriyle işlenmiştir. Taçkapıyı kuşatan bordürde, 10 kollu yıldız kompozisyonundan türetilmiş geometrik bezeme yer alır. Kavsarasız düzenlenen kapı sivri kemerle çerçevelenmiş, köşelikleri bezemesiz bırakılmış ve kemer üzerine üç kabara yerleştirilmiştir. Süsleme programı taçkapı bordürlerinde, sütuncelerde ve kaidelerde yoğunlaşmış; geometrik ve bitkisel motifler yüksek kabartma tekniğinde işlenmiştir.
Burası Eretna hanedanının aile anıt mezarıdır. İçerisinde Alâeddin Eretna, eşi Suli Paşa Hatun, oğlu Gıyâseddin Mehmed Bey ve torunu Alâeddin Ali Bey medfundur. Ancak 1906 (1322) yılından önce Kayseri Mutasarrıfı Zekai Bey, kendi hükümet konağının önüne havuz ve fıskiye yaptırmak için türbenin içindeki nadide mermer sandukaları (lahitleri) söktürüp parçalatmıştır. Bu tahribattan yalnızca torun Alâeddin Ali Bey’in mermer mezar taşı kurtarılabilmiş ve müzeye kaldırılmıştır.
Kayserili tarihçi Ahmed Nazif Efendi, mermer taşlar havuz yapımı için parçalanmadan hemen önce kitabeleri birebir kopyalayarak Mir’ât-ı Kayseriyye adlı eserine kaydetmiştir. Yapının ana kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Eserde yer alan aslına uygun 1:1 kopyalar şunlardır:
Suli Paşa Türbe İnşa Kitabesi
Türbenin kapısı üzerindeki asıl yapım kitabesidir.
Orijinal okunuşu:
“Emera bi-inşâ’i hâẕihi’l-‘imâreti en-Nûrü’l-A‘ẓam Melikü’l-Ümerâ’ fi’l-‘Âlem Emîr Eretna zîde ‘adluhû li-ecli’l-menkûḥati el-Meliketi’l-Merḥûmeti Süli [Paşa] ṭābe s̱erâhâ fî Muḥarrem sene erba‘în ve seb‘a mi’e.”
Türkçe çevirisi:
“Bu binânın yapılmasını, Yüce Noyan, Dünya Emirler Meliki, Emir Eretna adaleti bol olsun, Muharrem, 740 (Temmuz 1339) senesinde eşi merhum Melike Suli Paşa için toprağı mübarek olsun – Emretti.”
Eretnaoğlu Mehmed Bey’in Mezar Kitabesi
Tahrip edilerek tamamen yok olan kitabedir.
Orijinal okunuşu:
“Sulṭān Muḥammed ibnü’l-merḥûm Eretna nevver Allâhu ḳabrahâ Sene seb‘a ve sittîn ve seb‘a mie ṭāb Allâhu s̱erâhâ.”
Türkçe çevirisi:
“Rahmetli Eretna’nın oğlu Sultân Mehmed -Allah kabrini nûrlandırsın- yedi yüz altmış yedi (1365) senesinde (öldü) – Allah toprağını temiz kılsın.”
Alâeddin Ali Bey’in Mezar Kitabesi
Tahribattan fiziksel olarak kurtulup günümüze ulaşan tek taştır.
Orijinal okunuşu:
“Hâzâ ḳabrü’l-merḥûm el-maġfûr el-muḥtâc ilâ raḥmetillâhi Teâlâ ‘Alâeddîn ‘Alî bin el-merḥûm Muḥammed nûr-Allâhu ḍarîḥehümâ…”
Türkçe çevirisi:
“Bu kabir merhum ve affedilmiş, Allah’ın rahmetine muhtaç, merhum Muhammed’in oğlu Alâeddin Ali’nindir. Allah kabrini nurlandırsın ve rahmet eylesin.”
Alâeddin Eretna’nın kendi mezar taşı tahribat sırasında yok olduğu için, onun da bu türbede medfun bulunduğuna dair en güçlü tarihî dayanaklardan birini Gelibolulu Mustafa Âlî’nin bizzat ziyaretine dayanan kaydı oluşturmaktadır. Mustafa Âlî, Füsûlü’l-Hallü Akd Usûlü’l-Harc ve’n-Nakd adlı eserinde şu metni aktarmaktadır:
Orijinal metin:
“Ol zamânuñ ḥâkimleri serḥad vilâyetleri ẓabṭ idenlerüñ ṣaḥib-i ṣıḳke vü ḫuṭbe olmasıne ruḫṣat virüp, ancaḳ kendülerüñ nâmı ḫuṭbede evvel añılmaḳ ʿâdet olmaġın mezbûr Sulṭân Eratna gelüp Ḳayṣariyye’yi pây-ı taḫt idünüp, yediyüzelli üç 753 (1352-1353) târîḫine dek ḥükûmet itdi. Baʿdehû, oġlı Sulṭân Meḥmed bin Eratna şehri-yar olup altmışyedi 767 (1365-1366) yılına dek aldı virdi. Andan ṣoñra oġlı Sulṭân ʿÂlâeʾd-dîn ḥâkim olup seksen iki 782 (1380-1381) ḥudûdına dek ol daḫî salṭanat eyledi, ki mezbûr Eratna ve Meḥmed ve [ʿAlâe’d-dîn?] ve Eratna’nuñ zevcesi Sivla Paşa nâm Ḫâtun Ḳayseriy’ye şehrinüñ küffârında bir müreḫḫam binâ altında medfûnlardur. Bu ḥaḳîr yaʿnî müʾellif ʿÂlî şehr-i Ḳayṣariyye’de mîr-livâ iken ziyâret itdüm. Baʿdehû Târîḫ-i Ravżatü’ṣ-Ṣafâ da maḥallini bulup ġûvrına yetdüm.”
Türkçe çevirisi:
“O dönemin hükümdarları, sınır vilayetlerini idare edenlere kendi adlarına sikke bastırma ve hutbe okutma izni verirlerdi; ancak hutbede önce kendi adlarının anılması âdet olduğundan, adı geçen Sultan Eretna gelip Kayseri’yi başkent edinmiş ve 753 (1352–1353) yılına kadar hüküm sürmüştür. Ondan sonra oğlu Sultan Mehmed bin Eretna hükümdar olmuş ve 767 (1365–1366) yılına kadar saltanat sürmüştür. Daha sonra onun oğlu Sultan Alâeddin hükümdar olmuş ve 782 (1380–1381) yılına kadar o da saltanat etmiştir. Adı geçen Eretna, Mehmed ve [Alâeddin?] ile Eretna’nın eşi Sivla Paşa adlı Hatun, Kayseri şehrinin dışında mermer bir yapı altında medfundurlar. Bu fakir, yani müellif Âlî, Kayseri’de mirlivâ iken onları ziyaret ettim. Daha sonra Târîḫ-i Ravżatü’ṣ-Ṣafâ’da da buranın kaydını bularak meselenin aslını öğrendim.”
Eretna Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılışı ve İlhanlı hâkimiyetinin zayıflamasının ardından, 1335–1381 yılları arasında Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri merkezli olarak hüküm süren bir Türk beyliğidir. Aslen Uygur Türklerinden gelen Alâeddin Eretna, Kayseri’de emirlik yapan ve asıl adı Taycu Bahşi olan Cafer Bey’in oğludur. İlhanlı hizmetinde noyan unvanını taşıyan Eretna, İlhanlıların Anadolu genel valisi Çobanoğlu Timartus’un isyan ederek Memlüklere sığınmasının ardından Anadolu valiliğini üstlenmiş, İlhanlı Devleti’ndeki iç karışıklıklardan yararlanarak bağımsızlığını ilan etmiş ve kendi beyliğini kurmuştur. Beyliğin askerî ve idarî teşkilâtında Selçuklu ve İlhanlı örnekleri takip edilmiştir. Adaletli, âlim ve cesur kişiliği, seyrek sakalı ve iri yapısı sebebiyle halk arasında “Köse Peygamber” olarak tanınan Alâeddin Eretna, önce Sivas’ı, ardından Kayseri’yi merkez edinmiştir. İbn Battûta, Kayseri’ye geldiğinde Alâeddin Eretna’nın Sivas’ta bulunduğunu ve kendisini Kayseri Valisi sıfatıyla Suli Paşa Hatun’un karşıladığını kaydetmiş; Suli Paşa Hatun bu sebeple kaynaklarda Anadolu’nun ilk kadın valisi olarak zikredilmiştir.
Melikgazi Belediyesi tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları 2024 yılı itibarıyla tamamlanmış, çevre düzenlemelerine başlanmıştır.
