Ahi Evren Camii, 1890 yılında mevcut mescit, türbe ve hazire yapılaşmasının devamı olarak yeniden inşa edilmiştir. Kesme taş malzemeyle yığma usulünde yapılan yapı, tek kubbeli cami plan tipindedir. Ancak genel olarak yatay dikdörtgen biçiminde düzenlenen bu tür camilerden farklı olarak, Ahi Evren Camii kıble yönünde dikey bir dikdörtgen alan üzerine inşa edilmiştir. Bu durum, hem mekânsal organizasyonda hem de iç hacim algısında belirgin bir özgünlük yaratır.

Caminin kuzeyinde yer alan son cemaat yeri, Ahi Evren Dede’nin türbesinin bir bölümünü kapsamaktadır. Türbe, 1461’de Trabzon’un Osmanlı hâkimiyetine geçmesinin ardından bölgeye gönderilen ve Müslümanlığı yaymakla görevlendirilen Ahi Evren Dede’ye aittir. Türbe ile cami arasındaki bu yakın konum, dini sürekliliğin ve mekânsal bütünlüğün önemli bir göstergesi niteliğindedir.

Yapının harim bölümü, tam kare planlı olmayıp kıble yönünde uzatılmış dikdörtgen biçimdedir. Harimin kuzeyinde yer alan genişletilmiş bölüm ise müezzin ve kadınlar mahfeli olarak düzenlenmiştir. Cami kitlesine sonradan eklenen bu alan, plan bütünlüğü içinde farklı inşa evrelerini düşündürmektedir. Türbe ve cami bileşenleri arasındaki uyumsuzluklar da bu çok evreli yapım sürecinin izlerini taşır.

Kubbeli yapılara oranla daha basık kalan yapı kompleksinin kuzeybatı köşesinde, barok külahlı bodur bir minare yükselir. Sivri kemerli açıklıklar, cepheden dışa taşırılmış taş söveler, kademeli saçak ve kat silmeleri, dönemin Milli Rönesans üslubu biçimlenişlerini yansıtır. Bu mimari detaylar, yapıya 19. yüzyıl sonu Osmanlı mimarisinin eklektik karakterini kazandırır.

Avlu giriş kapısı üzerindeki kitabede Hicri 1308 (Miladi 1890/1891) tarihi yer alır. Ancak buradaki ilk inşa faaliyetlerinin 1860’lı yıllara kadar indiği, Hacı Hakkı Baba tarafından yaptırılan ilk türbe ve mescit çevresinde zamanla gelişen bir yapılaşmanın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.