Türbe Şifa Hamamı, Konya’da Türbeönü’nde, Selimiye Camii’nin batı bitişiğinde, Muvakkithane ile aynı hizada yer almakta idi. Erkekler bölümü girişi doğrudan muvakkithanenin yanından sağlanıyordu. Yapı, Karamanoğulları veya Erken Osmanlı Dönemine tarihlenen bir çifte hamam niteliğindeydi. Ancak bu tarihî yapı, 1955 yılında meydan açma bahanesiyle yıktırılmıştır.

Türbe Hamamı 1955’te yıkıldığı için, yapı hakkındaki bilgiler mevcut çizim ve belgeler üzerinden yalnızca Yılmaz Önge tarafından ayrıntılı biçimde tanımlanmış ve tarihlendirilmiştir. Önge, Şehabettin Uzluk, M. Önder, İ. H. Konyalı ve A. Sami Ülgen’in verilerini değerlendirerek şu sonuca varmıştır:

“Dr. Şehabettin Uzluk’un kaynaklardan tespit ettiği ve Hz. Mevlâna’nın sık sık gelip yıkandığı hamam, sonraları Karamanoğulları Döneminde çifte hamam olarak ihya edilen Türbe Hamamıʼnın bir kısmı idi. Ülgen’in Niksar’daki 13. yüzyıldan kalma Danişmentli Hamamıʼna benzetmesine dayanarak, biz bunun, çifte hamamın sonradan kadınlara tahsis edilen kısmı olduğunu zannediyoruz. Koyunoğlu Müzesiʼnde bazı parçaları bulunan şadırvan da buraya ait olmalıdır. Bilemediğimiz bir sebep ile bu Selçuklu hamamının tahrip olmasından sonra, 14. yüzyılda Abit Çelebi tarafından ihya edilişi sırasında, erkekler kısmına yeni bir şadırvan konulurken, kadınlar kısmındaki eski şadırvan da değiştirilmiştir. Yapıyı incelemek imkânı artık kalmadığından Türbe Hamamıʼnın bir kısmının gerçekten Hz. Mevlâna zamanına ait olup olamayacağı bundan sonra ancak tarihçilerin bulabilecekleri yeni belgelerle kesinlik kazanacaktır.”

Küçükdağ, araştırmalarında yapının 15. yüzyılın ortalarına tarihlenmesi gerektiğini belirtir:

“Cemaleddin Çelebi, Fatih ve Beyazıd’ın padişahlıkları sırasında Konya Mevlâna Dergâhı’nda uzun yıllar postnişinlik yapmış bir zattır. Yukarıda ileri sürülen delillerden anlaşılan şudur ki; Cemaleddin Çelebi, Türbe Hamamıʼnın ilk banisidir. Onun, inşası biten hamamı türbeye vakfetmesinden sonra, 2. Beyazıd devri vakıf tahrirleri sırasında kaydedilmiş olmaktadır. Şu durumda 1955 yılında yıktırılan Türbe Hamamı, Konya’nın Osmanlıların eline geçtiği sıralarda, yani 15. yüzyılın ortalarında yaptırılmış denilebilir.”

A. S. Ülgen’den aldığı plana göre, Önge hamamın planını şu şekilde tanımlar:
Hamamın erkekler kısmına kuzeyden girilmekteydi. Bu bölümün doğusunda küçük bir aralıkla geçilen keçelik kısmı, güneyinde ise iki bölümlü soğukluk (ılıklık) yer alıyordu. Bu soğukluktan sonra üç hücreli sıcaklık kısmına geçilmekteydi. Kadınlar kısmının girişi batıdandır; burada da soyunmalık ve ılıklığın ardından iki eyvanlı, üç hücreli bir sıcaklık bölümü bulunmaktaydı.

1955’te yıkılan hamamın soyunmalığındaki mukarnaslı şadırvanlardan biri bugün Karatay Müzesi bahçesinde, diğeri ise Koyunoğlu Müzesi’nde sergilenmektedir (Önge, 1991, 80).

Sonuç olarak yapılan araştırmalardan anlaşıldığına göre, Türbe Hamamı Karamanoğulları Döneminde 14. yüzyılın sonlarında veya Osmanlı Dönemi başlarında, 15. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Yapının Hz. Mevlâna’nın yaşadığı dönemde mevcut olan bir Selçuklu hamamının kalıntıları üzerine yeniden inşa edilmiş olması ihtimali oldukça kuvvetlidir. Ancak yapının artık yerinde bulunmaması, bu bağlantının kesin tarihsel belgelerle kanıtlanmasını güçleştirmektedir. Buna rağmen, Türbe Hamamı Konya’daki en eski hamam geleneklerinin devamını temsil eden, dini ve sosyal yaşamla iç içe geçmiş önemli bir mimari eser olarak tarihteki yerini almıştır.