Karyağdı Hatun Türbesi
Karyağdı Türbesi, Karyağdı Sultan Türbesi olarak da bilinir.
- Kültür
- Osmanlı
- Yüzyıl
- 16. yy
- Durum
- Erişilebilir
İtifaiye (Opera) meydanında kubbeli olan bu türbenin 1577, H. 985 yılında yapıldığı kitâbesinden anlaşılıyor. Bu türbenin kapısı üstündeki Türkçe kitâbede “Gülü nazikteni” denilmesinden burada yatanın kız olduğu hakkındaki söylenti teyit edilmektedir. Bu türbe evliyalar arasında, İslamlar içinde de kadınlar, kızlar bulunduğunu, onların da ziyaret edildiklerini, onlara da adak adandığını Ankara merkezinde gösteren bir başka örnektir. Türbedarlık gibi bir vazifeyi kendiliğinden yapan ninenin ifâdesine göre, bu bir sevgi ile gelin olmuş, çok güzel ve faziletli bir kızmış, hamile kalıp aşerdiği zaman kar istiyor. Aylardan en sıcak zamandır. Ağustos ayında dağlarda da kar yoktur. Gelin bir gece bahçeye çıkıp Tanrıdan kar muradında bulunur. Bu dileği kabul edilir, kar yağmağa başlar. Gelin avuç avuç kar yer. Gün ağardığında, şehir halkı hayrettedir. Bu gelinin dileği her yana yayılır. Fakat hamile gelin hastalanır ve ölür. Bu söylentinin tahlilinden sarfınazar, bizi ilgilendiren ilmi netice, bu hanımın gömüldüğü ve türbe yapıldığı yerin bilhassa kadınlar tarafından ziyaret edildiği ve adaklar adandığıdır.
“Pencereler, Karyağdı Hatuna adanmış mumlarla dolu. Kolay tahmin edeceğiniz gibi, bu türbenin ziyaretçileri daha çok kadınlar. Çocuğu olmıyan genç gelinler, evlenme çağına gelmiş kızlar, dertli çileli analar, ondan medet umuyorlar, nazlarını ona geçiriyorlar.
Eh! Çeken bilir elbet, kadın kişi değiller mi birbirlerinin dilini, halini kolay anlarlar.”
Tarihçesi bugün için ilmen meçhul olan Karyağdı hatun münasebetiyle, Ankara’nın kuzeybatısında Karyağdı dağları bulunduğunu bu münasebetle hatırlıyoruz.
İncelediğimiz, bilgi edindiğimiz kadın erenlere ait türbeleri daha çok kadınların ziyaret ettikleri ve muratlarını ona söyledikleri, ona adadıkları bir gerçektir. (Nallıhan’daki Bacım Sultan gibi).
Fotoğrafta da görüleceği üzere mum yakmağa mahsus türbe dı şında ayrıca teneke, saçlardan yapılmış bir yer vardır. (Fotoğraf No.7) Burası isten kapkara ve yanan mum döküntüleri ve bulaşıkları ile dopdoludur. Ayrıca orada mum almak isteyenlere mahsus bir kaç demet te pencere içine konulmuştu. Bundan başka ziyaretçileri kadınların teşkil ettiği, hemen hemen pek nâdir olarak buraya erkek ziyaretçinin geldiği de bir hakikattir. Üstelik buraya Yeni şehir’den şık, kürk mantolu, rujlu hanımlar daha ziyade rağbet göstermektedirler.
Ziyaretçiler önce “kulhüvallâhi ve elham” okumakta, sonra muratlarını, dileklerini dudak mırıltısiyle belirtmektedirler. Mum adaklarını peşin olarak yerine getiren, hemen oracıktan bir mum alarak saç ve tenekeli mum yakma mahallinde mumu yakıp bırakanlar vardır. Ayrıca mum satan, türbedarlık yapan kadına da bahşiş verilmektedir. Yaşlı türbedar, türbe hakkında ayrıca ş u bilgiyi veriyor: “Türbenin üstüne her gece cemi cümlenin derin uykuya vardığı saatlerde bir şey yağar, kar mı yağar, nur mu yağar bilmem artık, yere değmeden kaybolur gider.”
Bu türbenin etrafını demirciler, tamirciler sardığı ve çok fazla çarşı içi olduğu, ziyaretçinin kendi başına, kendi haline kalamaması, hattâ erkekler tarafından seyredilmesi gibi bir durum ziyaretçilerde çekingenlik yaratıyor. Bununla beraber oraya taksi ile veya hususi arabalariyle gelen aileler de görülüyor. Günlük ziyaret birkaç kişiyi geçmiyor, Cuma günleri bu miktar en çok 10 kişi oluyor. Türbeye bakan, onu gözeten, temizleyen kadın, türbenin hemen yanındaki bir kulübede oturmaktadır.
Kaynak: Tanyu, Hikmet, “Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri, A.Ü.İ.F. yayınları, 1967, Ankara, s. 75-77.
Kitabede şu ibare yazılıdır:
”Ah vaveylaki cellad felek
Hake saldı bu gül nazik teni
Ravzasını ravza-i huld yerin
Merkadin pür-nur eyle ya Ganf
Cennetinden kabrine ruzenler aç
Rahmetinle bula daim ruşeni
Erdi hatifden anın tarihi
Cilvegahı ola cennet Gülşeni
sene hicri 985 (1577).”
(Ah! ne yazıkki cellad felek bu gül nazik vücudu toprağa verdi. Ey cömert, zengin ve varlıklı olan Allahım, mübarek kabrini sekiz cennetten birisi olan “Cennet-i hul” eyle ve hurla doldur. Cennet’inden kabrine bahçeler aç, Sen’in rahmetinle kabri daima aydınlık olsun. Gizli bir ses onun vefat tarihini bildir di. Ebedi hayatı geçireceği yer cennet bahçelerinden birisi olsun. Sene Hicri 985/Miladi 1577).
Kitabede hatun kişinin adı yazılmamış ve vefat tarihi 1577 yılıdır. “Gül nazik teni” ifadesinden de genç yaşta vefat ettiği anlaşılmaktadır. Sultan III. Murad’ın saltanat yıllarında vefat eden bu hatun kişinin Ankara’da yaşayan varlıklı bir aileye mensup olduğunu tahmin ediyoruz. Ayrıca Ankara şehrinin kuzey batısında “Karyağdı” adında bir dağ bulunmaktadır.
✶ İlişkili Yerler

