Hacı Kılıç Camii minaresi dibindeki Kabir, Mirliva Hüseyin Bey’e aittir. Osmanlı döneminde Aksaray sancağının beyliğini yapan Hüseyin Bey, 16. yüzyılda Hacı Kılıç Camii ve Medresesi’ni onarmış, Mimar Sinan’a bir hamam ve imaret yaptırarak camiye vakfetmiş önemli bir devlet adamıdır. Cami ve medreseye gelir sağlamak amacıyla köyler, hamamlar, dükkânlar ve araziler vakfetmiş; vakıf şartnamesinde bu gelirlerin cami görevlilerinin maaşları, imaret hizmetleri, ihtiyaç sahiplerinin beslenmesi ve Kur’an okuyanların desteklenmesi için kullanılmasını istemiştir.

Hüseyin Bey, muhtemelen Hacı Kılıç Camii’ni inşa ettiren Selçuklu Emiri Ebu’l-Kasım bin Ali et-Tûsî’nin torunlarındandı veya Kayserili olup bu mahalleye mensuptu. Babasının ismi, mezar taşında da yer aldığı üzere Sinan Bey’dir. Osmanlı tahrir defterleri, Hüseyin Bey’in 16. yüzyıl ortalarında Aksaray Mirlivası olarak görev yaptığını doğrulamaktadır.

H. 959 / M. 1552 yılı Ramazan ayında vefat eden Hüseyin Bey, o dönemde Kayseri’nin en büyük mezarlıklarından biri olan Hacı Kılıç Mezarlığı’na defnedildi. Serçeönü Mahallesi sınırları içinde, caminin karşısından başlayarak Sahabiye Medresesi’ne kadar uzanan bu geniş mezarlık, Seyyid Burhaneddin Mezarlığı’nın yaklaşık iki katı büyüklüğündeydi. İçinde Roma döneminden kalma bir mezar anıtı da bulunuyor, böylece alanın çok eski çağlardan beri defin yeri olduğu anlaşılıyordu.

Caminin bugünkü minaresi ise yapının ilk inşa edildiği 1249 yılında mevcut değildi. Hacı Kılıç Camii, tıpkı Hunat Hatun Camii gibi, yüzyıllar boyunca minaresiz olarak kullanıldı. II. Abdülhamid döneminde, Osmanlı’nın şehirlerdeki önemli camilere yeni minareler kazandırma girişimi kapsamında önce Hunat Hatun Camii’nin minaresi 1900’de inşa edildi. Ardından ertesi yıl, yani 1901’de Hacı Kılıç Camii de bugünkü kesme taş minaresine kavuştu. Minarenin konumu, caminin kuzeydoğu köşesinde ve taç kapıya yakın bir noktada seçildi. Bu minare, dönemin mimari üslubunu yansıtan, gövdesi silindirik, şerefesi taş işçiliğiyle bezenmiş ve kaidesi geniş tutularak sağlamlaştırılmış bir yapıdır.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, 1928’de, Belediye Reisi Hacılarlı Muhittin Bey döneminde İstasyon Caddesi’nin açılması için mezarlığın büyük kısmı istimlak edildi. Bu sırada Hüseyin Bey’in mezarı da yol güzergâhında kaldığı için, yeni yapılmış olan minarenin dibine taşındı. Mezar taşları minarenin kaidesine monte edildi. Böylece, ölümünden yaklaşık dört asır sonra bile, Hüseyin Bey Hacı Kılıç Camii’nin yanı başında, minarenin gölgesinde yatmaya devam etti.

Mezar taşı kitabesi (baş taşı):
Ḥażihi ḳabrü’l-merḥūm el-maġfūr es-ṣāḥibü’l-ḥayrāt ve’l-ḥasenāt Ḥüseyn Beg bin Sinān Beg ilā raḥmeti’llāhi Emīr-i Līvā-i Aḳsarāy

Anlamı:
Bu kabir, merhum, Allah tarafından günahları bağışlanmış, hayrat ve hasenat sahibi, Aksaray Mirlivası, Sinan Bey oğlu Hüseyin Bey’indir. Allah rahmet eylesin.

Ayak taşı kitabesi:
İntikālū min dārü’l-fenā ilā dārü’l-bekā fī şehri Ramażānü’l-mübārek sene tis‘a ve ḥamsīn ve tis‘a mie

Anlamı:
Geçici âlemden ebedî âleme, dokuz yüz elli dokuz senesi mübarek Ramazan ayında intikal etti.

✶ Medya