Anadolu Han, 19. yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Yapı üzerinde inşa kitabesi bulunmamakla birlikte, plan ve mimari özelliklerine bakılarak bu tarihlendirme yapılmaktadır. Şehir içi hanları tipolojisinde olan yapı, iki katlı ve avlulu bir tasarım göstermektedir.

Dikdörtgen bir alan üzerine oturan han, ortasında bir avlu ve bu avluyu çevreleyen revaklı bağımsız mekânlardan oluşmaktadır. Yapı, düzgün kesme taş malzeme kullanılarak yığma usulüne uygun biçimde inşa edilmiştir. Günümüzde bozulan orta avlu ve revak düzeni, özgün hâlinde Osmanlı şehir içi hanlarının bir örneğini oluşturmaktaydı. Hanın orta avlusu dört yönden giriş kapılarıyla erişilebilen bir düzen göstermekte olup, kare kesitli taş sütunlar tarafından taşınan kemer ve tonoz örtü sistemine sahiptir.

İki katlı olarak tasarlanan hanın üst katına, orta avlunun güneyinde yer alan taş merdivenle çıkılmaktadır. Revakların arkasında kalan odalar, revaka birer kapı ve birer pencere ile açılmaktadır. Ayrıca her bir odanın dışarıya açılan birer penceresi daha bulunmaktadır. Günümüzde bu odalar tamamen bağımsız birimlere ayrılarak dükkân biçimine dönüştürülmüş, kimi zaman birleştirilmiş ve bu durum mekânların esas yapısını bozmuştur. Orta avlunun revak düzeni dükkânlara eklenmiş, bu müdahaleler sonucunda han mimari özgünlüğünü kaybetmiştir. Üst katlarda ise otel odasına dönüştürülen mekânların içlerine muhdes WC eklemeleri yapılmış, bu eklemeler de yapının özgünlüğünü bozmuştur.

19. yüzyılda ticaretin etkin olarak yapıldığı ve kervanların her zaman uğrak noktası olan han, XX. yüzyıldan itibaren mevcut işlevini kaybetmeye başlamış ve farklı amaçlarla kullanılmaya başlanmıştır. Bu süreçten sonra modernleşme ile birlikte hanın ticaret merkezi olma rolü azalmış, şehrin kentleşme sürecindeki yapısal değişiklikler nedeniyle dönüşüm yaşanmıştır. Zaman zaman restorasyon çalışmaları adı altında yapıya müdahalelerde bulunulmuş, plansız ve niteliksiz bu onarımlar yapının özgün dokusuna zarar vermiş ve tarihî kimliğini zayıflatmıştır.