Osmanlı Dönemi’nde Tülüce Mahallesi’nde Tülüce Camisi’nin güney bitişiğinde bulunan boş alanda gösterilen çeşme, kısaca ‘Tülüce Çeşmesi’ adıyla bilinmektedir. Çeşmenin 1940’lı yılların başında ortadan kalktığı tahmin edilmektedir. Eskiden çeşmenin batısında Hapishane-i umumi adıyla bilinen Ankara’nın ilk cezaevi, güneydoğusunda ise Diyanet İşleri binası (son dönemlerde Anafartalar Polis Karakolu ve Hotel Ulus olarak kullanılan bina) bulunuyordu.

Eski fotoğraflarından çeşmenin Ankara çeşmelerine göre farklı bir mimari tarzı olduğu anlaşılmaktadır. Türbe mimarisine benzer tarzda yapılan çeşmenin kare planlı olduğu ve köşe bölümlerinin düzleştirildiği görülmektedir. Üstünde yuvarlak biçimli kubbesi olan çeşmenin arka bölümü hariç 3 yüzünde sivri kemerli birer niş bulunmaktadır. Nişlerin içine lüleler yerleştirilmiştir. Kuzey tarafa bakan arka yüzü ise tahminen portal gibi düzenlenmiştir. Her biri ayrı yöne bakan 3 yüzü aynı anda kullanılabilen çeşme, Ankara’da mimari açıdan bilinen tek örnektir.

Ernest Mamboury, 1933’de yayınlanan Ankara Gezi Rehberi adlı kitabında bir çeşmeye ait kitabeden bahsetmektedir. Kuva-yı Milliye Caddesi’nde olduğu ve ‘3 yüzlü’ olduğu belirtilen çeşmenin Tülüce Çeşmesi olması muhtemeldir (Ankara çeşmeleri içinde 3 yüzünde lülesi olan başka çeşme yoktur.). Mamboury’nin verdiği bilgiye göre, çeşmenin güney yüzünde yer alan kitabesinin metni şöyledir:

“Hacı Mustafa Bey’in bağışıyla yaptırılan bu güzel üç yüzlü Çeşme için Allah’a Hamdolsun.

Bu beyin niyeti halka açık bu çeşmeyi yaptırarak karısının ruhunun şad olmasını sağlamaktır.

Bu çeşmeden kana kana su içenler Hacı Fatma Hanım’ın ruhu için dua etsin.

Dört seçilmişlerden yola çıkarak bu tarihi düşündüm

Kalbin acısını dindiren balözlü bu ulu çeşmeden için.”

Metindeki 4. satırın ebced hesabına göre yapılan değerlendirmesinde, Hicri 1316 (Miladi, 1898) tarihinin verildiği anlaşılmaktadır. Bu tarih çeşmenin yapım yılını işaret etmektedir. Çeşmenin onarım yılını gösteren diğer kitabede ise aşağıdaki ifade yer almaktadır:

“Çeşmeyi yeniden yaptıran Hacı Dayı’nın ruhuna dua ediniz.

Bütün canlıları sudan yarattık. 1327”

Bu kitabelerden, Hacı Mustafa Bey tarafından 1898 yılında yaptırılan çeşmenin, 1908 yılında Hacı Dayı tarafından onarımının sağlandığı anlaşılmaktadır (Mamboury, s.198-199).

Kaynak: Osmanlı Dönemi’nde Ankara’nın Mahalle Çeşmeleri — İbrahim Yavuz İşçen

✶ Medya

✶ İlişkili Yerler