Kurtuluş Caddesi (Eski Kışla- Dörtayak Caddesi) ile Kemal Paşa Caddesi’nin kesiştiği köşe olan, içinde Habib-i Neccar Camii’nin de bulunduğu Habib-i Neccar Külliyesi, yamuk bir avlu etrafına sıralanan yapılardan meydana gelir. Avlunun güneyinde cami; doğusunda türbeler ve türbelerle bağlantılı hücreler, taç kapı; kuzeyinde medrese hücreleri ve şadırvan bulunur. Batıda günümüzde kullanılmayan bir avlu giriş kapısı ve dört medrese hücresi bulunan küçük bir külliyedir.

Antakya’da bulunan tarihi Habib-i Neccar Camii, Anadolu’da yapılan ilk cami olarak bilinir. Cami, Roma dönemine ait bir pagan tapınağının üzerine inşa edilmiştir. Günümüzdeki yapı Osmanlı dönemi eseridir, etrafı medrese odaları ile çevrilidir.

Cami, zemini düzgün kesme taş kaplı avlunun güneyinde yer alır, dikdörtgen planlı ve mihrap önü kubbelidir. Güney ve doğu cepheler caddeye bakar. Güney cephe basık kemerlere sahip yedi; altta üç üstte pencere ile hareketlendirilmiştir. Mihrabın içerisindeki pencere küçük boyutludur. Düzgün kesme taştan yapılmış stelaktitli başlıklara sahip beş sütununun dördü muhtemelen farklı bir yapıdan devşirme olarak kullanılmış antik üslupta, biri mukarnaslı başlık olarak işlenmiş sivri kemerlerle oluşturulmuş son cemaat yeri caminin kuzey cephesindedir. Harim giriş kapısı, eyvan şeklinde yapılmış olup, kapı üst kısmı çıkıntılı yuvarlak kemerlidir.

Kıble yönündeki duvarda, 1940-1941 yıllarında yapıldığı anlaşılan mahfaza içinde “Sakal-ı Şerif” bulunur. Cami; taş, ahşap, kalem işleri ve hat yazılıları olarak süsleme unsurlarına sahiptir.

Caminin son cemaat yerine bitişik olarak yapılan minare kare kaideli ve çokgen gövdelidir. Ahşap şerefeli ve şemsiye örtülü minaresi tepede âlemle sonlanır.

Kilit taşı ve kitabe çerçevesi pembe renkli mermerden örülmüştür. Kitabede üç satır olmak üzere yan yana ikili kartuş içinde yazının dışında motifler kullanılmıştır. Harim kapısı üzerinde bulunan, yapının 1858 yılında yenilendiği yazılmış olan kitabe şöyledir:

“Şerefi inde mucindi hasinen li-tezal olub şekla
Buldu bu câmi vâlâyı kadiım ahsen hâl
Dedi tecdidine tarih-i dü mısra müfti
Lafz-ü mânâ deva, ruy-i dilara-yı cemâl
Câmi-i sahib-i Yâsin Habibü’n-Neccâr
Eskiden ekber-ü adel yapılub buldu kemâl
Sene 1275″ (M. 1858)

Harim kısmı, enine gelişen caminin ana mekanı kubbe ile örtülü iki yan mekan çapraz tonoz örtülüdür. Kubbeye geçiş dört sivri kemer ve büyük pandantiflerle sağlanmıştır. Cami planı mihrap duvarına paralel tek sahın üzerine mihrap önü kubbelidir.

Doğu ve batıda yer alan iki kapıdan giriş yapılanmakta olup, doğu yönünde bulunan ve Kurtuluş Caddesine bakan taç kapısı, kademeli mukarnaslardan oluşan yastığa oturan sivri kemeriyle dışa açılan bir eyvan görünümündedir. Yapımında sivri kemerli sağır nişli mimari uygulanan bu bölüm basık kemerli bir giriş kapısına sahiptir. üzerindeki kitabede, 1863 yılında ahalinin gayretiyle kapının imarının tamamlandığı anlatır. Kitabe metni şöyledir:

“Ol fatih-i minnetü’l – ebvâb itmam oldu imar
Himmet-i belde ahâlisi bu bâbda derkâr
Tarihini bab-ı Rauf açdı cenabı isneyn
Habbeza Sultanı Cami Habibü’n-Neccar
Sene 1280″ (M.1863)

Taç kapının güneyinde, Hıristiyan din adamı Paulos’un Türbe kapısı vardır. Basık kemerli giriş kapısının hemen üzerinde taş levha üzerine sekiz satırlık kitabe yer alır. Türbe hücresinin hemen önünde kare kaide üzerinde minare yükselir. Avlu içerisindeki doğu ve batı yönünde iki tane kuyu bulunmaktadır.

Basık kemerli batı taç kapısında, kapı sivri kemerli sağır niş içerisine alınmış, kuzey ve güney yönlerinde birer pencere bulunmakta olup, kapalı tutulmaktadır.1

6 Şubat Depremi’nde büyük hasar alan caminin restorasyonu yapılarak ibadete açılmıştır.

—–

  1. Sevgi Tarakçı, Hatay Habib-i Neccar Külliyesi, Muğla S.K.Ü. Edebiyat F. Sanat Tarihi B., L.T, 2017. ↩︎

✶ Medya