Kayseri’nin Felahiye ilçesine bağlı Karaşeyh Köyü sınırları içinde yer alan Kara Şeyh Kabri, çevresinde tespit edilen çeşitli taş kalıntılarla tarihî bir nitelik taşımaktadır. Günümüzde kabir çevresinde, hepsi bir Bizans kilisesine ait olması gereken farklı mimari ve epigrafik taşlar bir arada görülmektedir.

Belgesel yönetmeni Öner Çalış tarafından yapılan çekimler sırasında, kabir çevresinde Bizans dönemine ait olduğu belirlenen bazı taş parçaları ortaya çıkarılmıştır. Bu taşlardan biri, yüzeyinde Grek harfleriyle yazılmış satırlar bulunan bir onarım kitabesidir. Uzman incelemelerine göre yazıt, MS 11.–12. yüzyıl (orta Bizans dönemi) arasına tarihlendirilmekte ve bir kilisenin yeniden inşasını konu edinmektedir. Yazıtta şu ifadeler yer alır:

“[…]ς κ(αι) εκ βάθρω(ν) ήγερθ(η) το θ(ο)λ(ιν) τε του παρόντο(ς) γω[?]ιου θ(εο)υ ευσεβείς”

Türkçe çevirisi:

“… ve Tanrı’nın bu kutsal tapınağı (veya kubbesi) temellerinden itibaren yeniden inşa edildi; dindar kişiler tarafından.”

Bu yazıtlı taş, ilk işlevi bir kilisenin onarım kitabesi olmasına rağmen, daha sonraki dönemlerde Kara Şeyh Kabri’nin mezar taşı başlığı olarak yeniden kullanılmıştır. Aynı alanda bulunan ikinci taşın yüzeyinde haç motifi yer almaktadır. Bu taşın formu ve sembolü, Bizans dönemine ait mezar taşlarında veya dini yapılara ait duvar süslemelerinde görülen örneklerle benzerlik göstermektedir.

Kabir çevresinde ayrıca üç taş parçası daha bulunmaktadır. Bir sütun kaidesi (altlık) ve bitkisel kabartmalarla süslenmiş bir sütun başlığı (kapitell), köy halkı tarafından üst üste konulmuştur. Kıvrımlı bitkisel bezemelere sahip bir mermer blok, olasılıkla bir kilisenin cephe ya da iç mekân süsleme unsuruna aittir.

Bu beş taş birlikte değerlendirildiğinde, Kara Şeyh Kabri çevresinin geçmişte bir Bizans kilisesinin kalıntılarının bulunduğu alanla ilişkili olabileceği anlaşılmaktadır. Köy halkının bu taş parçalarını köy yakınındaki Safranti Kalesi’nden getirmiş olması da muhtemeldir. Söz konusu taşların, köyde zamanla yerel halk tarafından kabir çevresinde inşaat veya süsleme amacıyla yeniden konumlandırılmış olması gerekiyor.

Yazıtlı taş ise daha sonra koruma altına alınarak Kayseri Kalesi içindeki Arkeoloji Müzesi çevresine götürülmüş ve günümüzde orada sergilenmektedir.