1890 yılında suyunu Atpazarı Maksemi’nden temin etmeye başlamıştır.

1924 Ankara Haritası’nda, Sultan Alaaddin Çeşmesi adıyla kaydedilmiş olan çeşme, kale içinde Alaaddin Camisi önünde, son cemaat yerinin dış cephe duvarı üzerindedir. Minare kaidesinin solunda kalan mermerden yapılma çeşme, günümüzde varlığını sürdürmekle birlikte kullanılmamaktadır. İçhisar Sokak’a bakan çeşmenin, kitabe yeri günümüzde boş durmaktadır. Kitabesi olmadığından kesin olarak tarihleme yapabilmek olanaklı değildir. Yazılı belgelerden, Abidin Paşa’nın valiliği döneminde (1886-1894) buradaki çeşmenin tamir edildiği anlaşılmaktadır (Şehr-i Kadim Ankara, Cilt 3, s.30-42). Muhtemelen çeşme bu dönemde, dönemin anlayışına uygun şekilde mermer kullanılarak yeniden yapılmıştır. Abidin Paşa’nın Atpazarı’na bir maksem yaptırdığı ve buradan yaptırdığı ya da onarttığı 32 mahalle çeşmesine su dağıtımı yaptığı eski belgelerde kayıtlıdır. Alaaddin Camisi Çeşmesi de, söz konusu 32 çeşme arasında yer almaktadır. Maksemden künkler aracılığı ile taşınan suyun, çeşmenin bugün görünmeyen son cemaat yeri altında bulunan deposuna geldiği ve bu depodan lüleye ulaştığı düşünülmektedir.

Çeşmenin iki yanında yer alan sütun etkisi yaratan yekpare taşlar ile bu taşların arasına yerleştirilmiş olan kavisli yekpare mermer, çeşmeye anıtsal bir görünüm kazandırmıştır. Çeşmenin korniş bölümü hafif dışa taşırılarak sonlandırılmıştır. Üzerinde herhangi bir süsleme unsuruna rastlanmayan çeşmenin yekpare yalak taşı bugün büyük oranda zemine gömülmüş durumdadır. Çift lüleli (musluklu) olduğu anlaşılan çeşmenin lüleleri yerinde değildir. Eski olduğu anlaşılan paslı bir su içme tası, zincirle asılı vaziyette çeşme üzerinde varlığını sürdürmektedir.

Kaynak: Osmanlı Dönemi’nde Ankara’nın Mahalle Çeşmeleri

✶ Medya