Agios Nikolaos Kilisesi, Kayseri
Agios Nikolaos Kilisesi, Rum Ortodoks cemaatine ait önemli ibadet mekânlarından biriydi ve aynı yerde inşa edilen üçüncü kilise olma özelliğini taşır. İlk olarak 1698 yılında kurulan, 1850 yılında ise yeniden yapılan bu yapının girişinde Karamanlıca bir kitabe yer alır. Kitabede şu dizeler okunur:
“Aziz Nikolaos’un serihanesi / Kapadokya’nın budur anası
Abdülmecit hükmederken tahtından / Kesarios Paisios vaktında
Deliklitaş namahrem taşları / Kayseri Rum milletinden harçları.”
Bu kitabe, kilisenin yapımında kullanılan taşların Rum Mahallesi yakınlarındaki Deliklitaş semtinden getirildiğini ortaya koymaktadır. Nitekim 1850 tarihli bir belge de bu bilgiyi doğrular niteliktedir. Belgeye göre, Ermeni Patriği, onarımına izin verilen bir Rum kilisesinde kullanılmak üzere Deliklitaş Ermeni Mezarlığı’ndan taş çıkaran Rumları şikâyet etmiştir.
Kilise avlusunda bir okul ile bazı despotlara ait mezarlar bulunmaktaydı. İoannidis’e göre, metropolitlik binası bu okulun üst katında yer alıyordu. Avlunun iki kapısından biri Kiçikapı yönüne ve şehir dışına, diğeri ise Kağnı Pazarı’na açılıyordu. Kayseri şehir merkezinde Bizans döneminden kalma iki önemli metropolitlik kilisesi mevcuttu: Agios Nikolaos ve Agios Basileos kiliseleri. Eski kaynaklarda “Rumiyan” adıyla geçen mahallenin, büyük olasılıkla Agios Nikolaos Kilisesi’nin de içinde bulunduğu, metropolitlik merkezinin yer aldığı bölge olduğu anlaşılmaktadır. Papanikolao’ya göre bu bölge, halk arasında o dönemde “Kilise Mahallesi” olarak bilinmekteydi.
Molu’daki Rum Kilisesi, mübadeleden 20–25 yıl önce oradaki cemaatin dağılmasıyla metruk hâle gelmiş, kilise yıkıldıktan sonra kutsal masasındaki taş Kayseri’deki Agios Nikolaos Kilisesi’ne götürülmüştür. Nüfus mübadelesinin ardından Agios Nikolaos Kilisesi bir süre tiyatro, ardından hapishane olarak kullanılmıştır. Tam olarak ne zaman yıkımına karar verildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1950’li yılların ortasında Selçuk Emden tarafından çekilen bir fotoğrafta kilisenin hâlen sağlam bir şekilde ayakta olduğu, yalnızca çan kulesinin artık mevcut olmadığı görülmektedir. Yıkımın ardından birkaç yıl boyunca bulunduğu alan büyük olasılıkla boş kalmış ve yeşil alan olarak değerlendirilmiştir. Sonraki imar planlarında bu parsel, Cumhuriyet Mahallesi sınırları içinde “yeşil alan” olarak gösterilmiştir.
1950’li yılların sonunda, Belediye Reisi Şahap Sicimoğlu’nun girişimleriyle parselin imar durumu değiştirilmiş, alan özel şahıslara satılmış ve 1959’da Havuzlu Han inşa edilmiştir. Bu gelişme, şehir planında yeşil alan olarak ayrılmış merkezi bir konumun yapılaşmaya açılması anlamına geldiği için hem meclis üyelerinden hem de halktan tepki görmüştür. Tartışmaların ardından Belediye Başkanı Sicimoğlu, 27 Temmuz 1959’da görevinden istifa etmiştir. 1970’li yıllara kadar uygulanan şehir planı çerçevesinde ise Kayseri’nin geleneksel dokusunu oluşturan pek çok tarihi yapı ortadan kaldırılmıştır.