Taş ve tuğladan yapılan çeşmenin ayna taşında hem musluk hem de kitabe bulunmaktadır. Ayna taşının arkası çeşmenin haznesidir. Haznenin üzerindeki set namazgâh olarak kullanılmıştır. Çeşmenin altındaki yalağın her iki yanında hayvanların su içmesi için geniş yalaklar varmış. Yakındaki pınarlardan gelen su devamlı akmaktaymış.

Kitabesinin sözleri Şekercizade Seyyid Feyzullah Sermed’e aittir.

Habbeza nüzhet-feza-yı kıt’a-i huld-i berin
Kim nazir olmaz ana sahn-ı feza-yı gülistan

Sahibü’l hayr itdi icra iki ma-i müstefad
Nuş eden bir kâsesin bulur hayat-ı cavidan

İstirahat itmeğe bi-tab olan züvvar içün
Doğrusu muhtac idi bir böyle tarha bu mekân

İsteyen alsun vuzü’ kılsun namaz itsün du’a
Eylesin tahsil-i gufran-ı Hüda-yı müste’an

Sermeda tarihin işrab et ataş-ı ümmete
Suffa-i nadide “aynan fiha tecriyan”
1190 (1776)

Sonraki yıllarda namazgahın bulunduğu set üzerinde bir kır kahvesi yapılmış.. Üsküdarlı ressam Hoca Ali Rıza çeşmenin tablosunu yapmış. Tarihçi Süheyl Ünver bu tablodan bahsetmekte ve kendisinin de çeşmenin başındaki kahvehanede 1915-1920 yıllarında Tıp Fakültesine giderken ders çalıştığını ifade etmektedir. Ayrıca yine o yıllarda Çeşmenin yalağından taşan sulardan meydana gelen doğal havuzda kazların ördeklerin yüzdüğü yazılmaktadır. Saraçlar Çeşmesi yakınında yaşamış olan yazar Hicran Göze, Kadıköylü Yıllarım adlı kitabında buradaki anılarından bahsetmiştir.

1956 yılında yapılan yol çalışmaları sırasında çeşme ve kır kahvesi tamamen molozların altında kalmış, yok olmuştur.

Kaynak: Atıkgan Blog

✶ Medya