Bodrumi Ömer Lütfi Efendi Camii
- Tür: Cami
- Kültür: Osmanlı
- Yüzyıl: 19. yy
- Bölge: Türkiye, Marmara Bölgesi, İstanbul, Üsküdar, Küçük Çamlıca
- Durum: Erişilebilir
Küçük Çamlıca Tepesi’nin güney eteklerinde ve Bodrumî Camii Sokağı üzerindedir.
Yığma taştan yaptırılan mabedin çatısı ahşaptır. Dört penceresinden ışık alan basit bir yapıdır. Minberi ahşap olup tahta minaresi 1970 senesinde yıkılmıştır. Şerefesinin üzerinde tahta çubuklar üzerine oturtulmuş bir sacağı vardı. Selâmsız semtindeki Fatma Hatun Camii minaresinin bir eşi idi.
Bodrumî Camii Sokağı’na açılan bir kapıdan avluya girilir. Avlu kapısının hemen sağ tarafında mabedin kapısı bulunmaktadır. Camiin sokağa bakan cephesi üzerine, ta‘lik hat ile yazılmış şu kitâbe yerleştirilmiştir:
Hüdavend-i mu’azzam Hazreti Abdülhamid Han’ı
Serîr-i saltanatda dâ’im itsün Hazreti Mevlâ
O şâh-ı zıll-i Yezdân’ın atâ-yı bî-şümariyle
Ömer Lütfi Efendi eyledi bu mescidi inşa
Düşer binde bir ancak Re’fetâ böyle güher tarih
Yapıldı ravza-i Cennet gibi bir ma’bed-i zîba
1309
Bu kitâbeden de anlaşılacağı üzere mabet, Sultan II. Abdülhamit devrinde Bodrumlu Ömer Lütfi Efendi tarafından 1309 (1891-92) tarihinde yaptırılmıştır.
Kitâbe, iki kısımdan oluşmaktadır. Üst kısmında, üç satır halinde, cami yaptırmanın büyük sevap olduğunu belirten Arapça bir metin ve bunun altında da üç satır halinde altı mısralı Türkçe bu manzume bulunmaktadır.
Kitâbe, Şair Refet Efendi tarafından hazırlanmıştır.
Avlu kapısının sol tarafında ve Bodrumî Camii Sokağı üzerindeki maslakların cephesinde de birer kitâbe bulunmaktadır. Birincisi, Ömer Lütfi Efendi’nin eşi, Fatma Hanım tarafından 1311(1893-94) yılında yaptırılan sibyan mektebinin kitâbesidir.
Avlu kapısının solundaki ikinci kitâbe de, yine bir maslak üzerindedir. Bu abdest musluklarının yapıldığı tarihi belirten iki mısralı bir kitâbedir:
Al abdesti bu mescidde kıl namaz
Kabul olur eyle anda çok niyaz
1311
Avlu kapısından girildiğinde sol tarafta ve cami kapısı karşısında Ömer Efendi’nin muhteşem lâhdi bulunmaktadır. Büyük mermer lâhdin üzerinde silindir şeklinde baş ve ayak taşları vardır.
Baş şâhidesi üzerinde:
Hüve’l-Hallâkü’l-bâkî
Şeyhülislâm-ı / sâbık Bodrumî / el-hac Ömer Lütfi / Efendi’nin rûhine / ve kâffe-i ehli iman / ervahına / lillâhi’l-Fatiha
18 Zilkade 1314 /18 Nisan 1313 (Miladî 1897)
Camiin karşısında ve yolun öteki tarafında pek zarif bir kuyu bileziği ve mermer kapağı vardır. Üzerinde yazı yoktur.
Camiin bânisi Şeyhülislâm Ömer Efendi, 1817 yılında doğmuştur. Tahsilini tamamladıktan sonra İstanbul’a gelmiş, müderris olmuş ve 1865’te Veliaht Yusuf İzzeddin Efendi’nin hocalığına atanmıştır. 1873 yılında Bidayet Mahkemesi başkanlığına getirilmiş ve 18 Ocak 1889’da da Üryanizâde Ahmet Esad Efendi yerine şeyhülislâm olmuştur. 3 Eylül 1891 yılında, meşhur Maksudiye Hanı’nın satılması yüzünden, Sadrazam Kâmil Paşa ile beraber azlolunmuştur.
Bilindiği gibi Maksudiye Hanı’nın satılması davası yıllarca mahkemeleri meşgul etmiş, bir neticeye bağlanamamıştı. Cemaleddin Efendi, Sultan Abdülhamit’e sadakat göstermek için bu davanın bir miras meselesi olmadığını, Abdülhamit’in tac ve tahtını tehlikeye koyacak bir saltanat davası olduğunu yazdı.
Bu dava ile alâkalı olanların maksadının Padişahın hal’iyle Murat Han’a bi’at etmek olduğunu iddia etti. Bu iddiasını ispat için de ‘Maksut’ kelimesinin Arapça’da ‘Murad’ manasına geldiğini, Maksudiye Hanı demek Murat Han demek olduğunu ve satmak manasına olan ‘Bey’ kelimesinin de hakikatte tâbi olmak manasına gelen ‘Beyat’ ile münasebeti bulunduğunu yazdı. Sultan Abdülhamit, jurnalin hakikat olmasa bile, ince bir buluş eseri olduğuna dikkat ederek Cemaleddin Efendi’yi 4 Eylül 1891 tarihinde, 17 yıl 5 ay kalacağı Şeyhülislâmlık Makamı’na getirdi.
Camiin sağ tarafındaki iki katlı ahşap Ömer Efendi köşkü çökmüştür. Köşkün yan ve gerisindeki geniş arazi, Ömer Efendi’nin çiftliği idi. İçinde, müştemilât binaları bulunan bu geniş arazinin sokak üzerindeki duvarları önünde üçüncü bir maslak bulunmaktadır.
Şeyhülislâm Ömer Efendi’nin Kadife Hanımefendi ismiyle anılan kuzguni siyah bir eşi vardı. Bütün İstanbul zencileri her sene mayısın birinci cumartesi günü Çilehane’de toplanırlar ve bu hanımefendinin başkanlığında geleneksel zenci bayramlarını icra ederlerdi. Bayram günü “saat onikiye doğru Çilehane’deki bu köşkün kapıları açılır ve arkasında üç dört beyaz halayıkla Kadife Hanımefendi sokağa çıkar, Çilehane’deki büyük servi ağacına doğru yürürdü…” Hanımefendi’nin hazırlanan kürsüye oturmasıyla bayram başlardı.
Temmuz 1989 da yaptığım ziyarette mabedin ibadete açılmış olduğunu gördüm. Minaresi hâlâ yoktu. Etrafına bazı sokaklar açılmış ve binalar yapılmıştı. Sol tarafına açılan yeni yolun adı Şen Sokak’tır
Ömer Efendi’nin oğlu Mir Ahmet Efendi 21 Şevval 1307 (10 Haziran 1890) tarihinde vefat ederek İstanbul’da, Sultan II. Mahmut Türbesi hazîresine gömülmüştür. Muhteşem lâhdinin kitâbesi;
Hâlâ Şeyhülislâm ve müfti’l-enam devletlû semâhatlû
Ömer Lütfi Efendi’nin necl-i necibi
Haremeyn payelilerden Mir Ahmed Faik Efendi,
şeklindedir.
* Kaynak: Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, Sayfa 126