1877 (Hicrî 1294) yılında inşa edilen Öztaşçı Konağı, günümüzde Kayseri’nin Tacettin Veli Mahallesi sınırları içinde kalan Han Mahallesi, İnce Sokak No: 22 adresinde, Han Camii’nin güneybatısında yer almaktaydı. 19. yüzyıl sonu Anadolu sivil mimarisinin özgün ve etkileyici örneklerinden biri olan bu yapı, halk arasında “Çırak Mustafa” olarak bilinen Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Giyimine özen göstermemesiyle tanınan Mustafa Bey, konağın inşasına büyük meblağlar harcamış, halk arasında “bir eşek torbası altın” harcadığı söylenmiştir. Bu nedenle yapı, zamanla “Çırak Mustafa Konağı” olarak anılır olmuştur.

Konağın mimarî planı iki büyük avlu etrafında şekillenmiş ve bu avlular bir kapı ile birbirine bağlanmıştır. Ön avlunun güneydoğusunda yer alan iki katlı yapı, alt katta ahır, samanlık ve hizmet alanlarını; üst katta ise selamlık odası ve sergah bölümünü barındırır. Bu alan, konağa gelen erkek misafirlerin ağırlandığı bölümdü. Açık mutfak, avlunun diğer bir işlevsel unsurudur ve dönemin hizmet kültürünü yansıtır. Avlular, yüksek duvarlarla çevrilerek dış dünyadan yalıtılmış huzurlu alanlar oluşturur. Komşuya açılmayan pencereleriyle içe dönük bu mimarî anlayış, Osmanlı konut geleneğinin mahremiyet ve sükûnet ilkelerini yansıtır. Meyve ağaçları, güller ve üzüm asmalarıyla donatılmış bahçeler, geçmişin canlı ve zengin yaşamına tanıklık eder.

Asıl konut yapısı ikinci avlunun güneybatısına yerleştirilmiştir. Konağın giriş bölümü olan sofa, 5,40 m yüksekliği ve 34 m²’lik alanıyla dikkat çeker. Giriş kapısı, taş oymalarla bezeli, geleneksel “düğüm” motifleriyle süslenmiş, üzerinde stilize boynuz biçimli bir motifin merkezinde Arap harfleriyle yapım tarihi (1294) işlenmiştir. Sofanın içi, ahşap paneller ve fresklerle bezeli zarlarla çevrilidir. Duvarlarda doğa manzaraları, yelkenliler ve gökyüzü gibi romantik ve naif temalar yer alır. Özellikle biri gerçek, diğerleri illüzyonla yapılmış absidler ile oluşturulan görsel etki, iç mekâna derinlik ve zarafet kazandırır. Sofa tavanı ahşapla kaplanmış olup sekialtı taş döşelidir ve merkezinde süslemeli bir çağ taşı yer alır.

Sofaya güneyden açılan harem odası, 6,20 m x 4,20 m boyutlarında, olağanüstü işçilikle bezenmiş zarları ve sedir düzeniyle sıcak bir atmosfer sunar. Ahşap işçiliği, üç marangozun yarışması sonucu ortaya çıkan farklı panoların birlikte kullanılmasıyla çeşitlilik kazanmıştır. Şerbetlik alkovu, simetrik kompozisyonu ve çiçek-ağaç motifleriyle dönemin bezeme geleneğini yansıtır. Tavan ise çok katmanlı, ortasında oyma bir elips ve ortasında 60 cm’lik süslü bir kanca ile görkemli bir yapıdadır. Harem odasının aydınlatması üç pencereyle sağlanır: ikisi yüksekte, biri duvarın alt kısmında yer alır. Pencerelerin dışa bakan yüzlerinde demir parmaklık ve içe doğru kayan ahşap kepenkler yer alır. Ayrıca, pencere üstlerine konumlandırılmış üç adet elips biçimli yıldız penceresi mevcuttur. Taban alanına oranla pencere açıklıkları %7’yi bulur. Konağın işlevsel bölümlerinden olan tokanalar, sade ve ağırbaşlı yapılarıyla dikkat çeker. Moloz taş duvarlı, direk ve kirişli tavanlı bu alanlar, yemek pişirme, muhafaza ve evsel işlerde kullanılırdı. Birinci tokananın sekialtı bölümünde taş zemin, üst platformda ise ahşap döşeme bulunur. Merkezdeki dört direk, üst yapı yükünü taşıyan kolon sistemini oluşturur. Sekialtında yer alan merdivenler bodrumlara ulaşımı sağlar. Tepe penceresi hem ışık hem hava akışı sağlamak amacıyla kullanılmış, kışın örtülerek yalıtım sağlanmıştır. Dip tokana, iki dikdörtgenin kesişimiyle oluşturulmuş ve ilk tokana ile haremden geçilen bir planlamaya sahiptir. Tabanı toprak olan bu alan, kışlık hazırlıkların yapıldığı, ürünlerin saklandığı bölümdür.

Konağın güneyinde, eyvan biçiminde düzenlenmiş ve daha sonra odaya çevrilmiş bir köşk, bir yaz mutfağı ve bir tuvalet yer alır. Köşkün pencereleri, harem odasınınkilerle oranlanmış, ancak süssüz bırakılmıştır. Zemin döşemesi kırmızı ve siyah renkli taşlardan oluşur. Odaya çevrildikten sonra gusülhane eklenmiştir. Yaz mutfağı, ocağı ve dolaplarıyla avluya dönük bir diğer önemli işlevsel alandır. Avluların zemini yer yer taşlarla, yer yer çiçek ve ağaçlarla bezenmiştir. Güney duvarındaki pencere, yapının sokakla bağlantı kurduğu nadir noktalardan biridir. Ayrıca, taşlık alanların su giderleri ve platformları, günlük ev yaşamına dair ipuçları sunar. Geniş bodrum katı, sofadan yaz mutfağına kadar uzanır ve üç ayrı ambarı içerir. Burada tahıl, turşu, peynir ve pekmez gibi gıda maddeleri muhafaza edilirdi. Üzüm asmaları ise koku vermesi için sofaya yakın bölümlere asılırdı. Kışın ısıtılan tek alan harem odasıydı; sofa ise bu aylarda çoğunlukla kullanılmazdı.

Ne yazık ki bu eşsiz yapı, Kültür Bakanlığınca korunmaya değer görülmüş olmasına rağmen gerekli önlemler alınmadığı için yıkılmıştır. 1 Nisan 1989’da yapılan araştırmada konağın tamamen yok edildiği, tavan süslemelerinin çalındığı ve yapı elemanlarının İstanbul’a taşındığı tespit edilmiştir.