Kayırhan Kervansarayı, 13. yüzyılda Türkiye Selçuklu Devleti’nin güçlü hükümdarı Alaaddin Keykubat döneminde, onun en güvendiği emirlerinden biri hâline gelen Harzemli Türkmen beyi Kayırhan tarafından Kayseri–Sivas yolu üzerinde inşa ettirilmiştir. 1230 yılındaki Yassıçemen Savaşı’nın ardından Anadolu’da güvenlik ve düzenin yeniden sağlanması amacıyla yapılan bu kervansaray, doğu ile batı arasında işleyen kervanlara güvenli bir konaklama imkânı sunmuş, aynı zamanda ticaret yollarının emniyetini güçlendirmiştir.

Selçuklu taş işçiliğinin izlerini taşıyan yapı, kesme taş malzemeden inşa edilmiş kalın ve sağlam duvarlarıyla dikkat çeker. Anıtsal giriş kapısı, mimarî açıdan en öne çıkan unsur olup, dönemin ihtişamını yansıtır. İç mekân, merkezdeki geniş avlu etrafında düzenlenmiş; yolcular için odalar ve hayvanlar için bölümler planlanmıştır. Bu işlevsel tasarım, Selçuklu kervansaray mimarisinin güvenlik ve pratiklik esaslarını açıkça ortaya koyar.

Yapı, yüzyıllar boyunca yalnızca ticari bir merkez değil, aynı zamanda pek çok tarihî olaya da tanıklık etmiştir. 1260’ta Ayn Calut Savaşı sonrasında Anadolu’ya gelen Memlük Sultanı Baybars’ın ilk konaklama yerlerinden biri Kayırhan olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk, 20 Eylül 1928 tarihli Kayseri ziyaretinde burada Gesi ve çevre köylerden gelen halkla buluşmuş, Harf İnkılabı öncesinde yeni Türk harflerini tanıtmış ve öğrencilerle uygulamalı denemeler yapmıştır. Bu yönüyle kervansaray, hem Selçuklu tarihi hem de Cumhuriyet devrimleri açısından özel bir simge olma niteliği kazanmıştır.

Bugün özgün işlevini yitirmiş olan Kayırhan Kervansarayı, bakımsız durumda bulunmakta ve ahır olarak kullanılmaktadır.

Kurt Erdmann’in notlarindan: “Kargi Han, Kayseri’nin 19 km kuzeyinde Sivas yolu üzerinde yer almakta olup Erdmann’ın ziyaretleri sırasında askeri depo olarak kullanılmaktaydı. Yapının genel formu Osmanlı dönemine aitse de arka ve yan cephelerdeki kaba yontulmuş rustik taş bloklar daha eski bir döneme işaret etmektedir. Erdmann, bu taşların büyük ihtimalle bir Selçuklu yapısından devşirildiğini, hatta özgün yerlerinde duruyor olabileceğini ileri sürmektedir. Ancak ayrıntılı bir inceleme yapmanın mümkün olmadığını da belirtmiştir.”1

  1. Kurt, Erdmann: Das anatolische Karavansaray des 13. Jahrhunderts, p. 196, Han No. 72 ↩︎