Hagios Mamas Kilisesi
Deliklitaş Kilisesi olarak da bilinir.
- Tür
- Kilise
- Kültür
- Bizans
- Yüzyıl
- 5. yy
- Durum
- Erişilebilir
Hagios Mamas Kilisesi, plan ve mimari özellikleri bakımından büyük ihtimalle M.S. 5. yüzyıl ortalarına tarihlenen bir erken Bizans dönemi kilisesidir. Yapının Hagios Mamas Kilisesi olarak adlandırıldığını, Yunan filolog ve paleograf Grigorios Nikolaou Bernardakis’in 1907 civarında Kayseri’nin topografyası üzerine yaptığı çalışma sırasında bu kalıntıdan “Saint Mamas Kilisesi” diye bahsetmesinden öğreniyoruz. Bernardakis’in bu tespitleri, 1908 yılında yayımlanan “Notes sur la topographie de Césarée de Cappadoce” başlıklı makalesinde yer almıştır. Bernardakis, “Plan de Césarée de Cappadoce” adlı haritada Hagios Mamas Kilisesi’ni 34 numara ile göstermiştir. Aynı haritada 28 numara olarak işaretlenen Panagia Kilisesi ile Hagios Mamas Kilisesi’nin biçim ve ölçü bakımından aynı olduğunu belirtmiştir. Bernardakis’e göre kilisenin apsisi o dönemde tamamen görülebilir durumdaydı. Ayrıca birkaç yıl içinde bu kiliseden hiçbir iz kalmayacağından ciddi biçimde endişe etmek gerektiğini, çünkü o sırada kilisenin en güzel kesme taşlarının sökülüp alındığını kaydetmiştir. Bernardakis, kalıntıların halk arasında “Delikli Taş” adıyla bilindiğini ve Hristiyanların 2 Eylül’de buraya hac ziyareti için gittiklerini de aktarmıştır.
Tontar Mevkii’nde, Deliklitaş adlı alçak tepecikte bulunan Hagios Mamas Kilisesi, Bernardakis’in kaydından sonra zamanla unutulmuş, yapı büyük ölçüde tahrip olmuş ve görünür izleri ortadan kaybolmuştur. 1971 yılında aynı bölgede bir elektrik direği dikimi sırasında kilisenin temel kalıntılarına tesadüfen tekrar rastlanmıştır. Bu bulgu üzerine Kayseri Müzesi tarafından arkeolojik bir kurtarma kazısı başlatılmış ve yapının temelleri açığa çıkarılmıştır.
Kazılar sonucunda ortaya çıkarılan yapı, planı ve mimari özellikleriyle tipik bir Bizans kilisesi niteliği taşımaktadır. Dıştan yaklaşık 20 × 27 metre boyutlarındaki yapı, haç planlı olarak doğu-batı doğrultusunda inşa edilmiştir. Doğusunda yer alan geniş apsis bölümü dıştan köşeli, içten ise yuvarlaktır. Apsis önünde enine bir sahın yer alırken, ortada kareye yakın bir merkezî mekân oluşturulmuştur. Bu merkezî alanın 4 köşesinde yer alan geniş ve yuvarlak nişler, bölgedeki çağdaş kiliseler arasında ayırt edici bir özellik göstermektedir.
Yapının duvarları düzgün kesme taşlardan inşa edilmiş, siyah bazaltik ve açık renkli andezit taşlar dönüşümlü olarak kullanılmıştır. Tonozların ise gözenekli andezitten işlenmiş taşlarla yapıldığı anlaşılmaktadır. Yapının çatı örtüsünden kalan yıpranmış tonoz parçaları kazılarda gün yüzüne çıkarılmıştır. Zemin büyük oranda tahrip olduğundan döşeme hakkında net bilgi edinilememiştir; ancak kilisenin doğal kayalık zemin üzerine oturtulduğu belirlenmiştir.
Hagios Mamas Kilisesi’nin kullanımı yalnızca Bizans dönemiyle sınırlı değildir. Kazı sırasında bulunan çok sayıda Selçuklu dönemine ait seramik ve çini parçası, yapının 13. yüzyıldan itibaren Selçuklu döneminde yeniden kullanıldığını göstermektedir. Ayrıca yapının enkazı içinden çıkan bir Ermenice kitabe parçası, bu dönemde kalıntıların farklı topluluklar tarafından da değerlendirildiğine işaret etmektedir.
Kilisenin Kayserili Aziz Mammes/Mamas’ın adını taşıması ve Hristiyanların 2 Eylül’de, yani Ortodoks Kilisesi’nde onun yortu günü kabul edilen tarihte, buraya hac ziyareti için gelmeleri, bu yapının Kayserili Aziz Mammes ile doğrudan bir irtibatı olduğunu göstermektedir. Eğer kilise 5. yüzyılda inşa edildiyse, Aziz Mammes’in Kayseri’de 275 yılında idam edilmesi ile kilisenin inşası arasında yaklaşık 126 ile 225 yıl arasında bir zaman farkı bulunmaktadır.
Yapı, Tomarza’daki Panagia Kilisesi ve Skupi Manastırı gibi Kappadokia’daki erken Bizans dönemi örnekleriyle dikkat çekici benzerlikler taşımaktadır. Bugün Hagios Mamas Kilisesi’nden geriye yalnızca temellerine ait kalıntılar kalmıştır. Bernardakis’in 20. yüzyılın başında dile getirdiği tahribat endişesi büyük ölçüde gerçekleşmiş; yapı, günümüze bakımsız ve korumasız durumda ulaşabilmiştir.