Osmanlı Dönemi’nde Baş Çeşme’nin bulunduğu mahalle, ‘Çeşme Mahallesi’ adıyla biliniyordu. Aynı mahallede bulunan mescit de ‘Çeşme Mescidi’ şeklinde adlandırılmıştı. Bu bilgilerden Baş Çeşme’nin dönemin önemli çeşmelerinden biri olduğu anlaşılmaktadır. Çeşmenin bulunduğu yer günümüzde, Ulucanlar Caddesi üzerinden ayrılan Gazeteci Kemal Aşık Caddesi’ne girildiğinde hemen sağ kolda yer alan 4 numaralı apartmanın yakınına denk gelmektedir. Burada daha önceden ‘Çeşme Camisi’ adıyla bilinen bir cami bulunuyordu. Caminin kuzey tarafında ise Baş Çeşme vardı.

Yıldız Albümleri fotoğrafları arasında Baş Çeşme’yi gösteren bir fotoğraf bulunmaktadır. (Kavas, s.121) Fotoğrafta Baş Çeşme’nin yanındaki yapı, Çeşme Camisi’ne aittir. Fotoğraf, 1924 Ankara Haritası ile birlikte değerlendirildiğinde cami ve çeşmenin bölgedeki konumları daha iyi kavranmaktadır. Burası aynı zamanda Seyfiye Medresesi adıyla bilinen Ankara’nın ünlü medreselerinden birinin önüdür (yakınıdır). Elmadağ suyunu kullanan Baş Çeşme, bu nedenle Seyfiye Medresesi Çeşmesi adıyla da adlandırılmış olabilir. Abidin Paşa’nın valiliği döneminde (1886-1894) onarılarak su dağıtımı sağlanan 32 çeşme arasında, ‘Baş Çeşme’ ve ‘Seyfiye Medresesi Çeşmesi’ iki farklı çeşme olarak kaydedilmiştir (Şehr-i Kadim Ankara, Cilt 3, s.36). Ancak 1924 Ankara Haritası’nda medresenin önünde çeşme gösterilmemiş olması dikkat çekicidir.

Bu alanda bulunan yapılar (Seyfiye Medresesi, Mevlevihane ve Çeşme Mescidi) Ulucanlar Caddesi açılırken 1969 yılında yıkılmıştır (Erdoğan, Altındağ’ın Manevi Coğrafyası, s.191). Baş Çeşme’nin de bu dönemde yıkıldığı düşünülmekle birlikte, 1971 tarihli Ankara bölge paftasında, aynı yerde ‘Bereke Çeşmesi’ şeklinde kaydedilmiş bir çeşme gösterilmiştir (Öney, pafta 4). Bu kayıt, çeşmenin (ismi değişmiş olarak) 1972 yılına kadar varlığını korumuş olabileceğini düşündürmektedir.

Fotoğraf üzerinden yorumladığımızda Baş Çeşme’nin, alt bölümlerinin moloz ve kesme taşlar kullanılarak, üst bölümlerinin ise tuğla örgü olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Üst bölümü oluşturan tuğla dizilerinin düzgün ve dekoratif bir tarzda yerleştirildikleri görülmektedir. Çeşmenin ana gövdesinde, tuğla örgülü ve sivri kemerli derin bir niş bulunmaktadır. Arka tarafında bir deposu olduğu anlaşılan çeşmenin ön tarafında geniş saçaklı, kiremit çatılı bir sundurma vardır. Sundurmanın ön tarafında, taşıyıcı unsur olarak antik dönem yapılarından devşirme yuvarlak 2 sütun kullanılmıştır.

Suyunu 1890’da Atpazarı Maksemi’nden temin etmeye başlamıştır.

Kaynak: Osmanlı Döneminde Ankara’nın Mahalle Çeşmeleri – İbrahim Yavuz İşçen

✶ Medya