Kuşçu, Kocasinan
- Tür: Köy
- Tema: Kaybolan Kültür Varlıkları
- Kültür: Osmanlı
- Yüzyıl: 16. yy
- Bölge: Türkiye, İç Anadolu Bölgesi, Kayseri, Kocasinan
- Durum: Su Altında
Kuşçu Köyü’nün ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir; ancak çevredeki eski mezarlıklar, buranın çok eski bir yerleşim olabileceğini gösterir. Boyun Harman’daki mezarlıklar, Külbağ, Tömbek Tepe ve Kepir çevresinde ev temelleri kazılırken ortaya çıkan mezarlar; Dolay Mahalle’de bulunan çanak çömlek kırıkları, mezarlar, boncuklar ve eşyalar köyün tarihî derinliğine işaret etmektedir. Küçük Dede ve Pilitli Dede mevkilerinde definecilerce talan edilen mezarların kime ve hangi döneme ait olduğu bilinmez. Köylülerin “Delikli Kaya“ adını verdiği, dere kenarındaki tüf kayalara köye su getirmek amacıyla oyulmuş eserin de kayaların yer yer yıkılmasıyla izleri kaybolmuş, kim tarafından ve ne zaman yapıldığı köyün en yaşlıları tarafından bile hatırlanmamaktadır. Yine Harman mevkiinde bulunan ve halk arasında “Gâvur Arğı” diye bilinen çok eski bir su arkının da kim tarafından yapıldığı ve hangi döneme ait olduğu bilinmediği hâlde bu adla günümüze ulaşmıştır.
Osmanlı arşivlerinde Kuşçu’ya dair ilk kayıt 1530 tarihli “Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rum Defteri’nde geçer. Burada köy, “Kenar-ı Irmak Nahiyesi’ne bağlı bir mezraa” olarak zikredilir. Bu bilgi Kuşçu’nun en azından 16. yüzyıl başlarında var olduğunu göstermektedir; ancak “Kenar-ı Irmak Nahiyesi”nin yeri bugün bilinmemektedir. Aynı yüzyılda yaşamış olan, Mimar Sinan’a Kayseri’de Hacı Ahmet Paşa Camii’ni (Kurşunlu Camii) yaptıran ve Osmanlı sarayında doğancıbaşı olarak görev yapan Doğancı Ahmet Paşa, dönemin Kayserilileri arasında “Kuşçu Paşa” adıyla da bilinir. Bu sebeple köyle bağlantısı muhtemeldir. Hatta Ahmet Paşa’nın, bölgedeki su kaynakları ve tüf kayalarının elverişliliğini göz önünde bulundurarak köylüleri buraya yerleştirip kuş yetiştiriciliğini teşvik amacıyla Kuşçu Köyü’nü bir çeşit çiftlik yahut yerleşim merkezi olarak kurmuş olması da mümkündür.
Köy geçmişte dört mahalleden oluşurdu: güneyde Harman, onun kuzeyinde Dere, daha yukarıda Orta ve en kuzeyde Dolay Mahalle. Dolay Mahalle’nin önünde, Kızılırmak kıyısında halk arasında “Kızılkaş” denilen ve bugün hâlâ görülen kırmızı kayalık bulunur. Köyün yeri de dikkatle seçilmiştir: arkası dağa yaslı, önü Kızılırmak’a açık, suya yakın ve korunmaya elverişlidir. Bu sebeple Kuşçu’nun erken dönemlerden itibaren tercih edilen bir yaşam alanı olması gerek. Kayseri’nin doğusundaki vadilerde yer alan tarihî köylerde de benzer örneklere rastlanmaktadır.
Köyün kuruluşuna dair anlatılar, çeşitli yerlerden göç edenlerin birleşmesiyle meydana geldiğini söyler. Bağdat’tan ve Maraş’tan gelen ailelerin yanı sıra yerli halkın da bulunduğu, özellikle Keteler sülalesinin ilk kurucular arasında yer aldığı aktarılır. Rivayet edilir ki “bu köy yedi köyün birleşmesinden kurulmuştur” ve İçipınarı, Kurucuva, Yaramış Bağları, Demircilik Bağları, Öküzpınarı, Karapınar, Tombakkaya ve Eski Boyacı adları anılır. Bu yerleşimlerden gelenlerin bir kısmı Kuşçu’yu, bir kısmı da Boyacı Köyü’nü kurmuştur. Köyün eski adının Kayapınar olduğu, sonradan “Kuşçu” adını aldığı da yaşlıların aktardığı bilgiler arasındadır.
18. yüzyılda Kuşçu, Osmanlı kayıtlarında “Doğancı taifesine tabi” olarak görülür. Defter-i Cedid-i Hakanî’de İslâmlı nahiyesine bağlı Kuşçu ve Hasancı köylerinin bu taifeye dâhil olduğu yazılıdır. 1706’da Şahincibaşı Rüstem Ağa, Doğancı Mukataasını 35 kuruşa Merkebci Mahallesi’nden Seyid Abdurrahman’a malikâne olarak vermiştir. Kuş yetiştirmek için tezkeresi olmayanlardan vergi alınması kanunlaşmış, Müslümanlardan 150, zimmilerden 300 akçe toplanmıştır. 1708 yılı kayıtlarında Çakırcıbaşı İvaz, Sahincibaşı Rüstem ve Atmacacıbaşı Mustafa’nın adları geçer. Bu belgeler, Kuşçu’nun yalnızca tarım ve hayvancılıkla değil, Osmanlı’nın kuş yetiştirme teşkilatı içinde de önemli bir yere sahip olduğunu gösterir. 1831 nüfus sayımında köy “Ehl-i İslam” olarak kaydedilmiş, Ermeni ve Rum cemaatinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Osmanlı vergi kayıtlarında kuşlukların da vergilendirildiği görülür. 1880–1890’lara ait kayıtlarda Kuşçu’da 135 ev, 21 çayırlık, 1 değirmen, 12 söğütlük, 6 kuşluk, 8 parça söğütlük ve çok sayıda bağ-bahçelik zikredilmiş, kuş besleyenlerden “kuşluk vergisi” alındığı belirtilmiştir.
Köyün en önemli yönlerinden biri güvercin yetiştiriciliğidir. Eskiden köyün üst taraflarında, kimi kaya oyuklarına oyulmuş, kimi taşla örülmüş çok sayıda güvercinlik bulunurdu. Aile adlarıyla anılan kuşluklar meşhurdu: Göğlanların Kuşluğu, İmamların Kuşluğu, Hacı Kasım’ın Kuşluğu, Cerahların Kuşluğu, Kadıların Kuşluğu, Çapalışmanların Kuşluğu ve Solakların Kuşluğu. Anlatılara göre “kuşlar havalandığında köye güneş düşmez, kuşlar gökyüzünü kaplarmış.” Güvercinler önceleri özellikle gübresi için sebzelerin verimini artırmış, haberleşmede mektupların taşınmasında ve avcılık için beslenmiştir. Bugün ise zevk için uçurulup takla atışları seyredilmek üzere beslenmeye devam edilmektedir.
Eski Kuşçu yerleşim yeri, 27 Aralık 2003’te Yamula Barajı’nın su tutmaya başlamasıyla tamamen sular altında kalmıştır.
✶ Kaynaklar