Karaağaç Dedesi Türbesi
Abdullah ve Abdülkerim Dede Türbesi olarak da bilinir.
- Kültür
- Anadolu Selçuklu, Cumhuriyet
- Durum
- Erişilebilir
Günümüzde Mamak ilçesi Altıağaç Mahallesi’nde bulunan iki mezar, Seyyid Hüseyin Gazi’nin arkadaşları olduğu sanılarak ziyaret edilir.
Bu köyde bulunan Karaağaç Çeşmesi’nin suyu şifalı olduğu için itibar edilirmiş. Buraya şimdi büyük bir cami yapılmış, çeşmenin suyu da akmaktadır. 2004 yılında Mamak Belediyesi ve halkın yardımları ile türbe yeniden yapılmış, “Altıağaç Mahallesi Abdullah Dede ve Abdülkerim Dede Türbesi” kitabesi konulmuştur.
Kaynak: Mamak Tarih ve Kültür Atlası – Abdülkerim Erdoğan, Cilt 1, Sf: 181
Doğu tarafında Hüseyin Gazi dağı görünen, 5. Zırhlı tugayın bulunduğu tepelerin karşısında, Karaağaç köyü yolunun sol tarafında, 100 metre kadar dik bir yamaçtan kestirme olarak tırmandıyor ve Karaağaç Dedesi’ne (Altıağaç Dedesi) çıkılıyor. İki mezar yan yana bulunuyor. (Resim 11 ve Resim 12) Aralarında 10 metre kadar bir açıklık var. Taşlarla düzgün bir şekilde çevrilmiş, mezarın baş ve ayak ucundaki taşlar da yeşile boyanmıştır. Soldaki mezarın “Ziyaret”in sol yanında bir su kaynağı bulunuyor. Bu mezarın hemen baş tarafında oldukça büyük bir ağaç vardır. Gene bu mezarın hemen arka kısmında mum yakılmak üzere ocak gibi bir yer (Resim 14) bu maksat için hazırlanmış ayrıca duvarda bir oyuk (Resim 15) göze çarpıyor. Mezarın baş tarafındaki Taşa Niyet, Adak Taşları yapıştırılmak istenmiş, fakat tutmamıştır. Taşları tutturmak için mumlamışlar. (Resim 16 Küçük Yatır). Normal bir taşı denedik tutmadı. Mezarın (Küçük Yatır’ın) sol yanında bir çalı mevcuttur. (Resim 17) Bunun üzerine bezler bağlanmıştır. Mezar çok bakımlı, her tarafına ağaç fidanları dikilmiştir. Ağaçların cinsi muhteliftir. İçlerinde meyve ağaçları da vardır. Daha ziyade yeşilliği ve ziyaretçilere gölge temin ettiği için dikilmişe benziyorlar.
Küçük Yatırın arkasındaki büyük, geniş gövdeli, epeyce yaşlı ağaç Karaağaç’tır.
Bu iki yatırdan solda olan dede (Büyük Yatır) daha büyük, onun boyu da normal bir mezarın iki misli uzunluktadır.
Büyük Yatır’a yazılan yazı yeni olup, ziyaretçilerden yalnız bir fatiha talep etmektedir. İsmail adında bir zat tarafından yazılmış. (Resim 18) Diğer mezarda, Küçük Yatır’da yazı yoktur. Büyük yatır ortada duruyor. Arkasına Çam ağacı dikilmiştir. Bu çevredeki ağaçlar da yeni dikilmiş ağaçlardır. Esasen bu ziyaret 1953 yılındanberi onarılmış. Daha önce yıkık, bir harabe halinde imiş. Zengin bir şahıs (İsmail adlı bir zat ve diğer yaşlı bir zat) çok masraf ederek onarmışlar. İsmail adlı zat Hacce gitmeden önce burasını rüyasında görmüş. Ve bu sebeple onarmaya karar vermiş. Aslında bu Karaağaç Dedesi’ne yıllarca önce (15-20 yıl) ve söylendiğine göre çok eskidenberi ziyarete geliniyormuş. Benim yaptığım araştırmada buraya 15-20 yıl önce gelenleri Hacı Bayram semtinde bularak onlardan, buranın öncesi hakkında bilgi edindim: Bu Karaağaç Dedesi Ankara’nın tanınmış ziyaret yerlerindenmiş Hatta önceleri Karaağaç’ta yatılıp uyunuyor, bir gece geçiriliyormuş. Orada niyet tutuluyor, oraya boğmacalı çocuklar götürülüyormuş. Hala da götürülürmüş.
Büyük Yatırın yakınındaki ufak mescitte namaz kılınıyor.
Halen tek olarak kalmış ve üzerine birkaç bez bağlanmış. Karaaağaç’ın yanında eskiden kalma bir kulübe varmış. Orada namaz kılınıyormuş. 1956 yılında yanmış. Sonradan gene ziyaretçilerin ibâdet etmesi için, büyük yatırın yanına yeni, ufak, tertipli, düzenli bir mescit yapılmış (1956-57).
Ziyaret zamanı: Bu iki yatıra ziyaret her zaman olabiliyor. Kadın, erkek, zengin, fakir, cahil, tahsilli (ilk, orta, lise v.b.) geliyorlar. Hatta hususi arabalarla geliniyor. Ayrıca bir şahıs her yıl mutlaka buraya ziyarete gelip kurban kestiriyor ve etini bu çevredeki fakirlere dağıtıyormuş.
İncelemeğe gittiğim gün cuma ve Nisan’ın güneşli bir günü olmasına rağmen gelenler azdı (birkaç kişi). Daha ziyade pazar günleri geliniyor. Pazar günü kutlu sayılmamakla beraber tatil günü olduğundan daha kalabalık oluyor. İkinci derecede kalabalık olduğu gün cumartesi imiş.
Şifalı Su: Aynı zamanda şifalı tanılan bir su da çok uzun boylu (6 metre kadar) bir mezarı olan dede’nin (Büyük Yatırın) hemen baş tarafında (beş metre kadar) bulunuyor. Bu sudan da şifa niyetine içiliyor. Bu tepenin dik yamacında böylece su çıkıyor.
Küçük Yatır’ın sol yanında (beş metre kadar) kazıldığı zaman su çıkmasa imiş asıl mescit orada yaptırılacakmış. Temelleri kazıldığı zaman su çıkınca buradan vazgeçilmiş. Mescit te Büyük Yatır tarafına yapılmış.
Ağaç: Bu Büyük Yatır’ın (Karaağaç Dedesi)’nin bulunduğu mahalde önceleri Altı Karaağaç varmış. İki üç kilometre kadar yakındaki Karaağaç’ın köylüleri, çok sert bir kış zamanında ağaçlardan beşini kesmişler, tek bir ağaç kalmış. Bu altıncı karaağacı da o çevrede bilgili tanılan bir köylü keserken, ağacın üstünden 100 metre kadar aşağıdaki kuru dereye yuvarlanıp ölmüş. Bu ölen şahıs kesmek istediği ağacın önüne gömülmüş Ağaç’ta balta izleri, kesikleri görülüyor. Bu şekilde ölüp gömülene Küçük yatır deniyor. Geçmişinin 25 yıl kadar önce olduğu söyleniliyor. Diğer mezara Büyük Yatır da deniyor. Büyük Yatır çok eskidenberi varmış. Hüseyin Gazi’nin adamı imiş, ölmüş ve buraya gömülmüş. 60 metre kadar solda dar yolun kenarında -Karaağaç yolunda- bir çeşme bulunmaktadır. Bunun hakkında, Hüseyin Gazi’nin vurulduğu anda kanının her damladığı yerden bir kaynak çıkmış diye söyleyenler var. Bu çeşmenin adı Altıağaç çeşmesi’dir. Çeşme 1950 yılında yeniden yapılmıştır. Daha yanda ve bir kuyu durumunda iken buraya alınmış.
Taş yapıştırma, bez bağlama, mum yakma: Küçük yatırın ve Büyük Yatırın baş taraflarında mum yakmak üzere yerler ve sol tarafta bez, çabut, bağlanmış çalılar mevcut. Hattâ Küçük Yatırın baş tarafında bir metrelik bir set üzerinde bulunan kalın gövdeli karaağaca da birkaç bez bağlanmış. Küçük Yatır’ın baş tarafındaki mezar taşına Adak, Niyet taşları yapıştırılmak istenmişse de tutmamış. Bu yüzden taşların tutması için mumlanmış.
Adananlar: Mum, süpürge, tavuk, horoz, koyun (kurban). Kurban adadım, denilmesi halinde çok zaman hatıra koyun geliyor. Eğer horoz adanmışsa, Horoz Kurbanından daha yaygın ve benimsenmişi Horoz adağı deyimidir.
Mumları Gündüz de yakıyorlar: Gece olması şart değildir. Bu duruma göre, aydınlık, nurla ilgililik meselesi üzerinde durulmağa değer görünmüştür.
Halka göre taşların tutmaması sebebi: Burada taş yapıştırılmaması, yalnız bez bağlanması gerektiğini, taş yapıştırmanın bu ziyaret yerinde uygun olmadığını, burasının o türlü bir ziyaret yeri olmadığını, her ziyaret yerinin kendisine göre mevcut olan usulüne uyulması gerektiğini bu çevredikler belirtiyorlar.
Yatırlar arasında silsilei merâtip: Büyük Yatır, Küçük Yatır diye ayrılmış Her ikisi de ziyaret yeri olmakla beraber, duruma göre Üstün mevkide olan ve asıl ziyaretgâhın sıklet merkezi mevkiinde bulunan büyük yatırdır. Onun daha ziyade rağbet gördüğü çok aşikâr bir şekilde anlaşılıyor. Onun eskiliği, geçmişi ve hayatı, Hüseyin Gazi ile ilgisi bulunuşu, Anadoluyu islâmlaştırma işindeki gayreti, “kâfirlerle mücadelesi” v.b. mezarın tabii mezar boyundan birkaç defa daha büyük oluşu, korku, heyecan, ilgi, merak v.b. halk üzerine tesir ediyor. “Büyük Yatır Hüseyin Gazi’nin adamı olup, onun maiyetindenmiş” deniliyor. Hüseyin Gazi, adına Hüseyin Gazi denilen dağa yaralı olarak gitmiş, orada şehit olarak gömülmüştür.
Hüseyin Gazi’nin Hüseyin Gazi dağı üstündeki türbesi, çok daha makbul tutuluyor.
Kaynak: Tanyu, Hikmet, “Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri, A.Ü.İ.F. yayınları, 1967, Ankara, s. 83-86.