Battal Camii’nin kuzeydoğusuna bitişik olarak inşa edilmiş türbe, Evliya Çelebi zamanında Kırk Nisâ Türbesi (Nisâ = Kadınlar) olarak adlandırılmıştır. Bu adlandırma, Hristiyan geleneğinde yer alan Sebaste’li (Sivaslı) Kırk Şehit olayına dayandırılabilir. M.S. 320 yılında, Roma döneminde Sebaste’de (Sivas) Hristiyanlık inancı uğruna şehit edilen bu askerlerin hatırası, Kayserili Piskopos Basileios’un anlattıklarına göre, o dönemde büyük değer görmüştür. Basileios’un anlatımında, bu şehitlere ait değerli kalıntıların toplandığı ve pek çok şehre dağıtıldığı ifade edilmektedir. Kayseri’nin Sivas’a yakınlığı, Basileios’un bizzat Kayserili olması ve türbenin o dönemde Mazaka/Eusebia olarak bilinen, bugün ise “Eski Şehir” diye adlandırılan şehrin sınırları içinde bulunması, burada bu şehitlere ait bazı kalıntıların yer alma ihtimalini güçlendirmektedir.

Diğer yandan, türbenin hemen bitişiğindeki Battal Gazi Camii’nin Evliya Çelebi döneminde Bektaşî toplulukları tarafından tekke olarak kullanıldığı ve Alevî-Bektaşî geleneğinde “kırk” sayısının özel bir manevi değer taşıdığı da bilinmektedir. Dolayısıyla “Kırk Nisâ Türbesi” adlandırmasının yalnızca Hristiyanî mirasa değil, aynı zamanda Alevî-Bektaşî kültüründe “kırk” kavramına verilen öneme de dayanmış olabileceği göz ardı edilmemelidir.

Bugün Halk arasında Kırk Kızlar Türbesi olarak bilinen Türbe, Anadolu Selçuklularının Kayseri’yi fethinden sonraki devirlerde yapılmış olma ihtimali de vardır. Fakat türbenin dikkat çeken özelliklerinden biri, Kayseri’nin Eski Şehir surlarına oldukça yakın bir konumda bulunmasıdır. Bu durum, yapının inşa amacı hakkında önemli ipuçları sunar. Arap akınları sırasında şehrin kuşatılması esnasında burada önemli bir İslâm kumandanının ya da askerî şahsiyetin hayatını kaybetmiş olması ve bu nedenle bu noktada Emevîler veya sonradan Danişmendliler tarafından bir türbe ile cami inşa edilmiş olması muhtemeldir.

Bugün sadece cenazelik kısmı günümüze ulaşan türbe, dışarıdan oldukça sade bir görünüme sahiptir. Tüm cepheleri sağır bırakılmış, dış yüzeyi gelişigüzel betonarme harçla kaplanmıştır. Türbeye giriş, batı cephesinin ortasında yer alan ve zemin seviyesinden üç basamak aşağıda kalan dikdörtgen formlu dar bir kapı ile sağlanmaktadır. İç mekân, beşik tonozla örtülüdür; tonozun ortasında, sonradan açıldığı anlaşılan bir ışıklık yer almaktadır. Ayrıca türbenin kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde yer alan nişler, muhtemelen ışık alma amacıyla yapılmış, ancak sonradan yapılan dış kaplamalarla kapatılmıştır.

✶ Medya