Lifos
İlifos, Kifos olarak da bilinir.
- Tür: Antik Kent
- Kültür: Bizans, Roma
- Bölge: Türkiye, İç Anadolu Bölgesi, Kayseri, Hacılar
Kayseri’nin güneyinde, Erciyes Dağı çevresindeki önemli yükseltilerden biri olan Lifos (İlifos/Kifos) Dağı, zirvesinde barındırdığı tarihî yerleşim kalıntılarıyla dikkat çekmektedir. Dağın güney ve kuzey yönünde sivrilen iki belirgin zirvesi vardır. Ortaya doğru inildikçe basıklığın arttığı bu bölüm, geniş bir krater platosu görünümü kazanır. İşte bu plato, geçmişte tamamen surlarla çevrilmiş bir yerleşim alanına sahiptir.
Çepeçevre uzanan surların toplam uzunluğu yaklaşık 1050 metre olup, temelleri hâlen yer yer görülebilmektedir. Bugün toprak altında gömülü halde yaklaşık 1 metre yüksekliğe ulaşan sur kalıntılarının kalınlığı kimi kesimlerde 1,5 metre, kimi kesimlerde ise 2 metreye varır. İç ve dış tarafta görülebilen yıkıntılardan hareketle, surların özgün yüksekliğinin 3–4 metre olduğu anlaşılmaktadır. Savunmayı güçlendiren unsurlar arasında yaklaşık her 66 metrede bir konumlanmış burçlar dikkat çekmektedir; toplam 16 burç yerleşimi çevrelemiştir. Ölçümlere göre uzun kenarı 350 metre, kısa kenarı 212,5 metre olan bu sur sistemi, toplamda 74.375 m² yani yaklaşık 7,4 hektarlık bir alanı koruma altına almıştır.
Yerleşimin iki zirvesinden en büyüğü kuzeyde, Kayseri’ye bakan kısımdadır. İki zirve arasındaki mesafe yaklaşık 250 metre olup, yapılar bu iki yükseltinin yamaçlarında, sur diplerinden başlayarak yukarıdan aşağıya ve batıdan doğuya doğru sıralanmıştır. İçeride yüzü aşkın yapı tespit edilmiştir. Bunların çoğu tek odalı küçük birimler halinde düzenlenmiş olsa da, ortada ve özellikle doğu kesiminde yer alan çok odalı büyük yapılar daha karmaşık bir işlevin varlığına işaret eder. Bu çok odalı yapılar arasında en büyük olanı doğuya yakın konumdadır.
Doğu yamacında, Erciyes’e en yakın ve dağın en alçak kısmında dört adet su sarnıcı bulunmuştur. Bunlardan ikisi ile doğudaki büyük yapının içerisinde suyun hiç eksik olmaması, burada kullanılan künk sisteminin uzun süre faal kaldığını düşündürmektedir. Su altyapısının bu denli güçlü olması, yerleşimin yalnızca kısa süreli askeri bir üs değil, aynı zamanda uzun vadeli yaşamı destekleyen bir merkez olduğunu göstermektedir.
Ne yazık ki yapıların büyük bölümü, asırlar boyunca hem doğal yıkıma hem de hazine arayıcılarının tahribatına maruz kalmıştır. Buna rağmen sur sistemi, burçlar, sarnıçlar ve yapı izleri, buranın planlı ve düzenli bir yerleşim olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Tarihsel açıdan, bu yerleşimin kesin olarak hangi döneme ait olduğu bilinmemektedir. Ancak mimari özellikleri ve planı, geç Roma – Bizans dönemi yerleşimleriyle büyük benzerlik taşır. Dağ zirvelerine inşa edilen bu tür surlu alanlar genellikle hem askerî gözetleme ve savunma noktaları, hem de tehlike anlarında sığınma merkezleri olarak kullanılmıştır. Kayseri çevresinde Roma-Bizans garnizonlarının ve manastır yerleşimlerinin yüksek dağlık alanlarda kurulmuş olması, Lifos Dağı’nı bu sistemin muhtemel bir halkası kılmaktadır.
Ayrıca modern dönemde, Türkiye’de ilk kez “Dağ Alanları Yönetimi (DAY) ve Planlaması” ilkeleri bu bölgede geliştirilmiş ve Erciyes Dağı’nda yapılan ilk TÜBİTAK projesi kapsamında Lifos yerleşimi de incelenmiştir.