Tosunağa Konağı
Tosunaga Konağı, 1896 yılında inşa edilmiş olup, günümüzde Tacettin Veli Mahallesi sınırları içinde kalan eski Lala Mahallesi’nde, Lale Sokak No: 2 adresinde yer almaktaydı. Kayseri Lisesi’nin doğusunda ve aynı zamanda Selahattin Hamamı’nın arkasında, bir konut adasının köşesine yerleştirilmiş olan yapıya, Lale Sokak’a açılan büyük bir avlu kapısı aracılığıyla giriş sağlanıyordu. Konak, dönemin varlıklı ailelerinden Üstündağlar’a aitti. Alaaddin Üstündağ’ın aktardığına göre ailesi, hamamdaki kurnalardan birinin kullanım hakkını satın almış ve bu durum resmî kayıtlara da geçmişti. Günümüze ulaşamayan, artık yerinde olmayan bu konak, Kayseri’nin geç Osmanlı dönemi sivil mimarisinin dikkat çekici örneklerinden biriydi. Bugün hâlâ ayakta olan yakındaki Kiçikapı Konağı’yla büyük benzerlikler taşıdığı bilinmektedir.
Kuzey bölüm, özgün haliyle sütunlarla çevrili geniş bir avluya, avlunun doğusunda yer alan iki katlı dıştan merdivenli bir yaşam birimine ve kuzeybatı köşesindeki bir köşke ev sahipliği yapmaktaydı. Ancak 1950’li yıllarda yapılan müdahaleler bu yapının karakterini önemli ölçüde dönüştürdü. Batıya gelen sütunların içe alınmasıyla avlu ikiye bölünmüş, böylece batı kısmında kapalı yeni bir mekan elde edilmiş; bu alanın batıdan ve kuzeyden açılan yeni sokak kapıları ile bağımsız bir birim haline gelmesi sağlanmıştır. Aynı bölüme iç merdiven eklenmiş, köşkün doğusuna duvar örülerek yarı açık mekân kapalı bir odaya dönüştürülmüştür. Köşkün yanına eklenen mutfak ve sahanlık, yapının iç ilişkilerini daha da karmaşıklaştırmış, kuzeybatıdaki üst kat bağımsız bir konuta çevrilmiştir.
Güney yapısı, alt katta ahırlar, üst katta ise üç oda ve bir mutfaktan oluşan daha geleneksel bir konut düzenindeydi. Katlar arasındaki geçişi sağlayan özgün plan, sonradan yapılan beton merdiven ve yeni kapılarla bozulmuş; özellikle giriş holü ve büyük odanın mekânsal ilişkisi ciddi şekilde etkilenmiştir. Üst katta, mutfağın ikiye bölünerek bir kısmının odaya dönüştürülmesi ve pencerelerin örülerek odaların holle olan bağlantılarının kesilmesi gibi müdahaleler yapılmıştır. Bu müdahaleler sonucunda konak, birbirinden bağımsız üç ayrı konuta bölünmüştür: avlulu ev, ahırlı güney evi ve köşkün dönüştüğü batıdaki yapı.
Tosunaga Konağı’nda kullanılan malzemeler ve cephe düzeni, sadeliği ve zarif oranlarıyla dikkat çekmekteydi. Ahşap döşemeler, zarla kaplı duvarlar, sedirli pencere önleri ve taş çıkmalar bu sadeliğe estetik bir derinlik katıyordu. Özellikle kuzeydeki odaların pencereleri avluya açılırken, köşe odalarının sokağa yönelen açıklıkları hem içe dönük hem de dışa açık bir yaşam tarzını yansıtıyordu. Doğudaki odalardan biri bahçeye, diğeri ise yüksekten kuzeye açılan sıra dışı pencere düzeniyle dikkat çekmekteydi. Bu odalarda kullanılan zarlar, dolaplar, şerbetlikler, kapı-pencere oranları ve renk uyumu, iç mekânda dingin ve içten bir atmosfer yaratıyordu. Köşkün zemininde kullanılan taş döşeme özellikle öne çıkmaktaydı: kırmızı sekizgen taşlar ile siyah karelerin kombinasyonundan oluşan bu zemin, döneminde birçok Kayseri konağının köşk veya yazlık bölümlerinde kullanılan bir motifti ve ince taş işçiliğinin bir göstergesiydi.
✶ Kaynaklar
