Hatuniye Medresesi, 1432 yılında Dulkadiroğulları hükümdarı Nasireddin Mehmed Bey’in eşi Hatice Hatun (Mısır Hatun) adına Kayseri’de yaptırılmıştır. Bu nedenle kaynaklarda “Hatuniye Medresesi” adıyla anılır. Hatice Hatun, Anadolu tarihinde ilk elçilerden biri olarak diplomatik başarılarıyla öne çıkmıştır. 1422’de Kudüs’te bir medrese yaptırmış, 1431’de vefat etmiştir.

Hatuniye Medresesi, klasik Selçuklu medrese geleneğini sürdürür. Tek katlı, açık avlulu ve iki eyvanlı olarak inşa edilmiştir. Giriş eyvanının karşısında dik tonozlu ana eyvan, yanlarında ise kubbeli dershaneler bulunur. Medresenin güneybatı cephesinde bulunan taç kapı, lotus yapraklı başlıklara sahip sütunçeleriyle dikkat çeker. Taç kapının yanında bir zamanlar ortadan sütunla desteklenen iki kemerli bir çeşme yer alıyordu; fakat sonraki onarımlar sırasında kaldırılmıştır. Boyacıkapısı civarında bulunan yapıya zamanla hücreler eklenmiştir.

Hatuniye Medresesi’nin tarihî bağlamında Nasireddin Mehmed Bey’in Osmanlılar ve Memlükler arasında izlediği denge siyaseti önemlidir. Bu dönemde Kayseri, Karaman Beyliği’ne bağlıydı. Ancak Memlüklülerin desteğiyle şehir Dulkadirlilerin eline geçmiştir. Nasireddin Mehmed Bey, kızlarından birini Çelebi Mehmed ile, diğerini Memlük Sultanı Çakmak ile evlendirmiş, kendisi ise Kadı Burhaneddin’in kızı Hatice Hatun ile evlenmiştir. Kayseri’deki hâkimiyetin kalıcılığını sağlamak için Mehmed Bey, Hatice Hatun’u Kahire’ye elçi olarak göndermiştir. Hatice Hatun, şehrin anahtarını ve hediyeleri Sultan’a sunarak diplomatik başarı göstermiştir. Bu sebeple “Mısır Hatun” diye anılmıştır.

Hatuniye Medresesi, 1430-1433 yılları arasında Kayseri’nin bir süreliğine Memlük Devleti’ne bağlı Şam emirlerinin nüfuzu altında kalması sebebiyle farklı adlarla da anılmıştır. Bu dönemde Memlükler, Anadolu’nun güneyindeki stratejik bölgeleri kendi nüfuz sahalarında tutmak için Suriye’deki valileri olan Şam emirlerini görevlendirmişlerdi. Kayseri de bu siyasetin bir parçası olarak kısa süreliğine onların etkisi altına girmiştir. Bu nedenle yapı, halk arasında hem “Şâmiler Medresesi” hem de daha sade biçimiyle “Şam Medresesi” adıyla tanınmıştır.

19. yüzyılda burada Seyyid Osman, Seyyid Mehmet Emin, Hızır ibn-i Abdullah, Seyyid Abdullah ibn-i Mehmet Ali, Şakir Efendi ve Adilefendizâde Hacı Enver Efendi mütevelli ve müderris olarak görev yapmıştır. Medresenin son müderrisliği ise Sarıabdullahoğulları ve onların evlatları tarafından yürütülmüştür.

Günümüzde özel mülkiyete ait olan medresenin 1980 yılında Hacı Tataroğlu Hacı Mustafa Tatar Vakfı tarafından yapılan restorasyonunda, yapının planı, genel formu ve mimari düzeni korunmuş olsa da kullanılabilir durumdaki özgün taşlar büyük ölçüde yeni taşlarla değiştirilmiştir. Ayrıca farklı taş türlerinin kullanılması malzeme uyumsuzluğu oluşturmuştur. Üzerindeki orijinal kitabe kırılmış, yerine iki yeni kitabe eklenmesi ise yapının tarihî özgünlüğünü zedelemiştir.

✶ Medya