Fevziye Kıraathanesi
Milli Sinema, Güneş Sineması, Emperyal Sineması, Felek Sineması, Türk Sineması olarak da bilinir.
- Tür: Dükkân, Sinema
- Tema: Kaybolan Kültür Varlıkları, Revnakoğlu'nun İstanbul'u
- Kültür: Osmanlı
- Yüzyıl: 19. yy
- Bölge: Türkiye, Marmara Bölgesi, İstanbul, Fatih, Kemal Paşa (Fatih)
- Durum: Kayıp
Günümüze ulaşamayan, üzerinden bugün Şehzadebaşı Caddesinin geçtiği, eski haritalarda Direklerarası Caddesi ile Fevziye Caddesi’yle kesiştiği yerde, Osman Baba Türbesi’nin arkasında, İbrahim Paşa Sebili’nin karşısında idi. Kuruluş tarihi tespit edilemeyen bu kıraathane, 19.yy’ın son çeyreğinde İstanbul’un en meşhur yerlerindendi.
Beyoğlu’ndan sonra ilk sinema filmi Fevziye Kıraathanesi’nde Kâtip Salih’in karagöz perdesinde gösterildi. İlgi görmesi üzerine sinema işlevi de gören kıraathanede gösterime giren filmlerin reklam ilânlarına da yer verilmişti. Fevziye Kıraathanesi 1914’te Millî Sinema olmuştu. Bu sinema daha sonra sırasıyla Güneş, Emperyal, Felek ve Türk adlarıyla devam etti.
Kapısı o zamanlar Direklerarası denilen Şehzadebaşı Caddesi’ndeydi. Fevziye Caddesi üzerinde bir bahçesi vardı, bahçenin yanında da yüksek riyaziye (matematik) hocası Vidinli Tevfik Paşa’nın konağı vardı. İçi gayet genişti, yüz elli kişi kadar alırdı, fakat müşterisi az ve kibar, münevver tabakadan kimselerdi. Senede bir ay, Ramazanlarda pek cazip bir sanat, musiki mahfili olurdu. Kadir gecesi müstesna her gece İstanbul’un en seçkin profesyonel sazende ve hanendelerinin musiki fasılları pek meşhurdu. Fasıl ya Kemençeci Vasilaki’nin yahut Kemanî Memduh Efendi’nin idaresinde bulunurdu.
Ahmed Rasim Resimli Şark Dergisinin Ocak 1932 tarihli nüshasında kıraathaneden bahsederken burada bulunmuş olan dönemin mühim isimlerini şöyle sıralar: “Şöhret-i fâika kazanmış olan Fevziye Kıraathanesi, bir zaman İstanbul’un darülelhanı olmuş, Kâzım Efendi isimli nazik birisi tarafından kiracı olarak işletilen kıraathaneye; Kemençeci Vasil, Yahudi Kemal, Kemanî Usta Mike’nin saz heyeti ve Kemanî Tatyos Efendi gelirdi. Hanende Bogos Efendi’nin pederi Astik ile Kanunî Şemsi, Tanburî Ovagim, Karakaş, Hacı Karabet, Kuzguncuklu Artin, Seatik efendiler bulunurdu. Ayrıca, Zekâî Dede, Hünkâr imamı Medenî Aziz Efendi, Hacı Arif Bey, Hacı Faik Bey, Sermüezzin Rifat Bey, Behlül, Kiramî Efendiler gibi üstatlar ile Kel Ali, Nedim, Kör Hüsameddin Beyler gibi, zamanın sair bestekârları, meşhur sazende ve hanendeleri gelirler, bilhassa Ramazan gecelerinde her taraftan yüzlerce erbâb-ı nezâhet ve merak toplanırlar, oturulacak yer, sandalye bulunmadığı pek çok vaki olurdu.1
—–
- Mustafa Koç, Revnakoğlu’nun İstanbul’u, c.4, Fatih Belediyesi Kültür Yayınları, 2021. ↩︎