Konut, 1928 yılında Mehmet Lütfi Serim tarafından inşa ettirilmiştir. Yapının zemin katı o tarihten günümüze kadar halen aile tarafından “Halk Ticarethanesi” adıyla işletilmekte olup, şehrin en eski kırtasiyelerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Konutun üst katı ise bir dönem Kayseri’nin ilk doktorlarından Haydar İsmail Gaspıralı’nın muayenehanesi olarak hizmet vermiştir. Haydar İsmail Gaspralı, Türk dünyasının en önemli fikir önderlerinden biri olan İsmail Bey Gaspralı’nın oğludur. Babasının adını ikinci isim olarak taşımaktadır.

1917 Bolşevik Devrimi sonrası Gaspralı ailesi ağır baskılarla karşılaşmış, Tercüman gazetesinin kapatılması, aile fertlerinin tutuklanması ve sürgün edilmesiyle büyük zorluklar yaşamıştır. Bu süreçte aile fertlerinin bir kısmı İstanbul’a göç etmiştir. Haydar da 1919 yılında Türkiye’ye gelerek Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de (bugünkü İstanbul Tıp Fakültesi) eğitim görmüş ve Cumhuriyet’in ilk kuşak doktorları arasında yer almıştır. Mezuniyetinden sonra Cumhuriyet’in kadro politikaları çerçevesinde taşraya gönderilmiş, mecburi hizmet kapsamında Kayseri’ye atanmıştır. Burada, 1920’li ve 1930’lu yıllarda şehrin ilk doktorlarından biri olarak büyük hizmetlerde bulunmuştur. Kayseri’deki görevi sırasında yalnızca hastanede değil, aynı zamanda özel muayenehanesinde de hastalara bakmış, modern tıbbın Anadolu’da yaygınlaşmasına öncülük etmiştir. Tıp alanında çeşitli makaleler kaleme almış, mesleki literatüre katkı sunmuştur. Kayseri’deki görev yıllarında Nazlı Hanım ile evlenmiştir. Nazlı Hanım, dönemin önde gelen Osmanlı devlet adamlarından Mehmet Namık Paşa’nın torunlarındandır ve Kayseri Lisesi’nde felsefe/edebiyat öğretmenliği yapmıştır.

Haydar İsmail Gaspralı çevre köylerden gelenlerle de yakından ilgilenmiştir. Henüz küçük yaşlarda ağır karın ve ciğer rahatsızlıkları geçiren Ürgüp’ün Sofular köyünden Mustafa, babası tarafından Kayseri’ye getirilmiş ve Haydar İsmail tarafından tedavi edilmiştir. Mustafa’yı kendi evine alarak bakımını üstlenmiş, onunla aileden biri gibi ilgilenmiştir. Ev ortamında ona sağlık bilgisi kazandırmış, tıp kitaplarını okumaya yöneltmiş ve zamanla basit tedavi yöntemlerini uygulamayı öğretmiştir. Mustafa, bu himaye sayesinde sağlık alanına dair güçlü bir bilgi birikimi kazanmış, köyüne döndüğünde ise “Sıhhiye Mustafa” olarak anılmıştır. Köyünde ve çevre yerleşimlerde diplomalı bir hekim olmamasına rağmen halkın en güvendiği isimlerden biri haline gelmiş, iğne yapmış, ilaç uygulamış ve hastaları gerektiğinde şehre yönlendirmiştir.

Konutun tarihi ve mimari değerinin ortaya çıkarılabilmesi için tabela kirliliğinin ortadan kaldırılması ve yerine yapının kimliğine uygun tabelaların yerleştirilmesi gerekmektedir.

✶ Medya