Mescit, Atpazarı semtinde, eski Atpazarı Caddesi, Yeni Toptaşı Caddesi ile Beygirciler Sokağı’nın birleştiği yerde ve köşedeki 1141 (1728) tarihli Genç Mehmet Paşa Çeşmesi’nin arkasında idi. Civarında Hayreddin Çavuş Mescidi’nin arsası ve türbesi yan tarafında ise Saçlı Çelebi Halil Efendi’nin açık türbesi vardır.

Hadîka’da şu bilgi bulunmaktadır:

“Bânisi Osman Efendi, Hüdâyî Mahmud Efendi hazretleri asitanesinin şeyhlerindendir. Dede Çelebi adıyla maruf Şeyh Mehmet Sabûrî Efendi’nin 1130 (17l8) tarihinde vefat etmesi üzerine bu dergâha şeyh olmuştur. Bilecikli’dir. Atpazarı yakınında yeni bir cami yaptırmıştır. Mescidin yapımına Behiştî adlı şair bu tarihi demiştir:

Cenâb-ı mürşid-i âgâh-ı dil Osman Efendi kim
Odur esrâr-ı kenze mazhar ârif-i billâh
Yapub bu dil-güşâ âlî makamı sa’y idüb hayre
İrüb tevfîk-i Rabbanî olubdur ana lûtfullah
Yapıldı hamdü lillah kudsiyânın Kâbe-gâhı hem
Makarr-ı ehl-i takvâ âşıkân-ı hakka menzil-gâh
Zehi hâlet virir bir câmi-i pür-feyz-i ra’nâdır
Olur vâkıf ledün ilmine bunda salikân-ı râh
Gelüb bu tekyenin tâkında kandil-veş şeb ü rûzân
Durub devr-i devâmı bunda görse encüm ile mâh
Hemîşe bunda tâ’at-gîr olan ehl-i kulûbu
Hakk Vücûdın feyze müstağrak ide hem sırrına âgâh
Behiştî ihtitâmına didi bir ehl-i dil târîh
Mahall-i tâ’at ü’l-ebrâr cây-ı evliyâ ullah
1133(1720)

Şeyh Selâmi Ali Efendi’den ahz ü inâbet ve hilâfet alan Osman Efendi 1140 (1728) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, Hüdâyî Aziz Mahmud Efendi Türbesi yanındaki Şeyhler Mezarlığı’nda ve Reisü’l-hulefâ Şeyh Mak’ad Ahmed Efendi Türbesi’ndedir.

Mabedin duvarları yığma moloz taşından olup küçük minaresi ve çatısı ahşaptı. Kapı karşısında medrese tarzında yapılmış derviş hücreleri vardı. Bugün yeri park olarak kullanılmaktadır. Osman Efendi, semtinden dolayı, Atpazarî lâkabıyla ünlü idi. Hadîka yazarı, “Mehmed Sabûrî Efendi’nin 1130’da vefat etmesi üzerine Hüdâyî Dergâhı’na şeyh oldu” demektedir. Oysa, Silsile-i Celîle-i Celvetiye’de Sabûrî Efendi’den sonra oğlu İsmail Efendi’nin şeyh olduğu görülmektedir. İsmail Efendi çok küçük olmasından ona vekalet etmiş olabilir. Zaten kendi tekkesini 1133’de yaptırdığına göre, Hüdâyî Şeyhi olarak pek az kaldığı ve asaleten de atanmadığı için de buradan ayrıldığı anlaşılmaktadır.

Âyin günü cuma olan Celvetî Tekkesi’nin Mecmua-yı Tekaya’ya göre, 1885 tarihlerindeki şeyhi Mustafa Efendi idi. Mustafa Efendi 1305 (1887) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, İnadiye’de Tavaşî Hasan Ağa Camii hazîresindedir. Sikkeli şâhidesindeki kitâbesi şudur:

Tarikat-i alliyye-i Halvetiyye’den Atpazarî şeyh Osman Efendi tekyesi şeyhi ve Tavaşî Hasan Ağa Mahallesi imamı eş-şeyh Hacı Hafız Mustafa Şükrü Efendi.

Osman Efendi’nin torunu eş-şeyh Seyyid Mehmed Efendi, İstanbul’da Karamanî Mehmet Paşa Camii diye bilinen Sünbüliye’den Koruk Tekkesi’nde 41 sene şeyhlik yapmıştır. 12 Ramazan 1189 (Kasım 1775) tarihinde vefat etmiştir. Kabri, Koruk Tekkesi şeyhi ve kayın pederi Şeyh Mehmed Fahri Efendi’nin yanındadır.

1256 (1840) tarihli tekkeler listesinde adı olmadığına göre bu tarihten evvel yanmış veya yıkılmışsa da bir müddet sonra yeniden yapılmıştır. Pervitij’in 1930 tarihli sigorta haritasında yeri, arsa olarak gösterilmiştir. Aynı yer, 1340 (1921) tarihli camileri tasnif eden defterde beşinci sınıf camiler arasında gösterilmiştir. Bu tarihte dört duvar halinde idi.

Mabedin arsasına bir oto tamircisi yerleşmiş iken, yaptığı hizmetlerden dolayı Mimar Sinan gibi ismi İstanbul’la özdeşlenen Semiha Şakir Hanımefendi tarafından 15. 8. 1984-23. 12. 1985 tarihleri arasında, yeniden yapılmıştır. Yalnız adı, Hacı Bedel Mustafa Efendi Camii olmuştur. Hacı Bedel’in bu camiyi ihya ettiği ve Çanakkale harpleri sırasında da şehit düştüğü söylenmektedir.

Şimdiki mabet kare plânlı ve tek kubbelidir. Kubbesi sekiz yüzlü bir kasnağa oturtulmuştur. Mermer söveli ve kemerli kapısının takına bir âyet-i kerime hak edilmiştir. Bu kapı önünde, dört sütunlu ve üç kubbeli bir revak vardır. Alt üst pencerelerden ışık alır. Minberi mermer olup mihrabı Sümerbank’ın nefis çinileri ile kaplanmıştır.

Sağdaki minaresi, mabet gibi kesmetaş ile kaplanmıştır. Şerefesinin altı sarkıtlıdır. Minare kaidesine konulan bir levhada cami-i şerifin merhum Hacı İbrahim Şakir’in eşi Hacı Semiha Şakir tarafından yapıldığı yazılıdır.

Kıble tarafındaki sekiz yüzlü şadırvanın üstü, sekiz mermer sütunun taşıdığı sivri bir kubbe ile örtülmüştür. Gerek mabet ve gerekse şadırvan nefis eserlerdir.

Hacı Bedel’in bu mabet civarında ayrıca bir mektebi vardı.

Kaynak: Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, Sayfa 77

✶ Medya