Ulucanlar Cezaevi Müzesi
Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi olarak da bilinir.
- Tür: Cezaevi, Müze
- Kültür: Cumhuriyet
- Yüzyıl: 20. yy
- Bölge: Türkiye, İç Anadolu Bölgesi, Ankara, Altındağ, Hacettepe
- Durum: Erişilebilir
Ulucanlar Cezaevi, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olarak ilan edilen ve yeni bir şehir olarak bir anlamda yeni cumhuriyetin temsili olarak kurgulanan Ankara’da 1925’te açıldı. Bu yanıyla Ulucanlar Cezaevi tarihçesine bakmak demek, faaliyetlere başladığı günden bu yana siyasi tutukluların hapsedildiği bir mekân olduğu için Türkiye’nin siyasi tarihini incelemekten farksız.
Bununla birlikte, bazı tarihsel dönüm noktalarında Ulucanlar Cezaevi’nin Türkiye gündeminde ön sıralarda yer aldığı görülmektedir. 12 Mart 1971 tarihinde yapılan askerî müdahale sonrasında, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun önde gelen üç ismi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, mahkeme tarafından idam cezasına çarptırıldılar ve 6 Mayıs 1972 tarihinde Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildiler. 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askerî darbe sonrasında ise, sosyalist bir lise öğrencisi olan Erdal Eren de buraya getirildi. Hukuken henüz 17 yaşında olduğu için idam edilmesi mümkün olmayan Erdal Eren, yaşı büyütüldükten sonra 18 Aralık 1980 tarihinde yine bu cezaevinde idam edildi.
Türkiye cezaevleri tarihinde yaşanan ihlallerden biri, 26 Eylül 1999 tarihinde Ulucanlar Cezaevi’nde kolluk güçlerince başlatılan ve 10 tutuklunun ölümüyle sonuçlanan operasyondu. Bu yıllarda Türkiye’de cezaevlerinde süregiden koğuş sisteminden hücre sistemine (F Tipi Cezaevleri) geçiş projesi ve uygulamaları başlatıldı. Başta siyasiler olmak üzere mahkûm ve tutukluların direnişine, 19-22 Aralık 2000 tarihleri arasında 20 ayrı cezaevinde aynı anda yapılan bir dizi operasyonla karşılık verildi. Devletin “Hayata Dönüş Operasyonu” adını verdiği, medya ve kamuoyunun “19 Aralık Katliamı” (Bayrampaşa-İstanbul) olarak adlandırdığı olaya kadar süregelen kanlı bir süreç başladı. Bu operasyonun Ulucanlar ayağı nihayete erdiğinde, ardında silahlarla ve kimyasal gazlarla katledilmiş 10 ölü ve yüzlerce ağır yaralı tutuklu bıraktı. Cezaevlerinde F Tipi hücre sistemine geçilmesi için düzenlenen operasyonlarda neler olduğunun araştırılması için 2000 yılında TBMM’de bir araştırma komisyonu kuruldu. Hazırlanan rapora göre yaşamını yitiren mahkûmlar ya silahlarla ya da fiziksel şiddetle öldürülmüştü. Bu komisyon, yaşanan hak ihlallerinden sorumlu olanların cezalandırılması gerektiği yönünde görüş de belirtti.
Ankara’da yeni hücre sistemine göre yapılması planlanan cezaevleri açıldıktan sonra, 2006 yılında Ulucanlar’da bulunan mahkûmlar da yeni cezaevlerine nakledilmeye başlandı. Ankara Büyükşehir Belediyesi ilk etapta bu cezaevini bir ayakkabı çarşısına dönüştürmeyi istemekteydi. Diğer yandan, Ankara Mimarlar Odası bu cezaevinin bir müzeye dönüştürülmesi yönünde Adalet Bakanlığı’na bir öneride bulundu. Mimarlar Odası, yaklaşık 1 yıl boyunca çeşitli sivil toplum örgütlerini de bir araya getirerek nasıl bir müze olması gerektiğine dair çalışmalar yürüttü. 2008 yılında Altındağ Belediyesi müzeleştirme sürecini kendi başına yürüteceğini beyan ederek kontrolü eline aldı. Nihayetinde, Temmuz 2011’de Ulucanlar Müzesi açıldığı vakit sivil bir iradeyle yapılan planlamadan oldukça farklı bir müze ortaya çıktı.
Daha fazla bilgi için bkz.: Türkiye’de Hafızalaştırma — Ulucanlar Cezaevi Müzesi
✶ İlişkili Yerler
