Alaüddevle Camii tarihî belgelerle de desteklenen inşa süreci 15. yüzyılın ikinci yarısına işaret etmektedir. Alaüddevle ismi, yapının Dulkadirli beylerinden Alaüddevle Bozkurt Bey ile bağlantısını düşündürmektedir, yapıya dair en erken kesin tarih ise H. 999/M. 1590 yılına ait bir onarım kitabesinden öğrenilmektedir. Bu kitabe, caminin Mahmut adlı bir kişi tarafından onarıldığını göstermektedir.

Cami dikdörtgen planlı tek mekân düzenine sahiptir ve üst örtüsü beşik tonozla kapatılmıştır. Giriş, kuzey cephenin ortasına yerleştirilen taçkapıdan sağlanmaktadır. Beden duvarından 32 cm taşkın olarak tasarlanan bu taçkapı, saçak hizasına kadar yükselmekte ve bezemesiz, düz profilli bir silmeyle çerçevelenmektedir. Nişin köşeleri kompozit başlıklı sütuncelerle sınırlandırılmış, başlık yüzeyleri palmet motifleriyle işlenmiştir. Nişin üzeri dört sıra mukarnastan oluşan kavsarayla örtülmüş, alt kısımda yer alan kapı kemerinin kilit taşına ise sekiz kollu yıldızdan türetilmiş geometrik bezemeli dairesel bir madalyon işlenmiştir. Kemer taşları arasında kullanılan siyah renkli şemse benzeri taşlar, yapının dikkat çeken ayrıntıları arasındadır. Taçkapı alınlığında üç kabara bulunmakta, bunlardan batıdaki altı kollu yıldız ve palmet motifleriyle süslenmiştir. Cephelerde ise saçak hizasında basit profilli silmeler dolaşmaktadır.

Harim 8.60×6.00 m ölçülerinde olup, doğu-batı doğrultusunda yerleştirilen beş kemerle desteklenen beşik tonozla örtülmüştür. Doğu cephenin güney köşesinde bir, kuzey cephede ise taçkapının iki yanında birer pencere açılmıştır. Güney ve batı cephelerde pencere bulunmamaktadır. Güney cephedeki mihrap, duvardan 7 cm taşkın biçimde düzenlenmiş; 50 cm derinliğindeki mihrap nişi üç sıra mukarnas kavsarayla doldurulmuştur. Mihrabın iki yanında birer niş, ayrıca doğu ve batı cephelerde de ikişer küçük niş yer almaktadır. İç mekânda minber ve vaiz kürsüsü bulunmamaktadır.

Süsleme repertuvarı daha çok taçkapıda yoğunlaşmaktadır. Sütunce başlıklarındaki bitkisel kompozisyonlar, geometrik madalyon ve taş kabaralar dikkat çekicidir. Yapının tamamında düzgün kesme taş malzeme kullanılmıştır.

Dulkadiroğulları’nın en güçlü beylerinden Alaüddevle Bozkurt Bey (1480–1515), imar faaliyetleriyle tanınmıştır. Elbistan’daki Alaüddevle Bey Camii (Cami-i Atik), Maraş Ulu Cami ve Bağdadiye Medresesi, Gaziantep Alaüddevle Camii, Haruniye Camii, Pazarören’deki Zamantı Kalesi Medresesi, Adıyaman Ulu Cami ve Kırşehir’de Ahi Evran Camii ve Türbesi onun inşa ettirdiği başlıca eserlerdir. Dolayısıyla Alaüddevle Camisi de bu imar politikalarının bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Ancak 1515 Turnadağ Savaşı’nda Osmanlı kuvvetlerine yenilen Alaüddevle, savaş sonrası öldürülmüş; bunun ardından Dulkadiroğulları Beyliği toprakları Osmanlı hâkimiyetine geçmiştir. Rivayetlerde, savaş sonrası tek başına kalan yaşlı beyin bir çobana kendi isteğiyle hayatına son verdirdiği aktarılmaktadır.

1590 tarihli kitabe caminin Osmanlı döneminde de önemini koruduğunu göstermektedir. 20. yüzyılda ise uzmanlık esasına dayanmayan bazı restorasyon müdahaleleri gerçekleştirilmiş, bu süreçte özgün tasarımla tam örtüşmeyen unsurlar yapıya ilave edilmiştir.