Çaltılı Hamamı
Dağ Ilıcası, Yılanlı Ilıca, Çaltılı Ilıcası olarak da bilinir.
- Kültür
- Roma
- Durum
- Erişilebilir
Halk arasında Yılanlı Ilıca ya da Dağ Ilıcası olarak da bilinir. Savaştepe ilçesinin Pelitçik-Çaltılı kırsal mahallesi ile Balıkesir Kirazköy arasındadır.
Roma döneminden kaldığı tahmin edilen tarihi bir şifa kaynağıdır. Özellikle romatizma hastalarına iyi gelir. Herhangi bir karılım yapılmaksızın kaplıca zemininden ve kaynağından gelen su girilebilir sıcaklıktadır.
Taş hamam dikdörtgen planlı, bir katlı taş malzeme ile inşa edilmiş, orta bölümünde havalandırma bacası yer almaktadır. Hamamın iç bölümünde, basamaklarla havuz bölümüne inildiği ve burada karşılıklı her iki duvar kenarında oturma bölümünün olduğu ve Roma dönemi mimarisinin özelliklerini taşıdığı tespit edilmektedir. 2013 yılında Trakya Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Beksaç tarafından söz konusu ılıca ile ilgili yüzeysel araştırmalarda tespit edilen bulgulara göre; Dağ Ilıcası hamamının üstü dikdörtgen kapak taşlarıyla örtülmüş ve yan duvarlarının da bu tip blok taşlar ile yapılmış olmasının uzun bir yeraltı geçidinin var olduğunun teşhis edilmesi; özellikle Bergama Asklepionu’nda karşımıza çıkan geçidi hatırlatması ve diğer bina izleri, söz konusu yerin eski çağlarda bir Asklepeion veya şifacı niteliği belirgin olan bir kutsal alan olabileceğinin göstergesi olduğu belirtilmektedir. Söz konusu ılıca bölgesi, tüm tahribatlara rağmen, hala birçok özelliğini koruyan ve şifa kültleriyle iç içe geçmiş bir alan olarak dikkat çekmektedir. Dağ Ilıcası’nın arkasında yer alan bir akarsu yatağının başında sıcak ve soğuk doğal şifalı suların ılıcadaki su ile ilişkili olduğu gözlenmektedir. 1
Yılanlı Ilıca denmesinin sebebi ise halk arasında anlatılan bir rivayete dayanır: Bölgede yaşayan bir kralın güzeller güzeli bir kızı vardır. Babasının bir tanesi olduğundan dilediği gibi gezip tozmasına karışmaz kral. Kız ise önüne kattığı birkaç kuzuyla kırlarda gezmeyi çok sevmektedir. Bir gün yine kırlarda gezerken kuzular onu bir dere kenarına getirir. Kız yorgunluktan oracıkta bir taşın dibinde uyuya kalır. O uyurken dereden gelen aynı boyda üç küçük sarı yılan kızın açık kalan ağzından içine girer. Kız bunu fark etmez ve saatler sonra uyanıp saraya döner. Günler, haftalar birbirini kovalar ve kralın kızının karnı şişmeye başlar. Dedikodular da alır başını yürür. Ve kralın kulağına kadar gelir. Kral iki oğlunu yanına çağırır ve kızının ölüm fermanını verir. Buna göre ağabeyleri kızı gözden uzak bir yerde canını çok yakmadan öldürecekler ve oraya gömeceklerdir. Ertesi sabah yine kuzularıyla kırlara çıkan kızı gizlice takip eden ağabeyleri, onun bir dere kenarındaki taşın dibinde uyuyakaldığını görünce vaktin geldiğini anlarlar. Yalnız ikisi de kız kardeşlerine kıyamadıkları için işi birbirlerinin üzerine atarlarken, büyük ağabey kız kardeşinin ağzından yılanlar çıkmakta olduğunu görür. İkisi de kardeşlerinin yanına koşarlar. Kızın ağzından çıkan üç sarı yılan taşın üzerinden yere düştükleri anda kaybolurlar ve düştükleri yerden buharlar içinde sıcak su kaynamaya başlar. Hemen kardeşlerini uyandırıp saraya koşarlar. Olayı krala anlatırlar. Bu arada kızın karnındaki şişlik de kaybolmuştur. Kızının masumiyetinin anlayan kral ertesi gün büyük bir kalabalıkla olayın geçtiği yere vardığında buharlar içinde kaynayan suların arasında küçük sarı yılanların dolaştığını görür ama hemen kaybolur yılanlar. O günden sonra halk o suyun şifalı olduğuna inanır ve kral da bir hamam yaptırarak halkın kullanımına açar. Halk oraya “Masumiyet Ilıcası” ve “Yılanlı Ilıca” adlarını koyar.2
Günümüzde de hala kaplıcada sıcak suyun içinde küçük yılanlar zaman zaman görülmektedir. Hatta çadır kurulup gece konaklaması yapıldığı dönemlerde kaplıca içinde yılan öldürülürse diğer yılanların kardeşlerini aramak için çadırlara dağılacağına inanılır, yılanlara dokunulmazdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Balıkesir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 2018/159 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak sesçil edilmiştir.3
Bin yılı aşkın geçmişiyle hâlâ ayakta duran bu yapının, savaşta yaralanan Romalı silahşörler için şifa merkezi olarak kullanıldığı rivayet edilir.4
2000’li yıllara kadar kaplıca etrafında çadır kurulup kalınabilirken son yıllarda günübirlik kullanılmaktadır. Kaplıcanın Çaltılı ile Kirazköy’ün sınırını oluşturan dere içinde olmasından dolayı yıllarca kaplıcanın sahipliği konusunda köyler arasında önemli ihtilaflar yaşanmıştır.